BELKI'DE DÜNYA ÇOK KÖTÜ BIR YER OLDUĞU İÇIN AY BIZDEN UZAKLAŞIYORDUR ...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
MIZGIN ASLAN . . . . .
Kader miydi, yoksa insan mıydı şansları veren? Hayat, uzun, karanlık ve sonu görünmeyen bir serüvendi. 4,5 milyar yıldır vardı dünya. 7 milyar insan ve geçmişteki diğerleri... Hangisi kalabilmişti, kim hükmetmişti, kim adaleti sağlayabilmişti peki? Neden vardı bu hırs, öfke, intikam, nefret? Neden yeşeriyordu insanların içinde? Zaman herkes için ilaçtır, lakin bu gece, Payiz'e yara olacaktı. "Keşke," dedi içinden. "Keşke şimdi dursaydı da bu zaman, çocukluğumu tekrar gömmeseydim." Biliyordu, tekrar öleceğini, tekrar çocukluğunun kül olacağını... Ancak bilmek bir şey değiştirmiyordu. Kimin umrundaydı ki zaten? Saatlerdir mutfakta, sandalyenin yanında oturmuş, parmaklarıyla oynuyordu. Ezman son sözlerini söyleyip çıkıp gitmişti odadan, arkasında bir enkaz bırakarak avluya çıkmıştı. Duyduklarını bir türlü idrak edemiyordu. Korkmuştu, hem de çok korkmuştu. Yine öldürülecek, yine o iğrenç şeyler tekrarlanacaktı. İstemiyordu, kabullenemiyordu. Bu onun tercihi değildi, onun isteği değildi ama neden suçlu oymuş gibi muamele görüyordu? Neden en çok acıyı o çekiyordu? Saat on olmuştu ve birazdan herkes odalarına gidecekti. Gitmeseydi bu gece o lanet odaya ne olurdu? Çok dayak yer miydi, canı çok acır mıydı? Aklında bin bir tane şey düşünüyordu ama bir türlü kurtulamıyordu. Pes edecekti zaten, kaybedeceği neyi kalmıştı ki? Son kez titreyen elleriyle bir bardak su içip yavaşça kalktı. Titrek ve korkak adımlarla odasına ilerledi. Her bir adımda sanki etini koparıyorlarmış gibi acı çekiyordu ama birazdan yaşayacağı iğrenç gece daha beter olacaktı. Kalbi korkuyla atıyordu, beyni ise işlevini kaybetmiş gibiydi adeta. Odasına girdi. Oda, kendisi gibi kokuyordu. Kısa bir süre içinde o sert, taştan oda bile kabul etmişti ölesiye yorgun Payiz'i. Düşünceli bir şekilde yatağa oturdu ve derin bir iç çekti. Ellerini kaldırıp saçlarına götürdü, sertçe yolmak istercesine geriye doğru itti. Birkaç dakika sonra, sert adım sesleri duyulunca korkudan yüreği titredi. "Bitti işte," diye düşündü. "Kaçamayacaktı bu gece." Korkuyla düşünmeye başladı ve aklına ilk gelen şeyi yapıp hemen yatağa girdi, hızla üzerini örtüp uyuma numarası yaptı. İnandırıcı olması için nefes alışverişlerini sakinleştirip yavaşlattı ancak kalbi öyle sessiz ve yavaş değildi maalesef. Korku sanki can bulup boğazına ellerini saplamış gibiydi adeta. Çok sürmeden odanın kapısı açıldı ve içeriye dışarıdan gelen loş ışık sızdı. Ezman lambayı açıp kapıyı kapattı ve odanın ortasına gelip yatakta uyumuş numarası yapan kuma geline baktı. "Ahmak kadın numara bile yapamıyordu." Ezman aklındaki düşünceleri bir kenara itip yatağa yaklaştı ve hiç düşünmeden Payiz'in üzerini örten örtüyü hışımla çekip aldı. Payiz'in korkudan ağzından bir hıçkırık koptu. Refleksle bacaklarını kendine çekip "C" pozisyonunu aldı ve daha çok küçüldü. Ellerini kulaklarına sıkı sıkı kapatmış, gözlerini daha da çok yummuştu. Titriyordu, kalbi gibi titriyordu. "Kalk!" Ezman'ın sert ve öfke barındıran sesi duvarlara çarpmıştı, lakin Payiz hala korkuyla olduğu pozisyondaydı. Ezman bu sefer sertçe Payiz'in kolundan tutup cansız bir maddeyi çeker gibi yataktan fırlatırcasına kaldırdı. Payiz'in gözyaşları ve ağlaması daha çok şiddetlenirken ağzını sıkı sıkı kapatıp hıçkırıklarını yutuyordu. "Aç gözlerini!" Boriton sesi Payiz'in kulaklarını tırmalarken içindeki korkuyla titreye titreye açtı gözlerini. Gözleri, Ezman'ın ateş püskürten kahverengi gözleriyle buluşunca içindeki korku kat sayısı daha da çoğalmıştı. "Bana bak kadın. Keyfimden sana dokunmuyorum. Eğer hemen çocuğumu doğurursan öyle siktir olup gidersin, senden kurtulurum. Şimdi indir o siktiğimin elbiselerini… Hadiii!" Payiz duyduklarıyla adeta felç geçirmiş gibiydi, düşünce yapısını kaybetmiş gibiydi. İğrenç sözler birer ok gibi beynini ve yüreğini delip geçmişti ama öldürmüyorlardı; ancak ölümden daha acıydı. Olamazdı, istemiyordu. Nasıl olacaktı bu iş? Akıllara durgunluk, kalplere sızı veren bu sözleri nasıl gerçekleştirecekti? Bu sefer hıçkırıklarını tutmadı, tutamadı ve onları serbest bıraktı. Omuzları düştü, başı eğildi sadece. "B… Ben istemedim. Yemin ederim ki istemedim. Benim o… okulum vardı, ben istemedim," dedi titreye titreye, hıçkıra hıçkıra. Ezman sanki hiç duymamış gibiydi ancak öfkesi daha da çok kabarmıştı. "Neden geldin o zaman ulan, neden?" dedi korkudan bükük olan Payiz'e. Yutkunamıyordu, nefes alamıyordu. Boğazındaki yumru, nefesini içine çekmesine bile izin vermiyordu. "Kaçsaydın, öldürseydin kendini ama gelmeseydin!" Tüm suç Payiz'in miydi? Yapmamış mıydı, kendini öldürmeye çalışmamış mıydı? Ne biliyordu bu adam, ha ne biliyordu? (Elinin körünü biliyor.) "Olmadı," sadece bu çıkmıştı ağzından, tek bu kelime. "Soyun."