10.09.2022
Teoman'dan
Duştan çıkıp, epey uzun süren bir kremlenme seansının ardından üzerime siyah bir tişört giydim, altıma ise yine siyah renkli bir eşofman altı giymiştim. Odamdan çıktığım sırada Asaf'ın ıslattığı yerleri kurulamaya başladığını ve kendi kendine mırıldandığını duydum.
"Hovardaymış kime ne? Çok içermiş sana ne?"
İstemsizce gülerek, mutfağa girdim ve mutfakta oturan Dağhan'a baktım. Minik yavrusu Kiiro'yu da yanında getirmişti. Minik patileriyle masanın üzerinde dolanıyordu. Dağhan'dan uzaklaşıp, koşa koşa onun kollarına atlıyordu.
Gülümseyerek çay yapmaya başladığımda, Dağhan başını çevirip bana baktı ve gülümsedi.
Çay için suyu kaynamaya koyduktan sonra masada Dağhan'ın karşısına geçtim ve kollarımı göğsümde bağlayarak oturdum. Şimdi Kiiro ikimizin kolları arasında gidip geliyor ama kimseye atlamıyordu.
Dağhan, tek kaşını kaldırarak, "Asaf neden burada?" diye sordu.
"Evimi temizliyor," derken gülümsedim. "...çünkü iddiayı kaybetti."
"Ne iddiası?"
"Bileğimi bıraktırırım, dedim. Bıraktıramazsın, dedi..." dediğimde, Dağhan dişlerini göstererek kocaman sırıttı ve "Kaç saniye?" diye sorduğunda, aklından kendi geçmişinin geçtiğini tahmin edebiliyordum.
"Beş saniyeden azdı."
"Hadi canım!" derken, kahkahayı bastı. Kiiro aniden yükselen kahkaha ile irkilerek kendini benim kollarıma attığında, Dağhan'a götünün üstünden korku dolu bakışlar atıyordu.
Dağhan ise pişman bir sesle, "Kızımı korkuttum ya..." dedi, ardından ellerini Kiiro'ya uzattı ve minik yavrusu kollarımın arasından çıkıp Dağhan'ın ellerine yanaştı.
"Çok da korkmamış anlaşılan..." derken, gülümsemeye devam ediyordum.
Dağhan, buruk bir gülümsemeyle iç çekerek, "Bize alışana kadar evde hiç hareket etmeden öylece duruyordu, biliyor musun?" dedi, yavaşça. "Sesini bile çıkarmıyordu, çok korkmuştu."
Masada öne eğilerek, elimi Dağhan'ın elinin üstünden Kiiro'nun ensesine attım ve parmaklarımı kedinin ensesine tüy hafifliğinde değdirerek yavruyu severken, "Bana geldiğinde, sen de Kiiro gibiydin," dedim. Yüzüm kediye dönüktü ancak gözlerim Dağhan'ın üstündeydi. "Sanırım tek farkınız, senin çenesizliğindi... Şimdi yardıma muhtaç birini gördüğümde, neden yardım ettiğimi anlıyor musun?" diye sordum.
"Kiiro savunmasız bir kedi, insanlarla bir tutma onu. İnsanlar her zaman iyilikle dönmezler sana ama Kiiro bana hep sevgiyle döner."
"Bazen insanlar da savunmasız kalırlar Dağhan ve bazıları da iyilikle dönerler. Sen de savunmasız kalmıştın, dizlerinin üstüne düşüp yardım beklemedin mi? Sana yardım ettiğimde, bana iyilikle dönmedin mi?"
Elimi elinin üstünden çekerek, masanın üstünde kollarımı birbirine doladım ve ciddiyetle Dağhan'a baktım.
"Dojoya ilk geldiğin gün, senden bana saldırmanı istememden önce ne sorduğunu hatırlıyor musun?" diye sordum.
Başını onaylarcasına salladı ve "Hatırlıyorum," dedi. Ardından, gözlerini uzağa dikerek, o günkü sorusunu tekrarladı: "Üzüldüğünüzde ne yapıyorsunuz?"
O gün verdiğim cevabı tekrarladım: "Sankyo. Bütün üzüntülere birebir..."
Dağhan kıkırdamaya başladığında, geri çekilerek hafifçe güldüm ve "Anlat bakalım," dedi. "Uzun zamandır böyle karşılıklı oturup konuşmuyorduk..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Romansa"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
