12.BÖLÜM

19 2 3
                                        

İnsanın gülüp eğlenebileceği kişilerin olması çok önemli bence. 'Arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim' gibi klişe şeyler söylemeyeceğim tabi ki. Benim asıl demek istediğim aslında insan gülmeyi bilmeli. Bununda en önemli faktörü arkadaştır. Bahsetmek istediğim sahte arkadaşlıklar da değil tabi ki. Gerçek arkadaşlıklar. Birbirine güvenen, her an beraber olmak isteyen, birbirini kıskanmadan, şartsız koşulsuz seven dostluklardan bahsediyorum.

Son zamanlarda gerçekten güldüğümü hissediyordum. Ahu, Alkım ve Bora sayesinde oluyordu bunlar. Onlarla sohbet etmek hoşuma gidiyordu. Bazen gerçekten yaşadığımı hissediyordum sayelerinde. Bahsetmek istediğim kişiler aslında onlar sayılır. Ancak tek fark onlara hala güvenemiyorum. En azından Bora'ya güvenmiyorum diyebilirim. Onun bu olanlarla bir alakası olduğu çok açıktı. Dün olan kavgada söylenenler aklıma geliyordu.

"Baban sana her şeyi öğretememiş ama Bora bey. Beni tanıtmamış sana"

Bora'nın babası kimdi? Şu anda kafamda yer eden soru ise buydu. Önder'in söylediği Bora'nın bu işlerle kesin bir şekilde alakası olduğunu gösteriyordu. Müdürün odasında bulduğum kağıt aklıma gelince tekrar o odaya girmem gerektiğine karar verdim. Eğer o kağıdı bulduysam başka şeylerde olmalıydı orada. Ayrıca fırsatını bulduğum anda çatıdaki odanın içindeki o yere inmem gerekiyordu.

Dışarıdaki bankta oturarak bunları düşünüyordum. O kadar dalmıştım ki sırtıma bırakılan battaniyeyi hissetmemiştim bile. Yanımda gölge görmem ile irkilmiştim. "Korkma benim" Bora'yı görünce derin bir nefes vererek "Ne yapıyorsun burada? Niye geldin?" diye sordum.

"İçerisi çok sıkıcıydı. Yanına geleyim dedim bende. Rahatsız olduysan ama gide-"

"Yok sorun değil. Dalmıştım bende öyle. Korktum bir anda" O da benim gibi arkasına yaslanarak dışarıyı izlemeye başladı. Sessiz bir şekilde öylece oturarak dışarıyı izliyorduk. Sessizliği paylaşıyorduk...

"Daha iyi misin?"

"Evet... İyi sayılırım." Tekrar sessizlik olduğunda bu sefer fazla uzamamıştı. "Kim sebep oldu buna" Kaşlarımı çatarak ona dönmüştüm. "Neye kim sebep oldu?"

"O hale gelmene Sahra" O da bana dönmüştü. "O hale gelmene kim neden oldu?"

"Sana bunu yaşatan her kimse sana söz veriyorum... onu doğduğuna pişman edeceğim."

Derin nefes alarak gözlerimi ondan kaçırdım ve etrafa bakmaya başladım. "Sahra bir şey sordum sana cevap verir misin?"

"Neden soruyorsun? Neden seni bu kadar ilgilendiriyor bu Bora?" Tekrar ona dönmüştüm. "Neden bu kadar merak ediyorsun?" Gözlerini kaçırarak etrafa bakmaya başlamıştı. "Bilmiyorum."

Önüme döndüğümde bazı şeyleri haklı olarak anlamlandıramıyordum hala. Yeni bir sessizlik kurulmuştu araya
Giderek daha rahatsız eden bir sessizlikti fakat bu.

"Babam..." Anlamayarak bana dönmüştü. "Ne?"

"Sordun ya. Babam işte. Her şeyin sorumlusu..."

Sorusuna cevap vereceğimi düşünmediğinden midir bilmem ama kaşları çatılmış bir şekilde şaşkınca bana bakıyordu.

Bende cevap vereceğimi beklemezdim.

"Ölümsüzlük iksirini de bulsa tek bir nefesini bana feda etmezdi... biliyorum"

O an çok kısa bir süreliğine gözlerinin dolduğunu gördüm. Nedense içimde bir yerlerdeki ses ona güvenmemi söylüyordu ancak kanıtlara güvenmekten başka bir şey beni kurtarmazdı şu süreçte maalesef.

K.O. OKULUBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin