17

143 12 6
                                        

(3. bölümün zamanından Hanbin'in bakış açısını okuyacaksınız. Daha iyi anlamak için bu bölümden önce o bölümü tekrar okumanızı öneriyorum.)

&

Hanbin'den...

Sadece tek bir buluşma olmalıydı, öyle değil mi?

O halde neden gecenin bir yarısı, benimle ikinci kez buluşmayı kabul eder miydi diye düşünüp duruyordum?

Üç haftadır bu düşüncelerimin soğumasını beklemekten pes etmek üzereydim. Onunla geçirdiğim bir günün etkisini unutamıyordum. Halbuki hala herkes gibiydi. Ondaki farklılığı çözemiyordum.

Eski aşklarımla hikayem hep arkadaşlık ilişkisi üzerinden başlamıştı. Kimseye karşı kendimi en başında kaptıran biri olmamıştım. Birinin sadece varlığıyla rahatlamak gibi huylarım yoktu. Ya da telefonda çıkan sesini duyduktan sonra uyumaya kaldığım yerden devam etmek gibi.

Bir gece daha uykumun bölünmemesi için, üç hafta sonunda onu aramaya karar verdim. Numarasını tuşlayarak beklemeye başladım. Dördüncü uzun seste uyuduğunu düşünüp kapamaya hazırdım. Ama beşinci seste telefon açıldı.

"Alo, kimsiniz?"

O an aklıma iki düşünce dikeni battı. Birincisi, onu uyandırmıştım. Sesi uykuluydu.

İkincisi, beni kaydetmemişti. Bu daha rahatsız edici bir dikendi.

"Rahatsız mı ediyorum?"

"Hayır hayır, etmiyorsun. Nasılsın oppa?"

En azından sesimi tanıyacak kadar beni hatırlayabiliyordu.

"Beni kaydettiğini sanıyordum."

Sanki üç haftadır aramayan ben değilmişim gibi attığım bu trip de neyin nesiydi? Kaydetse bile geri silmesi bana yine müstehaktı.

Ama o yalancı bir sesle mırıldandı. "Uykumdan ötürü adını fark edememişim."

Onu uyandırdığım yetmezmiş gibi bir de fena boş yapıyordum. Pişmanlıkla iç çektim. "Rahatsız etmişim."

"Sorun değil, gerçekten. Ama neden aradın oppa?"

"Uhm..." Gerginliğimi belli etmemek için ağır mücadele veriyordum. "Yeni bir buluşma ayarlayalım mı diye sormak istedim."

"Arkadaş grubumuzla mı?"

"Baş başa."

Hattın diğer tarafında sessizlik oluştu. Tam reddedeceğine ikna olmak üzereydim ki rahatça "Olur." dedi.

Hemen konuşamadım. Rahatlığı benim gerginliğimin birebir zıddıydı. Onun için benimle buluşmak, kendi abartım kadar büyük olay değildi.

"Hafta içi olur mu? Ne zaman müsaitsin?"

"Bu hafta olmaz, vizelerim var. Ama gelecek hafta müsaitim."

Sesim tereddütler içinde boğuldu. "Gelecek hafta..."

"Sen mi müsait değilsin?"

"Hayır, düşündüğüm şey o değil." Kelimelerimi toparlamaya ihtiyacım olduğu için hemen konuşamadım.

Kimseyle gelecek hafta kadar kısa süreli dahi bir bağın içine girmek istemiyordum. O gelecek haftaya kadar kafamın içinde yaşasın istemiyordum.

İkinci buluşmayı istemem, üçüncü buluşmanın olacağı anlamına gelmiyordu. Kalbimi onun varlığıyla bir kez rahatlatıp mantığıma geri dönmek istiyordum.

"Aslında istersen benim birkaç önerim var. Antik kentlere ve açık hava sinemalarına bayılırım. Sen de seversen gelecek hafta--"

Planlarının önünü kesmek için sözünü bölmek zorunda kaldım. O, fazladan bir haftamı ayırabileceğim kadar derin biri değildi benim gözümde.

"Jinri... Gelecek haftanın planını şimdiden yapmayalım, olur mu? Zamanın ne getireceği belli olmaz."

Ses tonum fazla mı soğuk çıkmıştı? Önemli değildi. Nasıl olsa bir hafta sonra bende bıraktığı hisleri hatırlamayacak ve onu aramayacaktım.

Bir hafta sonra büyük bir yanılgı içinde olduğumu, onu sınav çıkışında sabırsızca beklerken daha iyi anladım.

Onu unutamayacaktım.

&

Oylarınızı ve hikayeyle ilgili düşüncelerinizi bekliyorum. :)

break up 〄 sung hanbinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin