11.09.2022
Asaf'tan
Teoman askılıktan aldığı ceketi üstüne giyerken bana baktı ve "İşe gitmiyor musun?" diye sordu.
"Bu gece izinliymişim, sen nereye gidiyorsun?" diyerek koltukta doğruldum ve siyahlar içindeki Teoman'ı dikkatle süzdüm. İnce vücudu, daha ince ve uzun görünüyordu, beyaz teni siyah gömleğinin altında parlıyordu.
"Bana güzel kokteyllerinden hazırlarsın diye düşünmüştüm ama anlaşılan Yahya'ya kaldım," dediğinde, kaşlarımı çattım.
"İçmeye mi gidiyorsun? İçmeyecektin hani?" derken şaşkındım.
Teoman dalgın bir ifadeyle bana bakarken, "İyi değilim, içmem lazım," dedi. Ellerini iki yanında yumruk yaparken çenesi kasıldı. İçinde her neyi aşamıyorsa, bedenini zorluyordu sanki.
Koltuktan kalkarak yanına vardım ve tam karşısında dururken, "Neyin var?" diye sordum. Elimi alnına götürdüğümde, serin alnı her zamanki gibiydi. Kaşlarımı çatarak, yüzüne baktığım sırada dalgın ifadesi anlık bir şekilde kırıldı ve yutkunarak geri çekildi.
Yine mi geri adım atıyordu? Kabul etmemiş miydi?
"Benimle içmeye gelsene..." derken, çekik gözleri parlıyordu. Gözyaşı mıydı?
Derin bir nefes alarak, "Yakın bir yerlerde içelim, o kadar yolu çekecek halim yok..." dediğimde, başını onaylarcasına salladı ve "Hazırlan, bekliyorum," dedi.
~~
Barın kapısından adım attığımız anda sıcaklık üstümüze kıyafet gibi yer edinmişti. Ter, sadece havada değildi artık büdün bedenimdeydi. İstemsizce yüzümü buruşturduğum sırada, Teoman beni bileğimden yakalayarak bara sürükledi ve bir şekilde barla aramızdaki tüm insanları aşarak barın kenarında bizim için bir yer buldu.
Teoman'ın bu konuda özel bir yeteneği vardı, istediği şeye ulaşmak konusunda sınır tanımıyordu sanki. Hiçbir engel de onun önünde duramıyor gibiydi.
Barmene, "Altılı shot votka," dedi.
"Kokteyl içmeyecek miydin?" diye sordum, kulağına yapışarak.
Aynı yapışkanlıkla cevap verdi, "Burası kokteyle alkolün kokusunu bırakıyor sadece..." dedi.
İstemsizce gülerek önümüze bırakılan altılı shota baktım.
"Üç-üç?" diyerek, Teoman'a baktığımda, başını onaylarcasına salladı ve elini sol taraftaki bardağa uzattı. Ben de sağdakini alarak Teoman'ın bal rengi gözlerine baktım. Aynı anda bardakları kafamıza diktiğimizde tatlı bir kolonya içmişim gibi damağımda yayılan votkanın tadını gülümseyerek kabul ettim. Limona uzanıp, ısırdığımda, Teoman da aynı şeyi yapmıştı.
Gülerek limon dilimini ağzımdan çıkardım.
Teoman ise işaret parmağını uzatıp, dudağımın kenarına dokundu ve dikkatle oraya bakarken, "Limon kaldı," dedi.
Dilimi, hâlâ parmağını bastırdığı yere uzatarak hem parmağını yaladım hem de kalan limon parçasını. Şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırırken, işaret parmağına bakakaldı ve sonra hiç beklemediğim bir şey yaptı.
Parmağını kendi dudaklarına götürdü ve usulca öptü.
Ona yaklaşarak, "Beni de öpebilirsin," dedim. "Madem iz bıraktığım şeyleri öpüyorsun, iz bırakan da tam karşında, değil mi?"
Gülümsedi ve "Seni kaybetmek istemiyorum," karşılığını verdi.
Gözlerimi kırpıştırırken, "Daha sahip olmadın ki..." derken ağzımın içinden mırıldanıyordum muhtemelen beni duymamıştı bile bu yüzden ikinciye uzandım ve Teoman da bana eşlik etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Juunintoiro | bxb
Romansa"Ne yapıyorsunuz?" "Asıl siz ne yapıyorsunuz? Etek metek, hayırdır?" "Etek değil bu, hakama. Ne yaptığımızın cevabıysa... Aikido. Savunma sanatı, ihtiyacınız var gibi gözüküyor." 01.03.2023
