8

162 13 1
                                        

"Bir... iki... üç... adım daha. Şimdi karşıki köşeye koşuyoruz!"

Hanbin, üzerindeki kabanı ile beni göğsüne saklayarak bizi erkek yurduna sokmaya çalışıyordu. Güvenlikler uyuyordu. Ortalık ıpıssızdı.

"Sırf aksiyon olsun diye mi odana böyle gidiyoruz?"

Gözlerini çenesinin altında kalan kafama eğdi. "Sence sırf aksiyon için mi yapıyorum bunu?" Kabanının iki yakasını biraz daha birleştirince kumaş ile onun arasında iyice sıkıştım. Yakınlığımızın nefes kesici olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Utanınca boğulur numarası yaptım. Gülerek kabanının uçlarını birazcık gevşetti. Aynı şekilde gereksiz ama heyecanlı bir şekilde merdivenleri çıkmaya devam ettik.

Sonunda odasına vardığımızda telefonunu çıkardı. "Oda arkadaşım aramam gerekiyor. Daha geç gelmesi için." Burada olma amacımız başbaşa ev aktiviteleriyle günü geçirmekti. Film koleksiyonum ve elektrikli tencerem ile buraya hazır olarak gelmiştim.

O arkadaşını aramaya çıktığı an ben de onun yaşadığı alanı incelemeye başladım. Çoğu polisiye romanlarından oluşan küçük bir kitaplığı vardı.

Aralarından en sevdiğim diye bahsettiği roman gözüme çarpınca onu elime aldım. 1. baskıydı. Nazikçe çevirdiğim eski ve kokulu sayfaların arasından bir resim çıkınca durakladım.

Polaroid resimde birbirine sevimlice sarılan iki kişi vardı. Hanbin ile Wonyoung idi. Resmin arkasını çevirdiğimde bir el yazısıyla karşılaştım. Wonyoung'un yazısıydı.

Doğum günün kutlu olsun sevgilim. Aşk ile yıl alalım. -Your Wony.

Hanbin bana yalan söylemişti.

Kitabı hızlıca kapattım. Ellerim titreyerek geri yerine koydum. O an odanın kapısı açıldı ve Hanbin arkamdan bana sımsıkı sarıldı. "Biraz böyle kalalım."

Kitabın başlığıyla bakışmaya devam ederken "Benimle neden çıkıyorsun?" diye sordum.

"Bu nasıl bir soru?"

Aynı kitabı geri elime alırken "Hızlı ilerlemiş olabiliriz." dedim. "Nasıl eminiz birbirimizden?"

Çenesini omzuma bastırdı. Sesi neşeliydi. "Seni bilemem ama ben kendimden ve senden çok eminim."

Kendinden emin olması, polyanna bana teselli gibi hissettirdi. Duyguları ve fotoğrafı eskide kalmış olabilirdi, olmalıydı. "Peki benden nasıl emin olabildin?"

Onun da gözleri benimkiler gibi kitapta iken, düşünce dolu bir sesle "Beni asla bırakmayacağını hissettim." dedi.

O, geçmişte bırakılan taraf mıydı? Ben, geçmişinden gelen travmalarına bir yara bandı mıydım?

Ellerim tekrar titredi.

Bunu hisseder gibi gözlerini kitaptan alıp gözlerime yöneltti. Ses tonunu değiştirdi. "İlk kez birini diğerlerinden çok daha farklı sevdiğimi fark ettim."

İkinci cevabına da inandım. Ama birinci cevabı daha gerçekçi hissettirdi.

Bu yüzden korktum. Korkularım, onunla eski sevgilisini konuşmamı reddedip duracaktı.

break up 〄 sung hanbinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin