4. Bölüm

11.4K 281 42
                                        


DÜZENLENMİŞTİR

Her gülüşün altında bir dünya dolusu acı yatar ...

Mizgin Aslan

●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●●                                                                    
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○

Pâyiz gözlerini güneşin ilk ışıklarıyla araladığında, odanın içini dolduran hafif şafağın aydınlığını hissetti. Bir aydır bu odada, bu konakta, kuma gelin olarak açıyordu gözlerini her sabah. Yatağının kenarından uzanıp komodinin üzerindeki saati kontrol etti; altı buçuktu. Hemen kalkıp pencerenin kenarına adımladı. Bir aydır aralıksız aynı manzaraya bakıyordu. Her baktığında içinden bir şeyler kopuyor, kalbi acıyla sızlıyordu. Gözlerinin önünden geçen öğrencilerin okula gidişini izlerken, çalınan hayallerine bir kez daha şahit oluyordu.
Yine gözleri doldu. Ruhundaki tarifsiz acı ve boğazında kocaman bir yumru gibi duran düğüm, her saniye varlığını hissettiriyordu. Sol elini kalbine götürdü; acıyla atıyordu o kalp. Sanki oradan çıkıp kendini kurtarmak, kaçmak istiyordu, küçük bir kız çocuğuna ait olan o yaralı kalp... Gözyaşlarını nazikçe silip banyoya yöneldi. Elini yüzünü yıkadıktan sonra gardırobun önüne geldi. İçinden dizlerine kadar uzanan, koyu yeşil, zarif bir elbise çıkardı. Üzerindeki uzun, beyaz geceliğini yavaşça sıyırıp özenle katladı ve dolabına geri yerleştirdi. Elbiseyi hızla üzerine geçirdi, yatağını düzenledi, sonra makyaj masasının başına geçti. Masanın üzerindeki gümüş, taşlarla bezenmiş narin tarağı alıp uzun, dalgalı saçlarını özenle taradı. İşi bittiğinde odadan çıkıp alt kata indi. Aşağıda kimse yoktu, konak henüz derin uykusundaydı. Günlerdir zihninde kurduğu planı nihayet hayata geçirmek için Esma'nın odasına doğru tedirgin ve sessiz adımlarla ilerledi. Eğer planı gerçekleşirse, dünyada ondan mutlusu olmayacaktı; hayali bile genç kadının yüzüne tebessüm kondurmuştu.
Konak üç katlıydı. En üst katta Êzmân, Hawin ve Pâyiz kalıyordu. İkinci kattaysa Esma, Dılda Hanım ve kocası yaşıyordu. Sabahın erken saatleri olduğu için kimse ortalıkta görünmüyordu ama Pâyiz yine de çok temkinliydi. Sessizce, parmak uçlarında yürüyerek kapının önüne geldi. Kapıyı çok yavaş ve gürültüsüz bir şekilde tıklattı ama içeriden hiçbir ses gelmedi. Tekrar denedi, yine sessizlik... Demek uyuyordu. Onu rahatsız etmek istemiyordu ama bunu yapmak zorundaydı. Kapıyı usulca aralayıp içeri süzüldü. Esma, tüm güzelliğiyle yatağında uyuyordu, saçları yastığın üzerine dağılmıştı. Pâyiz kapıyı olabildiğince sessiz kapattı ve yine parmak uçlarında yürüyerek Esma'ya yaklaştı.

Pâyiz, Esma'ya yaklaşıp eğildi. Evet, derin uykudaydı. Tedirginlikle sağ elini kaldırdı ve Esma'ya hafifçe dokundu. Ama Esma uyanmadı. Tekrar denedi, yine uyanmadı. Bu kez hafifçe Esma'ya eğilip kulağına fısıldadı: "Esmaa, uyan kızzz!" Sesi Esma'nın kulağını tırmalarken, Esma yavaşça gözlerini araladı. Ancak hemen dibinde gördüğü kadınla korkuyla, amansız bir çığlık attı. Pâyiz hemen elini Esma'nın ağzının üzerine kapatıp onu susturdu. İkisinin gözlerinde de kocaman bir korku vardı. Pâyiz'in yalvaran bakışları ve Esma'nın şaşkınlıkla karışık korkan gözleri birbirine kenetlendi.
Esma, korkuyla kendine gelirken hemen yatakta doğruldu. "Bağırma, benim Pâyiz, korkma." Sesi, Esma'nın korkuyla çarpan yüreğine adeta su serpmişti. Pâyiz elini Esma'nın ağzından çekip hemen yanına oturdu. Korkudan göğsü sertçe inip kalkıyordu. Esma tedirgin ve merakla yengesine bakıyordu. Pâyiz, küçük bir kız çocuğu gibi başını ellerinin arasına aldı ve hüzünle boğazını temizledi. "Esma, ben senden bir şey isteyecektim de..." dedi. Sesi mutsuz geliyordu. Esma merakla karşısındaki kadına baktı ve düşündü, acaba ne isteyecekti ki, ve sabahın köründe ne işi vardı burada?
"Arkadaşım Affet'i arayabilir miyim? Yani senin telefonundan... Benimki yok. Tabi kızmazsan, yani izin verirsen..." O kadar tedirgindi ki, hafif korktuğu için kelimeler birbirine karışmıştı. Birisinin ona kızmasından ödüyordu, çünkü o bir kumaydı... "Tabi, tabi, lafı mı olur, niye kızayım ki?" Pâyiz, duyduğu olumlu cümlelerle gözleri fal taşı gibi açılıp başını hemen Esma'ya çevirmişti. Hem şaşkın hem mutluydu, hatta birçok duyguyu aynı anda hissediyordu. Son zamanlarda başına gelen en iyi şeydi bu. Midesindeki kelebekler yeniden hayat bulup kanat çırpmaya başlamışlardı. "Gerçekten mi?" dedi hâlâ inanmaz bir biçimde. Sanki bir rüyadaydı. "Gerçekten. Bak telefonum komodinin üzerinde, al istediğin kadar konuş," dedi sevecen bir sesle.
Pâyiz, günlerdir duyduğu bu güzel sözlerle adeta yerinden kalkıp zıplamak istedi. Hemen heyecanla Esma'ya sarıldı. Esma da ona karşılık verdi. Ayrılınca Esma telefonu aldı, şifresini açıp Pâyiz'e uzattı. "Al." Pâyiz, tekrar heyecanla midesindeki kasılmaları hissetti. Telefonu alıp ezberlediği numarayı heyecanla tuşladı. Esma, karşısındaki küçük bir kız çocuğu gibi mutluluktan gözleri dolan kadına baktı. Ağabeyini ve ailesini, bu kadını yaktıkları için asla ama asla affetmeyecekti. Bir ay içinde nasıl çöktüğüne birebir şahit olmuştu... Telefonu kulağına götürüp bekledi. Birkaç saniye sonra telefon açıldı ve Pâyiz'in kulaklarını, kardeşi gibi olan arkadaşının sesi şenlendirdi. "Alo." Sanki şu an tüm dünya önüne serilmiş kadar sevinmişti. "Alo Affet, benim Pâyiz," demişti heyecanla. Esma, Pâyiz rahat konuşsun diye odadaki banyoya girmişti.

kuma yarası Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin