1.4

84 14 25
                                        

04.09.2022
Asaf'tan

Teoman'ın arabaya bindiği anda uyumak gibi garip bir huyu vardı. Abidin bizi eve götürmek için arabasına aldığı anda Teoman dizlerime bayılmış ve "hehe," gülüşleri eşliğinde uyumuştu yol boyunca.

Eve geldiğimizde ise şaşkınlıkla etrafa bakmaktan kendimi alamıyordum. Geleneksel tasarımla modern tasarımın bu kadar uyumlu olduğu çok az yer görmüştüm ve burası, hepsini sollayabilirdi. Öyle bir dengesi vardı ki, beni dumura uğratmayı başarmıştı.

Ayrıca... Teoman, zengindi. Hem de dibine kadar...

Abidin arabadan inmediği için -ona Abidin'in bu tavırlarını sormak aklımın bir köşesine not olarak kazınmıştı-, omuzuma sarınmış olan Teoman'la birlikte kapıdan geçtim. Başı dönüyordu ve uykudan yeni uyandığı için de kendini pek iyi hissetmiyordu.

Derin bir nefes alarak etrafıma bakınırken, içimin kıpır kıpır olduğunu hissettim. Teoman'ın evindeydim. Dojoda iki gece onunla uyumuştum, hatta birinde boynuma saldırmış ve orada uyumuştu ancak... Şu anda onun evindeydim.

Dojoda birlikte kalmaktan farklı hissettirmemeliydi ancak...

"Sorun ne?" diye sordu Teoman, sesi yorgun geliyordu. Midesi temizlendiği için sürekli midesinin bulandığını söylüyordu ve bu yüzden de konuşurken hem zorlanıyor hem de yoruluyordu.

"Sorun?" diye mırıldanırken, başımı iki yana salladım ve konuşmaya devam ettim. "Sorun yok... Ama evin güzelmiş..."

Dojodaki hava evde de vardı ama evdeki enerji daha ağırdı. Etraftaki her yazılı şeyin Japonca olması da tuhaftı. Kendini Japonya'ya ait hissedemediği için buraya döndüğünü söylemişti ancak özel alanını hatta bedenini bile Japon Japon şeylerle doldurmuştu.

Teoman tuhaf biriydi ve onun tüm bu tuhaflıklarını çözmek için sabırsızlanıyordum.

"Beğendin mi?" diye sorarken, yorgunca gülümsedi. 

Başımı onaylarcasına salladığımda, "Teşekkürler," dedi. Ardından başını kaldırıp etrafına bakındı sonra da: "Odam arka tarafta kalıyor. Odamın çaprazında da boş bir oda var, misafir odası... Sen de orada kalabilirsin," dedi.

"Burası, yalnız yaşayan birisi için fazla büyük bir ev değil mi?" diye sorduğumda, yönlendirdiği üzere odasına doğru ilerliyordum.

"Arada kardeşlerim kalmaya gelir."

"Ailenin üvey kesimiyle aran iyi mi?" diye sordum, rahatça soruyordum çünkü Teoman da ailesini anlatmaktan çekinmiyordu.

"Ben sanırım beş ya da altı yaşımdayken babam evlenmiş, Türkiye'ye geldiğimde babamın yanında üvey annem de vardı ve o zamanlar henüz kardeşlerim yoktu çünkü üvey annem tam bir kariyer kadınıydı... Sanırım benim varlığım annemin aklını çeldi..." derken gülümsedi. "Benimle ilgilenirken çocuk istediğini fark etti ve bölyece ilk kardeşim Esma doğdu." Duraksayarak bana baktı ve "Bu arada kardeşlerim benim üvey olduğumu bilmiyorlar," dedi. "...sadece farklı olduğumun farkındalar belki üvey olduğumun da farkındalar ama sanırım kimse bunu dile getirmek istemiyor. Çünkü evde benden başka çekik, değişik isimli kimse yok... Bir de onlara pek benzemiyorum da..." derken derin bir nefes aldı. 

"Bu kadar ortada olan bir şeyi kardeşlerinden neden saklıyorsun ki?" diye sordum şaşkınlıkla. Anlam verememiştim açıkçası ve Teoman hakkaten bahsettiği kadar farklıysa en aptal kardeşi bile öz olmadıklarını anlayabilirdi.

"Başka bir anneden olduğumu saklamak isteyen kişi üvey annemdi."

Kaşlarımı çatarak, "Bunu neden saklamak istedi?" diye sordum.

Juunintoiro | bxbHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin