1.9

72 11 11
                                        

06.09.2022
Teoman'dan

Ders saati geldiğinde ve herkes seizayı oluşturduğunda, bu sefer Asaf hızlıca yerini almıştı. Yanındaki aikidokayla, ismi Cansu'ydu, konuşuyordu ve merak dolu yüzüyle binbir soru sorduğunu tahmin etmek benim için güç değildi.

Cansu, sabırla Asaf'ın sorularını yanıtlarken seizanın karşısına geçtim ve hafifçe boğazımı temizleyerek, "Odalarda birisi kaldı mı?" diye sordum ortaya.

Herkes başını iki yana sallarken seizanın sağ başına baktım. Bugün Dağhan derse gelmemişti. Dikişlerini aldıracağı için belki de kendini halsiz hissetmişti ya da doktor dinlenmeseni önerdiyse, eminim ki erkek arkadaşı onu bırakmamıştı. Belki dersten sonra arayıp, nasıl olduğunu sorabilirdim.

Derin bir nefes alarak, "Öyleyse, dersimizi takdirle başlatabiliriz," diyerek en düşük kuşaktan üst kuşaklara doğru dün yaptığımız sınavı geçen öğrencileri tek tek çağırmaya başladım.

"Cansu Yalçın."

Cansu dizlerinin üstünde yürüyerek -bu yürüyüşe şikko deniliyordu- karşıma geçti. "Yeni kuşağını tebrik ederim," diyerek, belgesini ona verdiğimde, selam vererek, "Arigato..." diye mırıldandı ve seizadaki arkadaşlarının alkışları eşliğinde yerine geçti.

Böyle böyle isimleri tek tek saydım.

Sona geldiğimde, Nazlı ve Nazan heyecanla yerlerinde kıpırdanıyorlardı.

Gülümseyerek, "Nazan Öncel," dediğimde, Nazan öne çıktı ve şikko yürüyüşü ile usulca karşıma geçti. Gözlerini bana dikerek, kocaman bir gülümseme eşliğinde belgesini takdim etmemi bekledi.

"Dojomuzun yeni kahverengi kuşağını tebrik ediyorum," diyerek kahverengi kuşağını ve belgesini ona uzattığımda heyecanla selam verdi ve "Arigato gozaimasu," dedi. Bir önceki alkışlardan daha güçlü bir alkış eşliğinde yerine geçtiğinde, heyecandan kıpkırmızı olmuş Nazlı'ya baktım.

"Nazlı Öncel."

Nazlı da ikizi gibi şikkoyla karşıma geçtiğinde, "Bir diğer heyecanlı yeni kahverengi kuşağımızı tebrik ediyorum," dediğimde, Nazan'ın alkışlarını aratmayan alkışların arasında selam verdi ve "Arigato gozaimasu..." diyerek geri çekildi.

"Tebriklerimiz bittiğine göre, dersimizi açabiliriz," diyerek Osman abiye baktım. Dağhan olmadığı için en kıdemli öğrencim oydu ve ders seremonisinde eşim de o oluyordu.

Osman abi, seremoniyi başlattığında, hızlıca selamlaşmalarımızı gerçekleştirdik ve ayağa kalktım. "Isınmak için geniş bir daire oluşturabilirsiniz, Demir, bugün dersi sen ısıtır mısın?" diyerek, kamizanın önüne geçtim ve telefonumu elime aldım.

Demir dersi ısıtmaya başladığında, göz ucuyla Asaf'a bakıyordum. Bu sefer yanında Erdem vardı. Onu şaşkınlıkla izliyor, yaptığı hareketleri tekrarlamaya çalışıyordu.

Erdem de yeni sayılırdı, bu yüzden, "Osman Bey, Asaf Bey'e ders öncesi ısınması konusunda yardımcı olabilir misiniz? Bugün ikinci ama özünde ilk dersi," diyerek seslendim. Ardından, "Erdem Bey, sizi biraz daha yana alabilir miyiz?" diyerek gülümsedim.

Osman abi hızlı bir baş onayı ile Asaf'ın yanına geçti ve tok sesiyle, "Hareketlerimi tekrar etmen yeterli," dedi.

Asaf da aynı baş onayı ile Osman abinin hareketlerini tekrar etmeye başladı. Kollarını, bileklerini, boynunu ve vücudunu Demir'in gösterdiği ve Osman abinin tekrarladığı şekilde esnetmeye başladı.

Yaklaşık on dakika süren ısınmanın sonunda Demir ellerini birbirine çarptı ve "Seiza!" diyerek kenara çekildi, ardından o da seizaya oturdu.

Herkes, yeşil tataminin dışındaki mavi tatamilere çöktüğünde, Asaf da Osman abinin yanına oturmuştu. Asaf, Osman abiye baktığı sırada, "Nefes egzersiziyle başlayalım, herkes kendisine bir uke alsın. Kokyu ho yapacağız," dedim. "Osman Bey, Asaf Bey'in ilk dersi olduğu için sizinle başlasın lütfen."

Juunintoiro | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin