"Sen mi yaptın?"
"Neyden bahsediyorsun Jennie?"
Oldukça samimi yüzlü bir insandı dış görünüşden, içindekini bilemezdim ama.
"Bir kez soracağım, cevap bekliyorum. Kafede arkadan benim kafama vurup bayıltan ya da bayıltmak isteyip hafızamı kaybetmeme sebep olan sen miydin?"
İlk önce yüzü düştü, sonra mutsuzlaştı ve endişelendi. Sonrasında ise pek de tekin olmayan hareketler sergilemeye başlamıştı..
"Üzgünüm, o ben değildim."
"Doğruyu söyle bana!"
"Sana zarar vermek istemem, yani ben olamam. Değil mi?"
"Soo Han, lafı dolandırıyorsun. Bu durumda sen olduğunu düşüneceğim, iyi karar ver."
Sonrasında kulağıma bir ses gelmişti evet, ama bu Soo Han'ın ağzından çıkmamıştı. Arkadan geliyordu ve bu benim tanıdığım bir kız sesiydi.
"Evet Jennie, o yaptı."
Aklımdaki şüpheci soruyla arkamı döndüm ve Chua karşıladı benim buz gibi sert yüzümü. Onun yüzünün benimkinden tek farkı, fazlasıyla şişmiş ve yorgun gözükmesiydi.
Yüzümü Soo Han'a döndüğümde ne yapması gerektiğini düşünür gibi yerinde duramıyordu. Sonra yüzüne alaycı bir gülümseme yerleştirip sakince karşımda konuşmaya başladı. Sanki o benim tanıdığım kibar Park Soo Han değildi o an..
"Tamam, artık yeter. Bu iş fazla uzadı, sana da geleceğim Chua."
Anlamaz gözlerle ona bakıyordum, Chua'yı nereden tanıdığını kestirmeye çalışırken arkasında birşey tuttuğunu sezmiştim.
Chua ise yavaş yavaş arkamdan yaklaşıyordu bize, acaba ikisi de kötü müydü?..Chua'ya güvenmeli miydim?.. Peki Park Soo Han?, Böyle bir insan olmasına imkan yoktu.
Arkasından birden kocaman levye çıkartıp kafama vuracaktı ki onu bir el tutmuştu. Ben ise kendimi korumak için ellerimi yüzüme götürmüş gözlerimi kapatmıştım. Gözlerimi açtığımda hırstan gözü boyanmış Soo Han, ve sinirle elindeki levyeyi tutan Chua gözüküyordu önümde.
"Kaç Jennie!"
Chua'nın dediği şeyi dinleyip dinlememekte kararsız kalmıştım. Bana birdaha baktığında artık arkama bile bakmadan hızlıca oradan uzaklaştım, hala o evi görüyordum. Chua ve Soo Han kavga ediyordu, ama Soo Han çevik bir hareketle levyeyle Chua'nın karnına vurup onu yere sermeyi başarmıştı. Arkasından ise ses titreşimleri bıraktı..
"Başıma çok dert açıyorsun inatçı kız!"
Onu bırakıp bana koşmaya başladığında bir anda afalladım, ne yapacağımı bilemedim. Nereye gideceğimi kestiremedim, o an aklıma çakıldı..Bana bunu yapmak isteyen Lisa'ya bunların türlüsünü gerçekten yapmış mıydı?
Bilemezdim ki..En sonunda peşimi bıraktığını farkedince yavaşladım ve ormanın bir köşesinde durup uzun uzun nefes aldım. O an aklıma unuttuğum birşey geldi, Chua..
"Chua.."
Endişeli gözlerle arkamı dönerek onu aramaya gidecekken arkamda belirmişti. İyi gözükmüyordu, ama nedenini bilmem oldukça dinçti aldığı darbeye ve ağzından akan kana göre..
"Chua, iyi değilsin. Hastaneye gitmeliyiz!"
Bana sadece gülümsedi ve onu hastaneye götürmek için hazırlandım.***
"Şimdi daha iyi misin?"
"Evet.."
"Park Soo Han neden öyle birşey yaptı?Nereden tanışıyorsunuz.."
"Şimdi hiçbirşeyi söyleyemem Jennie, üzgünüm."
Biraz duraksadıktan sonra sözüne devam etti..
"Sen sadece Lisa'nın yanında dur. İkinizin de birbirine ihtiyacı var, o adam ikinizden birine zarar verecek ve bunu ancak beraber olunca durdurabilirsiniz."
"Kendini hiç düşünmüyorsun!"
"Benim kendim için düşünecek birşeyim yok. Lisa'ya neden soğuk davranıyorsun?"
"Bugüne kadar benimle yanımdayken birden o gördüğüm küçük kızla aynı olduğunu söylüyor. Burnumun dibinde olduğunu, peki sırf bu olaylar yüzünden kaç tane rahatsız edici rüya gördüğümü biliyor mu? Nelerle kafamın bulandığını, sırf bu olaylar yüzünden katil damgası bile yedim."
"Bu onun isteyeceği şeyler değildi ki, sana durduk yere katil demek istemez. Onun suçu değil."
"Biliyorum ama, nedenini bilmediğim bir şekilde onu affedemiyorum..."
Birden yerinde dikleşti ve gözlerimin içine bakarak soğuk bir şekilde şu kelimeleri mırıldandı..
"Onu affetmemen için bir sebebin bile yok.."
Haklıydı ama herşey fazla üstüme gelmişti. Bunu kimse anlamayacaktı diye düşünüyordum.
O sırada yanımdaki perdenin arkasından tanıdık bir ses işittim.
"Doğru Jennie, hayatına birden girmemeliydim."
"Lisa?"
Perdenin arkasına geçtim ve onun olduğu yatağa oturdum.
"Gördüğün rüyalardan haberim olmayabilir belki ama kim ve ne olduğunu benden başkası tanımıyor."
Dediği şey beni biraz ürkütmüştü..
"Söylesene, gerçekten bu kadar yük oluyor muyum sana?"
"Hayır, yani...kafam karışık."
"Chua'nın halini görmüyor musun? Yoksa gerçekleri görmemek için kör mü oldun?"
"Kafam karışık. Vermem gereken önemli bir karar var, bana sürekli kızıp durmayın!"
"Peki."
Yüzüme daha da yaklaşarak garip bir halle,
"Bu kararını birisi ölmeden önce çabuk ver."
dedi. Sesindeki derinlik ve söylerken yüzündeki renksiz endişe beni de ürkütmeye yetmişti. Sanki gözleriyle benim gözlerimi esir alıp vicdanıma sesini duyurmaya çalışıyor gibiydi. Buna daha fazla dayanamayıp yüzümü yere çevirdim..✎ ☆゚.*・。゚☆゚.*・。゚☆゚.*・。゚
Heyecanlandımmm. Verdiğiniz oylar için de ayrı teşekkür ediyorum<3
Beğenmenize sevindim, yarın üç tane sınavım var o yüzden biraz kafam doluyken yazdım bu bölümü. Umarım diğer bölümler daha güzel olacak!Karakterler ya da olaylar hakkında yorumlarınızı, fikirlerinizi bırakabilirsiniz <3
Görüşürüz!

ŞİMDİ OKUDUĞUN
•SÜRÜCÜ• {Jenlisa}
FanficJennie sürüş dersleri alan bir genç kızdı. Lisa ise sessiz sakin ama çok duygulu bir insan. Jennie'nin Lisa'yla olan geçmişi, birden karşılarına çıkıp gelecekleri olmuştu... "Bir nefes kadar yakınında olmamı ister misin Jennie?.." ~ "İsmi Lisa'ymış...