10. BÖLÜM

9.3K 250 137
                                        

Saatler geçmişti. Ne Hawin'den bir haber vardı ne de Payiz odasından çıkmıştı. Dılda Hanım, o kadar sinirliydi ki Payiz'e, Esma olmasaydı çoktan Payiz'i dövmüş olurdu. Yaptığı şey hadsiz, terbiyesizce bir hareketti. Dılda Hanım aklından düşündü, "Acaba Payiz'i kuma gelin alarak hata mı yapmıştı?" diye.
Payiz, yaptığı şeyin farkındaydı; kabul edilemez bir şeydi. Hatırladıkça kalbi eziliyordu, gözyaşları daha da çok sel oluyordu. İçinden kendine küfürler ve beddualar ediyordu. Nasıl bakacaktı Hawin'in yüzüne? Onun üzerine kuma gelmesine rağmen Hawin ona asla kötü bir muamele, aşağılanma yapmamıştı! Ama o ona tokat atmıştı. Hawin onu affetmeyecekti. Yine pencerenin önünde oturmuş, ağlamaktan kızarmış gözleriyle avludaki büyük, demirden yapılma ve işlemeli olan kapıya bakıyordu saatlerce. Seslice ve titreyerek bir iç çekti.
Tam o anda avlunun kapısı açıldı ve içeriye harap bir şekilde Hawin girdi. Payiz hemen oturduğu yerden kalkıp odadan fırladı. Merdivenleri hızlıca geçip avluya indi ama indiğinde Hawin'in yanında Ezman vardı. Hawin ise enkaza dönmüş bir ev gibiydi. Gözlerindeki solgunluk, kalbinin kanamasını gün yüzüne çıkarmaya yetiyordu. Gözlerinde kocaman bir üzüntü vardı, öfke ya da nefret yoktu. En çok da bu acıtıyordu Payiz'in kalbini.
Payiz'in yaş dolu gözleri usulca yere indi. Ezman, Hawin'e bir şeyler dedikten sonra Hawin hiçbir duygu kırıntısı olmadan, bir ruh misali, Payiz'in yanından geçip gitti. İki kadının da kalbi acıyla dolup taşmıştı. İkisinin kalbi de cam kırıklarıyla doluydu; nefes alan ölü ruhlardı onlar. Payiz'in ağzından bir hıçkırık firar etti. Nefes alamayacak derecede sızlıyordu kalbi.
Ezman, tüm öfkesiyle hızla Payiz'e doğru adımlayıp tam önünde durdu. Nefreti ve öfkesi gözlerinden fışkırıyordu adeta.
"Sen nasıl benim kadınıma vurursun!"
Bunu bir kadına söylemişti. Payiz, onun kelimeleriyle omuzları daha da küçülürken acı yükseldi damarlarından. Her bir söz, bir bıçak gibi kalbine saplanıyordu. Onu bu hayata atarlarken sormamışlardı, insan yerine koymamışlardı; sadece acı çekmesine neden olmuşlardı. Ona bunlar yapılırken hiçbiri gün yüzüne çıkılmıyordu, sadece onun hataları batıyor gibiydi. Payiz, boğazındaki yumrudan dolayı yutkunamaz haldeyken Ezman, onun bu haline daha da çok öfkeleniyordu.
Hızla Payiz'in kolundan tutup, küçük bedenini kendi kocaman, sert bedenine sertçe çekip çarptırdı. Acıyla bir inleme çıktı dudaklarından ama yine de kafasını ve gözlerini bir saniye bile kaldırıp ona bakamıyordu. Korku anında damarlarında izini bırakmış, adını kazıtmıştı. Elleri korkudan titreyen Payiz, hiç beklemediği bir anda yüzünde sert bir tokat hissetti. Yüzüne yediği sert tokatla inleyerek yere düşmüştü bile. Ruhu yerle bir oldu onun gibi. Korkudan yerde nefes bile alamıyordu. Gözleri kapalı bir şekilde titreyerek ağlıyordu yerde.
Onun bu hali, Ezman'ın midesini bulandırıyorken koca bir nefret adamın kalbinde yer ediniyordu. Eğilip Payiz'in yüzüne bir örtü gibi örtülmüş saçlarından sertçe tutup kaldırdığında bir hıçkırık daha koptu Payiz'in dudaklarından. Elleri titrerken kafasında olan acı onu iki büklüm ediyordu. Bazı kadınların saçları sevgiyle okşanırken, bazı kadınların saçları nefretle kopartılıyordu. Payiz bir şey yapamazdı; ne sesini çıkarabilirdi ne de kaçabilirdi bu gerçeklerden. Ailesi onu bile bile cehenneme atmış, onların verdiği üç kuruş da onun yandığı ateşi daha da harlamışlardı. Hayal kırıklığı nüksetti kalbine. O asla mutlu olamayacaktı.
