Ahtapot Riki

420 36 20
                                    

Gözlerimi yavaştan aralıyordum. Bulanık olan tavan daha da netleşince üzerimdeki ağırlık ile dona kaldım. Kafamı yana çevirmeye dahi korkuyordum. Çenemin altındaki saç kılları tikimi huylandırıyordu.

Yanımda olan her neyse beni ürpertiyor. Kafamı yavaşça indirip boynumda nefesini hissettiğim kişiye odaklandım. Kahverengi saçları karmaşaya dönen Riki'yi farketmem beni biraz korkuttu.

Geri çekilmek istesemde ahtapot gibi sıkı sarması beni engelledi. Sanki 8 kolu var. Nasıl bu kadar da yapışmış olabilir?

Karnımın üstündeki kolunu onu uyandırmadan kaldırdım. Sıra kalan vücutta. Hafiften kıvırıp kendimi ondan uzaklaştırdım. Kafasını yavaşça kaldırıp yastığa koydum.

Hani anlamıyorum. Daha dün önce organları için kaçırdığınız kişiyi, nasıl olurdan sabaha böyle sararsın. Anlam veremiyorum.

Gözlerimi devirip kapıya yaklaştım. Bir ümit açıktır diye elimi kapıya attım. Şimdi ise dua okumaya başladım.

Kulpu indirdiğimde çaresizce duyduğum kilit sesi ile geriye yaslandım. Uflayarak yere çöktüm. Kafamı dizlerimin üzerine yerleştirdim. Tam da bu anda üzerimdeki kıyafetlerin farklı oluşu beni şaşırttı.

Dün geceye ışınladım resmen. Yolda uyuya kalmıştım ve kalan hiçbirşey aklımın ucuna dahi gelmiyordu.

"Şans yüzüne gülmedimi?"

Kafamı kaldırıp yatağın üzerinde sırıtan Riki'ye baktım. Üstümdeki fazla uzun olmayan bu beyaz gömlek yüzünden bacaklarımı uzattım.

"Neden bırakmıyorsun?"
"Çünkü bu bir zevk meselesi"
"Babasının oğlu ne olucaktı"
"Babamın en kötü yanını görmek istemezsin"
"Nedenmiş?"
"Öyle olsaydı şimdiye dek acı ile kıvranırdın"
"Babanın şiddet yanlışı olduğunu biliyorum"
"Çok safsın"

O an ne demek istediğini anladım. Pis sapık.

"Pis sapıklar"
"Sapıklık değil. Yine zevk meselesi. Senin az önce uyandığın bu yatağa girmek isteyen kaç tane kız var haberin var mı?"
"17 yaşında değil misin sen?"
"Öyleyim ama bende bir erkeğim sonuçta"
"Burdan kaçtığımda sana nasıl bir erkek olduğunu göstereceğim"
"Sabırla bekliyor olacağım Eun"
"Bana Eun deme"
"Neden?"
"Ismim ağzında kirlenmesini istemiyorum"
"Bence çok yakıştı"
"Öznel düşünceni kendine sakla lütfen"

Ayağa kalktığında söylediklerimin yarısında pişman oldum. Önüme düşen uzun perçemimi kulak ardına atıp ayağa kalktım.

"Aç mısın?"
"Sence?"
"Değilsin"
"Dalga mı geçiyorsun?"
"Hayır"

Bana ciddi ciddi baktığında gözlerimi tekrar devirdim. Senin yüzünden şaşı kalıcağım Nishimura Riki.

"Iyi iyi gel seni de doyuralım. Sonuç olarak gün içinde bana çok lazım olucaksın"
"Pardon da ben gitmeyi planlıyorum"
"Planlarını birdaha gelmemek için ertele çünkü bu evde benim köpek olucaksın"
"Çok beklersin"
"Beklemiyorum. Emrediyorum. Yoksa seni babama söylemeden öldürürüm"
"Inan bana öldürsen sana minnettar olurum"
"Hmm vazgeçtim. Biraz işkence en iyi seçenek gibi görünüyor."

Kafamı ters tarafa çevirip derin bir iç çektim. Buradan bir an önce kaçmam lazım. Yalan mı söylesem.

"Bak Riki benim annem hasta. Onun ilaç saatleri var"
"Kimi kandırıyorsun sen? Annen ve baban isviçrede tedavi görüyorlar"
"Çüşş ama artık."
"Sırtındaki doğum lekene kadar biliyorum. Ha birde dün canlı canlı gördüm"

Sırıtmaya başladığında gözlerim üzerime tekrar kaydı. Tabi ya ondan başka kim değiştirebilir???

"Hain. Sapık. Davar. Uyuz"
"Hangisini söylemek istiyorsan söyle çünkü dün buna mecbur kaldım. Ama güzeldi yani. Hoşuma da gitti."

DARK FATE 'Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin