Emre'nin ağzından
Yılbaşından sonra benim arkadaşlarım ve Hürkan'ın arkadaşları baya iyi kaynaştık. Beraber takılırken 'ekipçe çıkalım, ekipçe şuraya gidelim' diye diye gruba ekip demeye başladık. Habire birbirimize gidip akşama kadar takılırken videolar da çekmeyi ihmal etmiyorduk. Gelecekte izlemek için çok güzel anı kalıyor. Ali ile aramızdaki şeyleri biraz eritmeye çalışıyoruz. Hürkan hâlâ doğum günündeki olayı bilmiyor, bilmesini de istemiyoruz.
Ekiple konuşup bugün hafta sonunu ormanda kamp yaparak geçirmek için anlaştık. Sabah uyanıp kahvaltı yaptıktan sonra hazırlanmaya başladık. Hürkan öğlene doğru koltukta uyuyakalınca erken kalktığı için ellemeyip çanta hazırlığına ben devam ediyordum.
Biraz ara verip koltuğun önüne çöküp onu izlemeye başladım. Ben yanlışlıkla kıpırdatınca koltuğu gözlerini araladı.
''Özür dilerim sevgilim, uyandırdım seni.'' Sevgilim? Sevgilim dedim lan ben az önce.
''Sevgilim?'' deyip yattığı yerden doğruldu tek kolunun üstüne.
''Sen az önce bana sevgilim mi dedin?'' Nasıl toparlayacağım ben şimdi?
''Yaniii, demiş olabilirim öyle bir şey. Noldu rahatsız mı oldun?'' diyerek yüzüne sırıtarak yaklaştım.
''Yoo, tam tersi hoşuma gitti.''
''Demek öylee.''
''O zaman hep söylerim ben de.'' diyerek dudaklarına fısıldadım. Kalbinin hızlandığını duyabiliyordum.
Öpücük kondurduktan sonra gülümseyip, ayağa kalkıp elimi ona uzattım tutması için,
''Çok tembellik yaptın, hadi kalk bakalım artık.''
Gülerek elimi tutup kalktı. Kalan ufak tefek işleri halledip yola çıktık. 2 saate yakın yoldan sonra Hacıllı Şelalesi'ne vardık. Tüm ekip toplandıktan sonra yer belirleyip ikili çadırları kurmaya başladık. Birkaç kişi yatakları şişiriyor, bazıları çadır 'Öyle mi yoksa böyle mi kurulacak?' diye tartışırken bazıları da çalı çırpı toplamaya gitmişti akşam için. Ben çadırı kurarken Ali ile eşleşmek zorunda kaldık. Aramızı iyi tutmaya çalışıyoruz derken Hürkan içindi hepsi. İkimizin sessizliğini ilk Ali bozdu bir anda,
''Yani sen ve Hürkan..? Bir şey mi var aranızda?''
''Sana bunu düşündüren ne?'' deyince hafiften güldü.
''Sence? Yani birbirinize olan bakışlarınız, gülüşleriniz, aranızda gizli bir şeyler döndüğü belli.''
''Arkadaşça ya da daha yakın olarak dostça bir şeyler olamaz mı?''
''Gerçekten mi Emre? Sen dışarıdan kendinizi görsen 'dostça bir şeyler' mi derdin aranızdakilere?''
Gerçekten o kadar belli mi ediyorduk yoksa Ali'nin Hürkan'a olan dikkatinden dolayı mı gözüne takılmıştık? Belli ediyorsak bu bizim için ne kadar sorun arz ederdi?
''Evet dostça derdim.''
''Siz dostsanız biz o zaman Hürkanla arkadaş olmuyoruz herhalde.'' dedikten sonra yorum yapma gereği duymadım. İkimiz de tekrardan sessizce çadırla uğraşmaya devam ettik.
Hürkan'ın ağzından
Herkese görev düşünce Kaan, ben ve Emir'e akşam için çalı toplamak kalmıştı. Her şey iyiydi, sadece Emir olmasa benim için gerici olmazdı bence. Aramızda hiçbir sorun yokken beni görmezden gelmeye çalışması ya da buz gibi soğuk olması hoşuma gitmiyordu. Sonuçta Emre'nin en yakın dostu ve onunla aramın iyi olması gerekiyor bence. Ben ne kadar yakın olmaya çalışsam Emir, kendini o kadar geri çekip duvar örüyordu. Emre'yi gereğinden fazla benimsemiş ve benim aralarına girmem onun için tehdit oluşturuyordu yüksek ihtimalle. Neyse ki şu an yanımızda Kaan vardı yoksa bana olan öldürücü bakışlarını uygulamalı hale getirebilirdi. Bu akşamı geçirecek kadar çalı topladıktan sonra dönüş yoluna geçtik. Yanıma gelip boştaki kolunu omzuma atan Emir'le hafiften irkildim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝘊𝘢𝘯'𝘵 𝘵𝘢𝘬𝘦 𝘮𝘺 𝘦𝘺𝘦𝘴 𝘰𝘧𝘧 𝘺𝘰𝘶 || 𝘔𝘦𝘯𝘨𝘰𝘭𝘢
Teen Fiction'Sen beyazsın, ben ise griydim tekrar siyah oldum. İstemedim beyaza siyah damlasın, istemedim beyaz kirlensin...' ⚠️Bu hikaye İRONİ amaçlıdır! ⚠️ Saçma sapan düşüncelerinizi lütfen kendinize saklayın ve hoşnut değilseniz hikayeden çıkın. Tw/küfür...
