Tenime çarpan soğukla daha çok sokuldum battaniyeye. Sırtımda dolanan kol beni kendine daha çok bastırdı. Kol? Kendine? Ben kiminle uyuyorum?
Hızla açtım gözlerimi. Bora'yla koltukta yan yana uyuduğumuzu gördüm. Hızla kalktım yanından. Battaniyenin altından çıktığımda daha da çok üşümüştüm.
"Bora?!" Dedim şaşkınlıkla. Sıçrayarak uyandı. "Nilperi, bir şey mi oldu?!" Dedi telaşla. "Oldu!" Bende onun gibi telaşa kapılmıştım. Ayağa kalkıp belinden silahını çıkardı. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. "Sakin ol." Dedi. "Ne oldu?" Diye sordu hemen ardından. "Biz beraber uyumuşuz! Niye yanıma yattın?!" Çatık kaşları gevşedi. Göz devirerek silahı beline geri koydu. "Bu muydu yani?" Diye sordu bezgin bir ifadeyle. "Evet! Başka ne olabilir?! Yanımda uyumuşsun!" Dudaklarından silik bir tebessüm geçti. "Sen benim yanımda uyudun?"
"Neden uyandırmadın?" Omuz silkti. "Bütün gece kabus görüp durdun, sayıkladın. Seni tek bırakmak istemedim." İçime korku tohumları serpiştirildi. "Sa-sayıkladım mı?" Aklıma gördüğüm kabuslar geldi. Hepsinde dayım ve akmayı bırakmış bir nehir vardı. "Ne söyledim?" Dedim aynı korkuyla. "Dayı, dedin. Bir tek bunu anlayabildim. Ama çok şey söyledin." Rahat bir nefes bıraktım. Bir anda omuzlarımdaki bütün yükler kalkmış gibi hissettim. Çok geçmeden kendimi toparladım. "Neyse ne! Beni uyandırabilirdin. Böylece kabusta görmemiş olurdum belki." Bora'nın vereceği cevabı dinlemeden banyoya ilerledim. Kapıyı kilitledikten sonra elimi yüzümü soğuk suyla yıkadım defalarca. Aynadaki görüntümü izledim bir süre. Su damlaları burnumun ucundan düşüyordu.
Ben bir su damlasıydım ve akıp gitmeye mecburdum. Hayatım bu şekilde kuruluydu. Ben akıp gitmekle yükümlüydüm. Benim koşullarım farklıydı ve hayat çok acımasızdı. Hayat ilk önce saçlarımı okşuyor, sonrada kökünden ayırmak ister gibi çekiyordu. Bana şans bırakmıyordu. Oysaki ben kendime şans yaratabilirdim... İlk önce yüzüme gülüyordu hayat, sonra da bütün kötülükleri önüme sunuyordu. Karşıma engeller çıkarıyordu. Acaba, diyordu, bu sefer de bu engelleri yıkıp geçecek mi? Her seferinde yıkıp geçiyordum. Ama en çok yarayı yine ben alıyordum.
Yüzümü kurulayıp çıktım banyodan. Bora'nın yanından geçip sehpanın üstündeki sigara paketimi alıp balkona çıktım. Bir dal çıkartıp dudaklarımın arasına yerleştirdim. Çakmakla ucunu alevleyeceğim sırada çakmak ellerimin arasından çekildi. Ardından da sigara. Kaşlarımı çatarak Bora'ya baktım. "Ne yapıyorsun?" Sigaramı kendi dudaklarının arasına yerleştirip yaktı. İçine bir duman çekti ve yüzüme üfledi. "Aç karnına niye sigara içiyorsun?" Yüzüme üflediği dumanı elimi havada sallayarak dağıttım. "E sende içiyorsun?" Gülümsedi. "Sen içme diye ben içiyorum." Gözlerimi devirerek paketimden başka bir sigara alacakken paketi elimden çekti. "İlk önce kahvaltı yap." Diye emretti. Yok! Bununla uğraşılmazdı!
Mutfağa girip buzdolabından birkaç şey çıkardım. Birkaç dakika sonra balkon kapısı açıldı. "Eee, bugün gidiyor musun?" Diye sordum dan diye. Sorumu beklemediği yüzünden aşikardı. "Hadi yine iyisin, bugün kurtuluyorsunuz benden Nilperi Hanım." Gülümsedim ve kahvaltılıkları masaya taşıdım. "Ben sadece şaka yapıyorum. Yoksa gerçekten seni istemiyor değilim. İstemiyor olsam zaten kalmamanı söylerdim..." Gözlerini kısarak bana baktı. "Ne yani, kalmamı istiyor musun?" Bende kaşlarımı çattım. Aslında istemiyordum. Ama tam istemiyor da değildim. Bora'nın da duyguları vardı. Onu istemediğimi söylersem -ki duygularım da en az benim kadar kararsız- kalbi kırılırdı. Onu tanımasam bile kalbini kırmak istemezdim.
"Bu soruya cevap vermek istemiyorum." Arkamı dönüp yumurtaları bir kaseye kırdım. Nefesini ensemde hissettim o zaman. Parmaklarını bileğime sarıp kendine çevirdi. Yüzünün yüzüme olan yakınlığıyla yutkundum. "B-Bora." Dedim kısık bir sesle. Bedenini bedenime yasladı. Ellerim tezgaha tutundu. Dudakları kulağıma doğru eğildi. "Kalmamı istiyor musun, istemiyor musun?" Diye fısıldadı. Kulağımın biraz altına çarpan nefesi içimi titretmişti. Bu kadar yakınlık fazlaydı, çok fazlaydı hemde!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kimlik
Ficção AdolescenteYeni kimlikler, yeni hayatlar... Geçmişinizden kaçabilir misiniz? Nereye kadar? Peki ya sırlar... Mezara kadar saklanabilir mi? Beyaz sayfama geçmişimden kara bir leke bulaşmıştı. Rafa kaldırılmış tozlu sayfaların arasından çıkmış bir kara leke. Kur...
