9

164 13 1
                                        

Kaskımın altından çıkan saçlarım rüzgarda uçuşurken göğsüm Hanbin'e yaslıydı. Motorsikletiyle arkadaşlarımızın konum attığı yere gidiyorduk.

Ne korkutacak kadar hızlı ne de sıkıcı hissettirecek kadar yavaştı. Kaskının dışında kalan saçlarının kokusu esintiyle burnuma geliyordu. Bununla yetinmeyerek ensesindeki saçlarını biraz da ben karıştırdım.

Boğazından gelen ses ile güldüğünü anladım. O sırada düz gitmemiz gereken yerde sağa döndü. "Dikkatini mi dağıttım. Dönmemen gerekiyordu."

"Biliyorum. Dikkatimi dağıtmadın. Yolu uzatmak istedim."

"Neden?"

"Seninle bu anın tadını daha uzun süre çıkarabilmek için."

Gülümsedim.

"Biraz daha sıkı sarıl."

Dediğini yaptım. Bir süre sonra yeniden aksi yöne saptı. "Bilmediğim bir benzin istasyonunun sahibi olabilir misin acaba?"

"Benzin parasını ikiye bölme düşüncesinden seni alıkoyan nedir? Yol arkadaşıyız, aynı yolu paylaşıyoruz. Tabii ki de ortaklaşa ödeyeceğiz."

Dudaklarımdan kınayıcı bir ses yükseldi. "Seninle yola çıkmak da baya maliyetliymiş."

Dört dakikalık konuma yirmi dakikada vardığımızda kafenin içinde oturanları gördük. Görüştüğü kişiyi arkadaşlarıyla tanıştırma sırası Wonyoung'daydı.

Kafenin kapısından içeri girerken Hanbin elimi sımsıkı tuttu. Kimseye duyurmadan onun geçmişine sünger çekmiştim ama yine en çok onun tepkilerini merak ediyordum.

Wonyoung'un erkek arkadaşıyla tanışma randevusuna gelmesine gerek olmadığını söylemiştim. Ama o yine de kalbimin köşesindeki küçücük bir tomurcuğu kurutarak gelmeyi tercih etmişti.

Oturduk ve ortamın havasına hemen ayak uydurduk. Çocuğun adı Sunghoon idi. Kural tanımaz bir aurası vardı ama yakışıklıydı. Wonyoung'un düzenli kadın imajına göre çok farklı biriydi fakat sohbeti akıcıydı.

Aralarındaki eforsuz sade iletişimle oldukça iyi anlaşıyorlardı. Görsel özellikleri de dikkate alınınca ilişkileri göz alıcıydı.

Hanbin'in hiç konuşmadığını fark ettim. Mimiksiz bir yüzle etrafındaki sohbeti dinliyordu. Ona düşüncesini soramadan önce tuvalet için izin isteyip masadan kalktı. Bir süre sonra kalkan da Wonyoung oldu.

Sunghoon ile kısacık bir an göz göze geldik.

Bilerek ya da bilmeyerek denk geleceklerinden emindim. Birbirlerine karşı en yansız cümlelerini merak ediyordum. Bu yüzden dikkat çekmeyen süre sonra ben de izin istedim.

Kadın ve erkek tuvaleti karşı karşıyaydı. Hemen öncesindeki odanın kapısını kendime örtü olarak kullandım. Tahmin ettiğim gibi çıkarken karşılaştılar.

"Tesadüfe bak."

Sessizlik. "İlişkin için tebrikler."

"Teşekkür ederim."

İkisi de sustu. Hanbin eliyle öncelik tanıdı. Wonyoung ilerlemek yerine "Seni burada beklemiyordum." diye konuştu.

"Jinri davet etti."

"Eski sevgilinin yeni erkek arkadaşıyla buluşmayı reddedebilirdin."

Tekrar sessizlik. "Mazimizi Jinri bilmiyor. Ona belli etmezsen sevinirim."

"Benim de belli etmek gibi bir düşüncem yok zaten. Arkadaşımı kaybetmek istemiyorum."

Yeniden sessizlik.

"Neden reddetmediğini açıklamadın. Sunghoon'u merak etmiş olabilir misin?"

"Benden çok farklı biri olduğu açıkça belli oluyor."

"Öyle. Galiba tahmin edilemez tercihlerim var."

Hanbin'in tertipli havasına tam zıt bir çocuktu. Ama benim burada Hanbin'den beklediğim cevap, hayır, idi.

"Masadakileri çok bekletmeyelim." Wonyoung konuşur konuşmaz ilerlemeye başladı. Hanbin de peşinden ilerledi.

Kapının arkasındaki örtülü vücudum düşüncelerimle daha da karanlıkta kaldı.

&

bölümlerimin oy bildirimlerini de alabilir miyim rica etsem? :)

break up 〄 sung hanbinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin