Herkese merhaba!
Umarım iyisinizdir.
Hikaye hakkında olumlu ya da olumsuz tüm eleştirilerinizi bekliyorum zira onlarla yapıcı gelişmeler gösterebilirim ve yazarken daha da motive olarak yazıyorum, düşüncelerinizi merak ediyorum.
Lütfen yorumlarınızı eksik etmeyin.
Ayrıca bölümlerin arasına final hakkında ya da olacak şeyler hakkında küçük spoilerlar yerleştiriyorum, yani her satır olası bir durum.
Keyifli okumalar. ♥
Üzgünüm, seni kaybetmeden önce bulmak istedim,
Gitmeden önce öpmek;
Ve daha önce ne varsa görmediğim,
Hepsini sende görmek.
Ölülerin anıları olmaz, derler.
Ölü olman için göğüs kafesinde taşıdığın bir organın çalışmaması mı gerekirdi illa ki?
Üstelik insanların kabul ettiği ölüler, neden kendilerinden olanlardandı hep?
Bir eşya kırıldığında ölü sayılamaz mıydı? Ya da bir umut tükendiğinde üzerine attığımız şey ölü toprağından daha da mı farklı bir şeydi?
Benim zihnimde ölüme mahkum ettiğim düşüncelerin anıları yok muydu? Eğer yoksa, Tanrı biliyor ya, eğer ölülerin anısı yoksa çok o acımasızdı.
Ve Tanrı yine biliyor ya, kin tutan kalbim bu sefer ısınabilirdi. Eğer karşımda bana böyle bakan adamı benden ayırmazsa, Tanrı biliyor, onu çok severdim.
''Ne düşünüyorsun?'' dedi bana tatlı tatlı gülümseyerek; yatakta yan dönmüş bir şekilde bana bakıyordu ve başını, yastığa yaslayıp dirseğinden güç aldığı eline dayamıştı.
Yorganın altındaydık, yakınlaşmamızdan sonra çıkan bluzumu giyme gereği duymadığımdan yorganın altına girme gereği duymuştu ve beni de kendine çekmişti. Altımda gri eşofmanım vardı, üstümde beyaz sütyenim ve saçlarım yastığa dağılmıştı.
Ben de onun gibi dirseğimi yastığa dayadım ve yanağımı sol avcumun içine alarak ona baktım; geldiğinde üzerinde olan beyaz tişörtü ve altındaki pantolonu çıkarmıştı, yalnızca boxerıyla girmişti yatağın içine.
Zaten odanın içi sıcak olduğundan ve bizim yan yana bile bulunmamız vücut ısımızı arttırdığından bu davranışını mantıklı bulmuştum.
Kesinlikle bana sunduğu görsel şölenden kaynaklı değildi bu, hayır.
''Her şeyi.'' dedim onun gibi tatlı tatlı. ''Bir yandan da beynim anlattıklarına inanmak istemiyor galiba.''
İçten bir kahkaha attı başını geriye atarak ve ben de ona aptal aptal baktım çünkü çok güzeldi, elimden bir şey gelmiyordu.
Son bir saattir geçtiğimiz üç gün içinde olanları konuşmuştuk ve saat dördü geçmişti; hala hayalle gerçeğin arasındaki bir eşikte bekliyor gibi hissediyordum kendimi ama artık gerçekliğe elini uzatan ve sıcaklığını hisseden bir yanımsa zihnime üflüyordu bunun gerçek olduğunu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
two sides of the mind
Fiksi RemajaParmaklarımda oynattığım kuklanın ipleri parmaklarıma ilmek ilmek dolanıyorken zihnimin kuklası yaptığı ruhuma da ipler dolanıyordu, kördüğüm oluyordu. İpleri kestim, ruhumun katili oldum. İpleri kestim, küçük kızın gölgesi ruhumun oluşturdu...