Ezman, onun saçlarına daha da çok asılarak, onu hiç düşünmeden merdivenlerden yukarı doğru sürükleye sürükleye çıkardı. Payiz sesini duyurmak isteyerek bağırdı, yalvardı ama herkes kulaklarını kapatıp onun acı çekmesine neden oldu. Yalvarışlarına aldırış etmediler. Dizleri sertçe merdivenlere çarpıyordu, saçları yolunuyordu ama kimsenin umrunda değildi. Yeni kural: Asla hata yapma. Senin tek hatan, hepsinin nefreti. Ne kadar bağırsa da, yalvarsa da kimse sesini çıkarmıyordu. Kimse kadına yapılan o zulme karşı susuyordu; kendileri de kadındı oysaki.
Esma kendini kapıya vuruyordu ama annesi onu odaya kilitlemiş, çıkıp abisine engel olmasın diye yapmıştı bunu. Hawin, Payiz'in haykırışlarını duymamak için kulaklarını sıkı sıkı kapatmıştı.
"Yapma, yalvarırım... Dur..."
Sesi fısıltıya dönüşürken Ezman onun odasının kapısını açıp onu sertçe yere fırlatmış, acı çekmesini izlemişti. Payiz yerde acıyla kalkmaya çalışırken açılan bacaklarını elbisesinin ucuyla kapatmaya çalışıyordu. Ezman kapıyı sertçe kapatınca yerde, saçları yüzünü kapatmış olan kadın korkuyla irkildi. Kapıyı kilitleyip Payiz'e iğrenircesine baktı. Hıçkırıkları arasında nefes dahi alamayan Payiz kalkmaya çalıştı ama kanayan ve sızlayan dizleri buna engel oluyordu.
Ezman, gömleğinin kollarını katlarken konuşmaya başladı. "Sen kendini ne sanıyorsun!" Görünüşüne inat, o kadar sakin konuşmuştu ki... Payiz'in korkudan göğsü o kadar sertçe inip kalkıyordu ki... Hele hele Ezman'ın o korkunç görüntüsü onu daha da çok yerle bir ediyordu. İki kolunu da dirseklerine kadar katlayan Ezman, bu sefer elini belindeki siyah, deri kemere attı. Bunu gören Payiz'in gözyaşları daha da çok arttı. İçindeki koca, meyvelenmiş korku kendini daha çok belli edip kök salıyordu. Korkuyla geriye doğru kendini yerden sürükleyerek gitti.
"Kuma bozuntusu... Kendini ne sanıyorsun sen? Çocuklarımı doğurduktan sonra siktir olup gideceksin, sen kendini ne sanıyordun lan, ha!?"
Çözüp eline doladığı kemerle Payiz'e yaklaşırken Payiz daha da sesli ağlıyordu. İlk darbesini yaptığında küçük kadının feryadı tüm konağı titretmişti. Bulutlar da kadının haline ağlıyordu. Koca bir fırtına kaplamıştı her yeri. Ama Payiz'in içindeki fırtına daha büyüktü; kimseye değil, sadece kendisine zarar verecek olan o koca fırtına.
Ezman, saatlerce eziyet ettikten sonra giyiniyordu. Payiz'in kanının hafifçe sıçradığı gömleğe baktı ve yere fırlatıp odadaki koca dolabı açtı. Kendi kıyafetlerinin de bulunduğu bölmeye açıp temiz, siyah, ütülü bir gömlek çıkarıp heybetli bedenine geçirdi. İyice giyindikten sonra yatakta çıplak uyuyan ve bedeninde, yüzünde izler olan kadına baktı. Ona duyguları vardı ama sadece öfke ve nefretten ibaretti bu duygular. İğrenerek son kez bakıp kilidi açtı ve odadan çıkıp gitti.
O gittiği gibi Payiz gözlerini açtı. Kalbi atmıyor gibiydi. Kendine acıyordu. Çıplak bedenine, kirli bedenine yakışmayacak olan temiz örtüyü çekip daha da küçüldü. Kollarıyla bedenini sarmaladı. Kendinden, bedeninden nefret ediyordu, iğreniyordu kendinden. Herkesin ondan iğrendiği gibi o da artık kendinden iğreniyordu... .


....









kuma yarası Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin