"Jacob, lütfen bana izin ver. Nefes almalıyım."
"Bea, 1 saat önce tüm oyuncaklara binelim diyip Lunapark'a gelmeyi çok isteyen sendin."
"Birinden indiğimiz anda birine binmekten bahsetmemiştim."
Yaklaşık 1 saat sonra yorulmuştuk. Jacob kahve almaya gitmişti ve ben öylece Starbucks'ta oturuyordum.
Jacob gülerek yanıma geldi. Jacob'un pozitif enerjisini seviyordum. Ama lanet olsun ki, beni bu lanet olası üzüntüden çıkaramıyordu. Jacob'a tüm olayları anlatmıştım. O gün orada yoktu çünkü. Jacob ben 3 yaşındayken benle parka tanışmış, ve bu zamana kadar beni asla bırakmamıştı. Kalbim kırıldığında beni tamamlayan oydu. Shawn beni aldatıyordu, ama kalmamı istiyordu. Bu yükü kaldıracak gücüm bile kalmamıştı ki. Jacob burukça gülümserken kahveyi aldım. Tahminen kızarmıştım. Jacob konuştu. "Eğer ağlamaya devam edersen şimdi gidip Shawn'ı döveceğim. Lütfen ağlama Bea."
"Beni anla Jacob. Beni umursamadığını söylediğinde intihara kalkışan bendim. O üzülünce ağlayan bendim. Onun için binlerce kişiyle karşı karşıya geçen, ve eski sevgilisini Twitter'da ezen bendim. Ve o lanet olası kızla beni aldattı. Belki sarhoştu ama sarhoş olduğunda yapacak başka şeyler yapabilirdi. Eğer sıradan sevgililer olsaydık ayrılırdık. Ama sadece lanet olası nişanlılarız biz Jacob. Beni üzüyor. Burada olmalıydı. Beni her zaman sen toparlıyorsun. Sana teşekkür etmeliyim ama yapamıyorum. Hakkını ödeyemeyeceği biliyorum. Değişmek istiyorum Jacob. Güçlü olabilmeyi istiyorum."
Jacob yanıma bir sandalye çekti ve bana sarıldı. O benim en sevdiğimdi. Ne olursa olsun.
Jacob su almaya gittiğinde telefonuma gelen mesajla irkildim.
Shawn göndermişti. "God Of Love" yazısını gördüğümde içim parçalanmıştı.
"Ne kadar boktan birşey yaptığımın farkındayım. En az senin kadar üzgünüm Bea. Sarhoştum. Hiçbirşey hatırlamıyorum. Sadece sen varsın. Ve biliyor musun? Tokatın acıtmadı. Hak ettim hem de sonuna kadar. Sadece seni kaybetmekten korkuyorum. Seni özlüyorum. Belki ayrıyken iki zayıf insanız ama beraberken güçlüyüz, sadece benimle kal Bea."
