•8 ay önce•
Kaan'ın ağzından
Yanımdan hızla geçip duvarda kırılan bardakla irkildim. Kalkıp müdahale edemiyorum bile. Susmak bilmeyen bağırışlar içinde sadece onları izliyordum. Yani tek sessiz kalan ben değildim çünkü Emre kavganın başında beri bir mimik bile kıpırdatmadan babasını izliyordu. 8-10 dakika önce biz playstation oynarken eve geldi ve oyun konsollarının orada duran aile fotoğraflı çerçeveyi kenara koydu diye bağırmaya başladı ona. Emre de kendini savunmaya geçince iyice sinirlenip kendini yırtarcasına bağırmaya başladı. Bu sefer Emre hiç ağzını açmadı. Babası kendi kendine bağırıp çağırıyordu ama Emre'nin bu kadar tepkisiz kalması ne kadar normaldi? Tamam senelerdir aynı şeyler, senelerdir aynı kavgaydı. Emre buna alıştığı için mi şu an böyle? Korkmuyorum dersem büyük bir yalan söylemiş olurdum. Bir an babası hızla gelip yakasına yapışınca araya girmek zorunda kaldım.
''NAPIYORSUNUZ? KAFAYI MI YEDİNİZ?'' diye patladım en sonunda. Hızla Emre'yi babasının elinden alıp odasına götürdüm. Hâlâ dümdüz bir ifadeyle karşımda duruyordu.
''Emre iyi misin oğlum tepki versene!'' diye çıkışınca gözlerime baktı. O kadar duygusuz bir bakıştı ki...
''Yalnız bırakır mısın beni?''
''Bu halde mi? Baban aşağıdayken mi? Emre saçmalama istersen amk.''
''Nerede olduğu umrumda değil şu an tek kalmaya ihtiyacım var Kaan.''
''Hayır Emre, odanın önünde beklerim ama bu evden gidemem.''
''Kaan, şu an seninle inatlaşamam. Sadece tek istediğim siktir olup gitmen.'' Küfredişi bile o kadar düzdü ki, sanki Emre değildi karşımdaki. O kadar yabancı geliyordu ve bu korkunç hissettiriyordu.
''Gidiyorum ama geri geleceğim.'' İçim onu hiç tek bırakmak istemese de biraz yalnız bırakmaya karar verdim. Oradan ayrılıp evime geçtim. Bir süredir çok bizimle takılmıyordu. Ne zaman çağırsak işim var ya da istemiyorum deyip telefonu kapıyordu. Biz gitmesek evine yüzünü bile göremeyeceğiz. Görmediğimiz birkaç hafta içinde çökmüş, gözlerinin altı morarmış ve keyifsizdi. Nedenini sorduğumuzda da dersleri öne sürüp konuyu değişiyordu. Şimdi ise tüm gün aklımdaydı ve birkaç saatte bir mesaj attım kontrol etmek için. Habire telefonun başında bekledim ama ne mesaj attı, ne de mesajlarıma baktı. En iyisi onu yalnız bırakmak. Nasıl olsa sakinleşince geri mesaj atar.
O akşam ve ertesi günü beklesem de yine de mesaj atmadı. Sessiz kaldığı iki gün sonunda artık iyice endişelenmeye başladım tekrardan. Birkaç kere arasam da cevap vermeyince hızla kalkıp evden çıktım. Evine gelince bana verdiği yedek anahtarı çıkarıp kapıyı açtım. Eve girdiğimde hemen odasına çıktım.
''Emre!?''
''Evde misin Emre!?'' Çıt bile çıkmıyordu.
Odasına daldığımda odası dağınık, karanlık, havasız ve boştu. Telefonunu çaldırıp odasından çıktım aşağı inmek için ama bir yerden titreşim sesi duyunca durdum. Sesin geldiği yeri ararken banyonun ışığının açık olduğunu gördüm. Banyonun kapısını açmaya çalıştım ama kilitliydi.
''Emre orada mısın!?'' Cevap yoktu. Aşağı eğilip içeri doğru zar zor baktığımda yerde beden gördüğüm gibi doğrulup kapıyı zorlamaya başladım. Omzumla hemen sertçe kapıyı kırmaya çalıştım. Kalbim yerinden çıkacak gibi atıyordu.
''SAKIN BİR ŞEY YAPMIŞ OLMA, SAKIN BİR ŞEY YAPMIŞ OLMA'' Ellerim ve bacaklarım tir tir titriyordu. Kapıyı bir anda geriye gidip sertçe omuz atınca kapı kırıldı. Gördüğüm görüntüyü asla unutamayacağım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
𝘊𝘢𝘯'𝘵 𝘵𝘢𝘬𝘦 𝘮𝘺 𝘦𝘺𝘦𝘴 𝘰𝘧𝘧 𝘺𝘰𝘶 || 𝘔𝘦𝘯𝘨𝘰𝘭𝘢
Novela Juvenil'Sen beyazsın, ben ise griydim tekrar siyah oldum. İstemedim beyaza siyah damlasın, istemedim beyaz kirlensin...' ⚠️Bu hikaye İRONİ amaçlıdır! ⚠️ Saçma sapan düşüncelerinizi lütfen kendinize saklayın ve hoşnut değilseniz hikayeden çıkın. Tw/küfür...
