Ve o İstanbul gözlerimden bir kere geçmedi
Sen daha bir buluta sözünü geçirmezdin ki
Çöreklenmiş içime yumruğum kadar taş desem yeri
Seni ıssız dağıma kök eden ağaç neydi
Sana vurulmayacaksa dalgalar benim gibi
Bırak öylece kalsın o halde sandallar
Sana kürek çekilmeyecekse bu alabora da
Kimsessiz kalsın çaresiz limanlar
Aklına iplenmiş kuruntuların düğümünse
Yeri gelince çöz beni de prangalarımdan
Mendilimi öyle bir ıslattın anlatamam ki anlatamam
İlk günlerimizde ıslanan mendiller sadece mutluluktandı mutluluktan
Sabah sefasının sofralarında dile dolandın şimdi
Siyah zeytinler mi desem
Şarap tadında peynirler mi
Bir ziyafet bir şenlik bir coşku var bu masada
Sefa gelsen sefalar getirsen dedik uğrasanda
