Bölüm 19

584 28 117
                                        

Hürkan'ın ağzından

Her zamanki gibi yine ortalıktan kayboldu. Bu sefer 6 gündür hastaneye gelmemişti ve sorduğumda kimse bir şey söylemiyordu. Meraktan patlarken sıcaktan da bayılacaktım. Havalar o kadar ısınmıştı ki şıpır şıpır terliyordum. Uyandığımda başım fena zonkluyordu. Kalkıp zar zor duşa girip ferahladım. Emre'nin beni daha önce tıraş edip bıraktığı tıraş bıçağıyla çıkan sakallarımı kestim. Artık kendimi daha rahatlamış hissediyordum. Başımın ağrısı da bir nebze zayıflamıştı. Havluyu sarıp çıkınca odada çantasını karıştıran Emre'yi beklemiyordum. Beni görünce gülümseyip elindekileri salladı.

''Kaçırıyorum seni.'' Biraz daha enerjim olsa oracıkta ona saldırabilirdim.

''6 gündür bir haber bile vermeden kaybolup sonra ortaya çıkıp beni mi kaçırıyorsun? Hiçbir yere kaçıramazsın beni.'' deyip üstümü giyinmek için eşyalarımı aldım. Hemen önüme geçip göğsüme elindeki kıyafetleri yapıştırıp elimde olanları aldı.

''Sus ve sadece giyin. Pişman olmayacaksın.'' En azından kıçına tekme atabilirdim ama sevgili kıçı çok güzel olduğu için kıyamadım. Temiz kıyafetleri alıp banyoda giyinmeye başladım. Onun kokusuyla bütünleşmiş kıyafetler başımı döndürüyordu. Odaya dönüp yanına geldiğimde ayağa kalkıp çantasını sırtına taktı.

''Seni kaçırdığım için atılabilirim bile. Değerimi bil.''

''Ee kaçırma o zaman.'' dediğimde tek kaşı kalkmıştı.

''Sen beni tersliyor musun?''

''Geç anladın sanki?''

''İşimin bu kadar uzayacağını tahmin etmemiştim. Anlatınca sen de hak vereceksin ama özür dilerim yine de.'' Kıyamıyordum işte.

''Peki, umarım 6 günü telafi edecek bir şeydir kaçırma sebebin.''

''Bana güvenn.'' deyip odadan çıktı. Onu takip ederken daha sakin yerlerden götürüyordu. Otoparka inip arabasına bindiğimizde güldü.

''Aksiyon çıkarıp bir süre hastaneden ayrılmayı özlemişim.''

''Hayatının bu kadar düz olabildiğine inanamıyorum. Sanki eğlenmek için yaratılmış bir insanı bu düzene tutsak etmişler gibi.''

''Yaşamak istediğim hayatı yaşıyordun Hürkan. Seni araştırdığımda yaşamanı bundan dolayı daha da çok istedim. Param çok olsa da eğlenecek hayatım yok. Bundan dolayı yaşa, iyileş ve yapamadıklarımı sen yap.''

Gerçekten çok üzücüydü. Hayatından memnun ama değildi. Böyle bir hayatı istemezdim açıkçası. Gezip görmeden, yemeden, eğlenmeden insan nasıl hayatın tadını çıkaracak? Ona gerçekten üzülüyorum şu an.

Yola çıktığımızda arkada hafif müzik çalıyordu. Hastaneden uzaklaşmak bana da iyi gelmişti açıkçası. Her nereye gidiyorsak hastaneden bin kat iyi olacağına eminim. Arabayı bir yere park ettiğimizde onunla beraber ben de indim. Ara bir sokakta eski bir binaya girip eski bir asansöre bindik. En son kata gelip biraz daha merdiven çıkıp çatıya geldiğimizde tüm İstanbul sanki ayaklarımın altındaydı. Ortaköy, Beşiktaş, Boğaz hepsini görebiliyorduk.

''Dejá vu...'' dedim kendi kendime.

''Efendim?''

''Rüyamda beni bir akşam çatıya çıkarmıştın. Görünce burayı o aklıma geldi.''

''Anladım...''

Hafif eğimliydi ama düz ve güvenliydi. Oturup çantasından tatlıları çıkarınca güldüm.

''Arkadaşıma tatlı sözüm vardı değil mi?'' deyip uzattı. Tatlıyı alınca güldüm.

''Tiramisu ha? Nasıl denk getirebiliyorsun?''

𝘊𝘢𝘯'𝘵 𝘵𝘢𝘬𝘦 𝘮𝘺 𝘦𝘺𝘦𝘴 𝘰𝘧𝘧 𝘺𝘰𝘶 || 𝘔𝘦𝘯𝘨𝘰𝘭𝘢Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin