1.8

68 13 10
                                        

06.09.2022
Asaf'tan

Teoman adımlarımı usulca izlerken, kendimi o garip dizayn edilmiş odasında buldum. Yatağı, odanın ortasındaydı. Hiçbir yerle temas etmiyordu, molalarım sırasında Japon kültüründe bunun ne anlama geldiğini araştırmış olsam da böyle bir şeye dair herhangi bir açıklama bulamamıştım.

Yatağın, odanın ortasında olmasının sebebi her neyse, ardındaki fikrin sadece Teoman'ın zihninde yer aldığını biliyordum ve o fikri duymak için sabırsızlanıyordum.

Çünkü Teoman, koskoca bir soru işaretiydi. 

Her gece sarhoş olana kadar içmesi, gözyaşları, gülümsemesi, arada kalmışlığı, tavırları, mesafesi, açlığı, zihnindeki gizemler... Her şeyiyle kocaman bir soru işaretiydi ve ben, o soru işaretlerini keşfetmek istiyordum.

Derin bir nefes alarak kendimi, sırt üstü dağınık yatağa bıraktığımda, Teoman da hemen yanıma düştü. O da benim gibi kendini sırt üstü bırakmıştı. King size geniş yatağına, ikimiz de yan yana rahatlıkla sığabiliyorduk. Hatta kollarımı ve bacaklarımı X şekline gelecek şekilde açsam bile yine sığmaya devam edebilirdik.

"Neden benimle uyumak istiyorsun?" diye sorduğunda, gülümseyerek ona döndüm. Tavana bakıyordu. Buradan bile, öyle yakışıklı görünüyordu ki, içimi kıpır kıpır eden o düşünceler Teoman'ın üstüne atlamamı adeta bağırıyordu.

O sesleri bastırmaya çalışarak, "Yahya'dan bu gecenin spesiyelini öğrendim..." karşılığını verdim. "Senin için malzemeleri hazırlamıştım ama sen gelmeyince, boşa gitmesin diye kokteyli yaptım ve ben içtim."

"Bu, benimle uyumak için bir sebep mi?" karşılığını verdi.

Sorusuna karşın, hafifçe güldüm ve mırın kırın eden bir çocuk edasıyla cevabımı verdim. "Evet, sen de sarhoş olunca benimle uyumak istiyordun. Şimdi, ben de öyle yapmak istiyorum."

"Benim içmememi söyleyip, sen içtin... Bir de sarhoş mu oldun?" diye sorarken, bana baktı. Bal rengi gözleri, usulca gözlerimle birleşti. O kısık göz kapaklarının arasında parlayan bal rengi gözleri soru işaretleriyle doluydu. 

Merak ediyordu. 

Beni, davranışlarımı ve davranışlarımın sonucunu.

Ben de...

"Gelmediğin için içtim."

"Sen istemedin."

Kaşlarımı kaldırarak, sol omuzumun üstüne döndüm ve bedenen Teoman'a doğru bakarken, "Yorgunsun diye bara gitmekten vazgeçmemiş miydin?" diye sordum. Sırf ben istediğim için içmekten vaz mı geçmişti? Bunu bana açık açık söylerse, ağzına yapışmam an meselesiydi.

Daha önce takıldığım hiç kimse, gerçekten ama gerçekten, hiç kimse benim söylediklerimi ciddiye almamışlardı. Hep görüntüm yüzünden yargılanmış, hovardalığımdan dem yemiştim. Söylediklerim ne kadar akla yatkın da olsa, çocukça bir fikir gibi geliyordu karşımdakilere.

"Onun öncesinde sen söylemiştin, daha dün midem temizlenmişken içmemem gerektiğini..." bir anlığına duraksadı ve gözlerini benden uzaklaştırırken, "...seni dinlersem parlaya-" konuşmasına daha fazla izin vermedim.

Sağ elimi yakasına atarak onu kendime çekerken, sol kolumdan destek alarak doğruldum ve bir bacağımı, onun diğer yanına atarak kucağına çıktım. Şaşkınlıkla gözleri irileştiğinde bile çekik çekik bakıyordu bana. Öyle tatlıydı ki, dudaklarına karşı hissettiğim çekime daha fazla karşı koyamarak şaşkınlıkla aralanmış dudaklarına, dudaklarımı bastırdım.

Juunintoiro | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin