1.5

171 23 16
                                        

04.09.2022
Asaf'tan

Gözlerimi araladığımda, Teoman'ın bal rengi gözlerinin açılmış ve bana bakmakta olduğunu gördüm. Gözlerimi kırpıştırarak, yüzüne bakmaya başladığımda, "Ohayo," dedi.

Gözlerimi kısarak, onu tekrar ettim. İki ihtimal vardı. "Ohayo. Günaydın demek, değil mi? O yüzden dedin. Başka bir şey mi yoksa?" derken, dilimin kemiği olmadığına adeta sövüyordum içten içe. Bu kadar çok konuşmayı nasıl başarıyordum? Düşünmek benim için sesli dile getirmek ile aynı şeydi.

"Evet, günaydın, demek. Günaydın Asaf."

"Ohayo, Ryuuji."

"R'yi çok vurgulamadan söylemelisin. Adım dudaklarından, Ruyuji şeklinde değil, Yuuji gibi çıkmalı," derken, dudakları küçük bir o şekliyle kıvrılarak öne doğru büzüşmüştü.

İstemsizce gülerek, yüzüne dikkatle baktım. "Böyle böyle bana Japonca öğretebilirsin..." derken sırıtıyordum. Hafızam kuvvetliydi, kolay bir dil değil belki ama öğrenebilirdim.

"İstersen öğretebilirim," karşılığını verirken, gülümsüyordu.

"Olabilir," diyerek, ona yaklaştığımda, yutkunduğunu fark ettim. Bir anlığına gözleri dudaklarımı buldu ve sonra usulca gözlerime yükseldi. Ellerimi yanaklarına koyarak, ona biraz daha yaklaştığımda, göz bebeklerinin büyüdüğünü görebiliyordum. 

Heyecanlanıyordu. 

Benim de kalbim delicesine atıyordu. Nefesim sıklaşıyordu.

Böyle birisi değildim ben.

Bir öpücükle ergen gibi kafayı yemezdim ama Teoman... Onda öyle bir şey vardı ki, benden on beş yıl çalıp ergen bir velet gibi ortada bırakıyordu beni.

İşlerin nasıl böyle geliştiğini ben de bilmiyordum açıkçası. Üç mü dört gün önce miydi? Dojosundan içeri peşimdeki adamlardan kaçmak için dalmıştım sonra da... 

Yoksa... 

Gözlerimi kırpıştırarak, Teoman'a bakmaya devam ettim.

Dojosuna ilk girdiğimde beni epey güzel kendi tabirimle dövmüştü. Teoman'ın tabirine göre elbette ki dövmemişti... Acaba beni döven adamlara karşı ilgim mi vardı?

Babam da beni döverdi ama köpek gibi peşinde gezmeyi de bırakmazdım mesela. Tabii eşcinsel olduğumu duyunca beni kapı dışarı etmiş, bir daha da yüzüme bakmamıştı ama şimdi çağırsa, yine yanına giderdim. Bu konuda hiçbir gocunma hissedemiyordum.

"Ne düşünüyorsun?" diye sordu, kısık bir sesle.

Senle başlayan düşüncelerimin, daddy issues konularına evrildiğini... diye geçirdim aklımdan ama bu sefer dilime sahip çıkarak aklımdan geçenleri söylemedim, bu yüzden gülümseyerek, "Seni öpüp, öpmemeyi," karşılığını verdim. Dün gece bunu ayık yapmak istediğini söylemişti. Ben de, bunu ayıkken yapmasını istiyordum.

Eğer böyle bir şey yapacaksak, eğlence ya da adına her ne demek istiyorsa... Şimdiden belirli kurallara sahip olmamız lazımdı. En nihayetinde ufak kaçamakların da belirli sınırları olurdu, değil mi?

Teoman düşünceli bir ifadeyle, "Çok hoşsun..." dedi ve hafifçe benden uzaklaşırken, "...ama istediğin gibi karşılık verebileceğimi düşünmüyorum," dedi sakin bir sesle.

Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım. "İstediğim gibi?"

"Sen hovarda kılıklısın, tamam... Ama ben hovardanın ta kendisiyim," dedi, hâlâ usulca benden uzaklaşıyordu. "...görüntüme bakma, ben düzgün bir ilişki adamı değilim," dediğinde, ne diyeceğimi ne düşüneceğimi bilemedim. O ne düşünüyordu, onu da anlayamadım. Gerçekten bana, bir haftalık eğlence gözüyle mi bakıyordu?

Juunintoiro | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin