Yokluğunda yakındı yağmurlar kadar ellerime
Saçların da yoksundu üzerlerine çeki düzen verdikten sonra
Sözlerin kulak ardı dilimlenipte sürgüne koyulmuştu akşamları
Savanlı sedirler üstünde sohbetini bilen
Kimlerdi sere serpe uzanan gölgeni gören
Şimdi uzak zamanın çanları çalıyor
Yetişseydin ya yalan olup gittiğimi görmeden
Şimdi kışın ortasında yağmurlar yağıyor
Her damla düştükçe kapımın önündeki toprak seni anıyor
Artık hangi kapı çalınır da
Kulak kesilir eşiklerin ardına
Varlığın çokluktan geçmiş şimdiden bi haber
Gülsen yanaklarından gül dökülür denizler
Yüzüne ki buz gibi yüreğim buz tutmuş
Bana adından söz etsinler
Seni kapım özlemiş yazık
Budanacak asmam
Köşesine oturduğum sedirim
Sana nutku tutulmuş bu şehir yazık
Seni anmış bahçemdeki meyveler
Altında kalmış meyledenler
Seni anmayalı dudaklar
Seni yaşamış olan her şey
Yanacağımı bildiğim halde ateşe attığım kendimi
O ateş dahi seni özlüyor
Seni yaşayan her şey seni bekliyor
Ne çok olmuş ben seni özleyeli
