04.09.2022
Asaf'tan
Teoman bana kaldırdığı bardağı tek nefeste kafasına dikip tezgaha bıraktıktan sonra ayağa kalktığında, gözlerimi ondan ayıramadım. Zaten gözlerim onu görmesin diye ağzına girmediğim insan kalmamıştı ama şimdi sırtı bana dönükken... Göz ucuyla onu takip edebilirdim.
İnsanların arasından kıvrılarak geçerken, adımları tereddütlü değildi. Ulaşmak istediği yeri bildiği, ilerleyişinden belli oluyordu. Adımları seri ve sakindi. Çok geçmeden, dün akşam onunla konuşmaya çalışan kıza gösterdiği adamın karşısına geçmişti.
Gözlerimi kısarak onlara bakmaya başladığımda, Yahya yanıma gelerek, "Teoman abinin o adamla ne işi var ya?" diye sordu.
"Neden?" diye sordum. "Sen adamlarla takılırsın da o takılamaz mı?"
Bu sırada adamın elleri Teoman'ın ensesinde birleşmiş onu epeyce kendine çekmişti. Aldığım nefesi sertçe bırakırken tezgahtan geri çekildim, gözlerim bu manzaraya daha fazla şahit olmak istemiyordu.
Dün boynuma gömülmüş, sabah beni kovmuş şimdi de başka bir adamın ağzına mı düşüyordu? Bu benim hovardalığımın lügatında bile fazla demekti. Ne yapmak istediğini bilen birine benziyordu, ancak galiba o öyle hissetmiyordu.
"Ondan demedim ya..." dedi, adımlarımı takip eden Yahya. "...dün patates ettiği adam vardı ya, o herifle bu herif... O ikisi hep birlikte geliyor."
"Ne?" diyerek geri döndüğümde, biraz önce baktığım yerde olmadıklarını fark ettim. "Nereye gittiler?" diye sorduğumda, Yahya omuz silkti ve "Görmedim," dedi.
"Ne umursamaz adamsın sen Yahya? Dün haşat ettiği kişiyle takılan biriyle dans ediyordu Teoman... Uyarmak nasıl aklına gelmez?" diye söylendiğimde, Yahya bana gülerek baktı.
"Teoman abi dövüşü geçtim bak, adam savaş sanatı yapıyor. Sence ona bir şey olur mu? Dün sarhoş haliyle kendinden iki kat adamı yere çuval gibi attı!" dediğinde, iç çektim.
Doğruydu. Teoman kendini koruyabilirdi elbette... Ama sarhoştu. Dün de sarhoştu? İçimi huzursuz eden düşünceler yüzünden yüzümü buruşturdum ve başımı iki yana sallayarak, bu sabah aldığım kararın ardında durma çabasıyla işime devam etmeye karar verdim. Teoman sarhoş haliyle bile dünkü hödüğü yere serebilmişti. Başına bir şey gelmezdi herhalde.
Tezgahın üstünden önüme süzülen peçeteye kaşlarımı kaldırarak baktım. Telefon numarası ve dudak izi vardı. Kırmızı rujla bırakılmıştı hem de... Başımı kaldırdığımda bir kızın göz kırparak tezgahtan çekildiğini fark ettim.
Başımı iki yana sallayarak, peçeteyi avucumda büzüştürdüm ve tezgahın altındaki çöpe attım. Bu sırada arkadan Yahya'nın sesi geldi.
"Asaf, Bud'lar bitmiş ya arkadan getirir misin?"
Yahya'nın elime tutuşturduğu boş kasaları alarak ona kötü kötü baktım. Ancak çelimsiz kollarıyla iki kasa dolusu birayı buraya zor getireceğini bildiğim için hiçbir şey demeden tezgahtan çıktım.
Dans pistinin sol tarafında kalan depolama alanına doğru yürürken, gözlerim etrafta dolanıyor ve istemsizce Teoman'ı arıyordum. Ancak görünürde yoktu. Kim bilir neredeydi?
Ne yapıyordu?
Başımı şiddetle iki yana salladım.
Düşünme Asaf. Delirirsin.
Ancak düşünmekten de alamadım kendimi. Bu sabah söyledikleri zihnimde dönüp duruyordu, belli belirsiz bir şekilde dudaklarımı büktüm. Neden bir anda bana soğuk davranmaya başlamıştı ki? O öyle yapınca, misliyle soğuk davranasım gelmişti...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Romansa"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
