10.09.2022
Asaf'tan
Teoman'ın peşinden, mutfağa girdiğimde sırıtıyordum. Baya böyle ağzım kulaklarıma varırcasına sırıtıyordum çünkü Teoman, tamam, demişti. Bu, umuyorum ki karşı koymayacağı anlamına geliyordu eğer gelmiyorsa da artık gelsin diye kafasına kafasına vurmaya hazırdım.
Hoş, ben onun kafasına yumruğumu isabet ettirene kadar onun kolumu götüme sokma ihtimali de vardı ama şansımı deneyebilirdim...
Dağhan ayısının konuşmasına fırsat tanımaksızın yavrusunu kucağından çekip aldım ve "Gel bakalım sarışın, seninle biraz salonda hasbihal edelim..." diyerek, salına salına salona doğru yürümeye başladım.
Çok belli etmesem de, sabah kahvaltısıyla duruyordum ve karnım fena halde acıkmıştı. O kadar işi Teoman eve gelmeden bitirip, artistlik yapacağım diye de epey canım çıkmıştı açıkçası... Teoman'dan bana yemek yapmasını istemiştim ama araya misafir olarak Dağhan'ın girmesi bu durumu geciktirmişti elbette... O yüzden minimum hareketle salonda pineklemek istiyordum.
Bir yandan da bu gece çalışacak halim varmış gibi hissetmiyordum kendimi. Eh, bir umut şu tamam kabullenişinin üstüne de gidebilirdim...
Koltuğa yatarak kediyi kucağıma koydum ve cep telefonumu çıkartıp, Yahya'yı aradım.
Birkaç çalışın ardından telefon açıldığında, Yahya'dan önce başkalarının sesini duydum.
"Sancak, o öyle değil yalnız!"
"Emir, sen de yanlış yapıyorsun."
"Tabi, siz çok iyi biliyorsunuz ya Tekin'cim, Emir'cim, bir ben bok gibi yapıyorum değil mi?"
Yahya, en sonunda sesini yükselterek, "Abicim bir susar mısınız telefonda konuşacağım adam bir saattir ergen sesinize maruz kalıyor!" dedi.
"Sen hiç ergen değilsin sanki götümün kenarı."
"Sancak, sessiz."
"Tamam Tekin ya."
"Hey Allah'ım..."
"Müsait değil misin Yahya?" diye sordum en sonunda. Ben sessiz kaldıkça bu sohbet uzayıp gidecekmiş gibi hissediyordum.
"Sana ne lazımdı Asaf Abi?" diye sorduğunda, derin bir nefes alarak, "Bugün inanılmaz hasta hissediyorum gece beni idare edebilir misin?" karşılığını verdim.
"Abi sen bu gece izinlisin ya."
"Öyle miyim lan?" derken, sarışın kucağımdan inmiş koltukta fıtı fıtı geziniyordu.
"Öylesin abi, shifti atmadılar mı sana?"
"Yoo..."
"Dur ben seni gruba aldırayım. Bu gece izinlisin, yarın gece de ben izinliyim. Patron kıyağı, izinlerimizi hafta sonu verdi."
"Oğlum bugün cuma..."
"Abi bugün cumartesi."
"Vay anasını ya, benim kafam hakkaten gitmiş haa..." dediğim sırada Yahya yüksek perdeden kahkaha attı ve "Abi, Teoman abi bu kadar mı aklını başından alıyor senin?" diye sordu.
Başımı onaylarcasına sallarken gülümsüyordum. "Yürü git lan, ergen arkadaşlarınla ergen muhabbetleri yap. Yetişkinlerin işine karışma..." diyerek, telefonu suratına kapattım.
On sekizlik veledin alayına yenik düşecek adam değildim çok şükür.
Sarışın artık kucağımda ve yattığım koltukta olmadığı için doğrularak etrafıma bakındım ve yan tarafımdaki koltuğa bakarken, ağzım şaşkınlıkla açıldı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Romantizm"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
