Güç nedir?
Güç kalkan mıdır? Yoksa bir silah mı? Ya da bilgelik?
Hayır, hiçbirinin güç olduğuna inanmıyordum. Ben güce inanmıyordum. Sebebi gözlerimi uzun süre önce gerçeklere açmış olmamdı. Ve ben güce değil, akla inanırdım, çok uzun süredir.
Aklım benim silahım, kalkanım, yol göstericimdi bu güne kadar. Fakat bugün bir şeylerin değiştiğine inanıyordum.
Aklım bana bir oyun oynuyordu. İçinden çıkamayacağım kadar güzel bir oyun...
Onu düşünüyordum. Neler olduğu hakkında hiçbir fikrim yoktu. Sadece o günden, onun zehirlenmek üzere olduğu günden bu yana, bir haftadır onu düşünüyordum.
Çok garipti. Bana ilk bakışı, onu ilk görüşüm... Hepsi şimdi çözmeye çalıştığım bir bulmacaydı. Onu görmüş ve nasıl bu kadar güzel olduğunu sorgulamıştım. Tıpkı şu anda olduğu gibi...
"Tanrım, kafayı sıyırmak üzereyim!"
Bu olmamalıydı. Tahmin ettiğim şey asla gerçekleşmemeliydi. Bu sonum olurdu.
Kendimi bunların akıl oyunu olduğuna inandırmaya çalıştım. Yattığım yatağımda biraz daha küçülüp gözlerimi sıkıca kapattım.
"Düşünme Taehyung. Onu düşünme. Canı cehenneme, yat artık..."
Başımı koyduğum yumuşacık yastık bir taşa dönüşmüşçesine yatmak bana rahatsızlık vermişti o an. Tekrar gözlerimi araladım. Yatakta doğrulup karanlık odada etrafıma bakındım.
Aklım bana gitmemi söylüyordu. Bir haftadır kendimi kontrol altına almak için burada sıkışıp kalmama bakacak olursak bu normaldi. Ama gidemezdim.
Bunu yapmak yerine doğruca yatağımdan kalktım ve üzerimdeki salaş beyaz pijama takımını değiştirmeye tenezzül etmeden ayağıma geçirdiğim yine beyaz renkli terliklerle asansöre ilerledim.
Zaten bu katta olduğu için kapıyı açıp hızlıca giriş kata çıktım. Doğruca dış kapıya ilerleyip çift kanatlı kapının iki koruma tarafından açılmasını bekledim.
Kapıdan geçip geniş bahçeye ilerledim.
Tam önümde uzanan geniş havuzun mavisine bakarak yanındaki beyaz şezlonglardan birine ilerledim.
Temiz havayı içime çekerek şezlongun ucuna oturdum.
Havanın soğukluğu yüzünden irkilip kollarımı bedenime doladım. Ama sonra bu soğukluk bir anda kayboldu. Bir anda içimdeki bir sıcaklık onu yok etti. Bu soyut bir histi, emindim. Öyleyse neden şimdi de sıcak basmış gibi terlediğimi hissediyordum?
Bu ani değişimle ayağa kalkıp hiç düşünmeden maviliğe doğru ilerledim.
Adımlarım tereddütlüydü ancak sıcaklık buna meydan okuyordu. Bir an hasta olabileceğimi düşündüm, ama umurumda olmadı. Bunun geçmesini istiyordum sadece.
Beyaz mermer üzerine terlikleri bırakarak üzerimdeki pijamalar ile havuzun merdivenine yanaştım.
Bir basamak inip soğukluk ile derin bir oh çektim. Sonra bir basamak daha ve bir basamak daha... Artık göğsüme kadar suya batmıştım.
Yavaşça suda süzüldüm, havuzun ortalarına doğru yüzdüm.
Ne bekliyordum bilmiyorum ama bir anda başımı arkama çevirdim,yine o gelecek ve havuza atlayarak bilmiş bilmiş konuşacak zannettim. Ama gelmedi. Ben sadece koca bir hiçliğe bakıp iç çektim. Ve sonra ıslanmış saçlarımı geriye yatırıp kendimi suyun üzerinde serbest bıraktım. Hiçbir güç uygulamadan sadece sırt üstü suya uzandım.
Ve içimde yitip gittiğini zannettiğim hislere merhem olan bir şey oldu. Tam arkamdan, az önce bakarak iç çektiğim yerden bir ses duydum.
"Ne oldu CF, üzgün gibisin?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
CF
Genç KurguÜnlü hacker Taehyung'un kurduğu CF teşkilatı Dünya'nın peşinde olduğu azılı bir katil tarafından hacklenir. Böylesine bir zekayı karşısına alan tek kişi de böylece katil Jeon Jungkook olur. Ancak Jeon karşısındaki süperzekanın aklını yenmiş olsa da...
