1.0

78 14 24
                                        

03.09.2022
Asaf'tan

Teoman'ın her zaman takıldığını söylediği barın girişinden geçtiğimizde, barın içindeki kalabalık anında Teoman'la beni birbirimize yapıştırmıştı.

Teoman, farkında bile olmadan kolunu omuzuma atarak -bunu herkese yaptığını iki günde fark etmiştim- beni etrafta tepinen adamlardan korumak istercesine göğsüne doğru çekti ve kulağıma eğilerek, tüm bu gürültünün arasında, "Burası her zaman kalabalık olur," dedi.

Bunu söylemesine bile gerek yoktu çünkü bu mekanın adını daha önce de duymuştum. Çok popüler ve biraz da elit bir mekandı. Gündeme ilk damgayı vurduğunda, eşcinsel barı olarak geçiyordu ancak artık her türden insanın geldiği bir yer halini almıştı.

Beni kendisiyle birlikte bara sürükledikten sonra boş bir tabure görerek, gülümsedi. Yüzüne yerleşen gülümseme beni de gülümsettiğinde, o bar taburesine çöktü ve omuzumdaki kolunu oturduğu anda, belime indirdi.

"Seni tanıştıracağım kişi birazdan gelir, burada barmen. On dokuz yaşında iyi bir çocuk. Patronla tanışmanı o sağlar, ben patronu sadece bir kez gördüm, tanımıyorum..." derken belimdeki elini çekti.

Ardında bıraktığı boşluğu hissetmedim desem yalan olurdu.

Kollarımı tezgaha koyarken, etrafa bakındım. Ortam fena değildi, en önemlisi DJ korkunç değildi. İnsanı gerçekten müziğin içine çekiyordu. Buraya eğlenmeye gelmiş olsaydım çoktan güzel bir kokteyl eşliğinde dans edenlerin arasına karışmış olurdum.

Ben etrafı incelerken, tezgahın arkasında gencecik bir çocuk yüzünü gösterdi ve Teoman'a adeta koşarak yanaştı. "Teoman abi..." dedi, yüzündeki gülümseme eşliğinde.

"Nasılsın Yahya?"

"Asıl sen nasılsın? Dün giderken yine Japonca konuşmaya başlamıştın. Taksiciyle anlaşamayacağını ve kaldığın yere sağ salim ulaşamayacağını falan düşündüm."

"Beni iş yerime göndermişsin..." derken Teoman da güldü. "Neyse ama iyi yapmışsın, teşekkür ederim. Ben de sana bir iyilik yapmaya geldim."

"Ne iyiliği?" derken, Yahya daha da öne eğildi ve Teoman'ın neredeyse içine girdi.

Ben olsam çoktan geri çekilmiş olurdum ama Teoman'ın mesafelerle bir derdi yoktu. Başka insanlara temas etmekten de çekinmiyordu. Hem uzak durmak isteyen hem de yakın durmaktan çekinmeyen birisiydi, fazla dengesizdi. Bunun ardında ne gibi bir sebep vardı acaba?

"Asaf?"

"Evet?" diyerek, düşüncelerimin arasından gerçekliğe döndüm.

"Ama abi... Patron, velet istemiyorum, dedi ya..." derken Yahya denilen çocuk beni süzüyordu. On dokuz yaşındaki veletin dediklerine bakın hele.

Teoman bakışlarımdaki değişimi hissederek, yüzündeki gülümsemeyi kaybetti ve Yahya'ya döndü.

"Gösterdiğinden büyük o."

Teoman'ın üstüne, "Senin yaşın kadar deneyimim var benim," dedim, tok bir sesle. Yüzüm, yaşımı göstermezdi ama ciddi konuştuğumda, sesimden yaşım anlaşılırdı. Sürekli yavşak yavşak konuşmak, barmenlikten ağzıma yapışmıştı. Ne de olsa, barmenin ağzı iş yapıyorsa cebi de dolardı.

Teoman, tek kaşını kaldırarak bana döndüğünde, ona kaşlarımı çattım. Yalanımı yakalamıştı. Tabii ki çocuğun yaşı kadar deneyimim yoktu. O kadar deneyimim olması için 10 yaşında falan barlarda çalışmaya başlamış olmam gerekirdi.

"İyi... Tamam. Ben Teoman abiye güvenirim. Sen biraz burada takıl, müsaitlikte patronla konuşup geleceğim..." diyerek, tezgaha yerleşen müşteriye döndü.

Juunintoiro | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin