14.BÖLÜM

9 2 2
                                        

İnsan hayatı bilinmezliklerle doludur. Hikayemin en başından beri zaten konu bu. Bu bilinmezlikler kimi zaman iyi sonuçlara vesile olur. Ancak her zaman böyle olmaz. Kimi zaman olduğu gibi kötü sonuçlara da yol açabilir. Hatta bazen iyi olacağını düşünüp kötüye varan sonuçlar olduğu gibi kötü olacağını düşünüp iyiye varan sonuçlarda vardır. Her şeye rağmen asıl önemli olan şey insanın bu bilinmezliklerle nasıl başa çıktığı veya çıkacağıdır. Şimdi yine o noktadayım, bilinmezlik noktasında...

Ahu ile koşarak dışarı çıkmıştık. Herkes gibi bizde okulun sınırına yaklaşıp sesin sahibini görmeye çalıştık ancak hiçbir şey görememiştik. Ahu bana dönerek "Bizden biri değildir değil mi ?" diye sorduğunda bende bilmiyorum dercesine omzumu kaldırıp indirmiştim. Herkesin yüzünden farklı ifadeler geçiyordu. Kimi endişe ile bakarken kimisi de korku dolu düşüncelerle boğuşuyor gibiydi. Herkes kendi arasında konuşmaya başlayınca okula doğru ilerlemeye başladım. İçeriye girdiğimde derin bir sessizlik kaplamıştı okulu. Arkamı dönüp tekrar dışarıya baktığımda Bora'nın orada olduğunu görmem benim için bir fırsattı. Kendime zaman ayırmam gerekiyordu. Merdivenleri çıkmaya başladığımda adımlarım nereye gideceğini çok iyi biliyordu. Ruhumu dinlendirecek bir yere gidiyorduk...

Yüzüme esen rüzgar ile yüzümde tebessüm oluşmuştu. Yürümeye devam ederek artık ezbere bildiğim odadan içeriye tekrar girdim. Kapıyı kapatıp kilitledikten sonra derin bir nefes verdim ve yatağın altından defteri çıkartıp masanın başına geçtim. Kalemi elime alıp bir süre masanın sabitlendiği duvardaki camdan dışarıya baktım. Adeta orman vardı karşımda. Bir süre dışarıya baktıktan sonra defteri açıp zihnimi boşaltmaya başladım.

"Düşlerimde başlıyor bu zorlu yolculuk

Hayallerim değil umutlarım konuk

Gökyüzü ve deniz gibi imkansızlıklar aramızda

Karşı karşıya olsak ne yarar, aramızdayken ufuk"

Kendimi daha rahat hissetmeye başlamıştım. Defteri kapatıp tekrar yatağın altına koyduğum sırada gözüm yerdeki halıya kaymıştı. Tekrar oraya girmeyi düşünmüyordum ancak içimdeki merakı da durduramıyordum. Zorda olsa kendimi tutarak tekrar masaya oturdum ve bir kağıda çizim yapmaya başladım. Bir pencere çizdim. Karanlık bir koridorun sonunda olan bir pencere. Kağıdın etrafını zifiri karanlık olacak şekilde boyadım. Çizimim bittiğinde son bir kere ellimde tutarak resme baktım.

Şu an o resim karşımda ki duvarda çerçeveli olarak duruyordu. Derin bir nefes verdim ona bakarak ve acı bir tebessüm ile baktım ona. Gözümden düşen bir damla yaşı umursamadan ona bakmaya devam ettim. Üstünde yazan yazıyı belki de bininci defa okudum. "K.O. OKULU" Hayatımın dönüm noktası...

Çizimimi iki kere katlayıp cebime attığım sırada kapının tıklatılması ile irkildim. Kapıya yaklaştığım sırada 'benim' sesinin Bora'ya ait olduğunu anlayınca kilidi çevirip kapıyı açtım. Göz göze geldiğimiz anda gözlerini kısarak önce bana sonra yerdeki halıya bakmıştı. "Merak etme girmedim gizli sığınağına" diyerek tam odadan çıkacaktım ki kolumdan tutmuştu. "Yapma şunu" Önce kolumu bırakmayan eline sonrada hızlıca yüzüne dönünce hemen elini kolumdan çekmişti. "Neyi yapmayayım pardon da? Olanları mı söylemeyeyim." Eli ile burun kemerini sıkarak cevap verdi. "İşte bunu yapma. Sana olan şeyi söyledim. Yalnız kalmaya ihtiyacın olduğunu söyledin ve sonuç gerçekten bu mu?" Derin bir nefes vererek göz temasından kaçındım. Aklımda olan tek bir soru vardı şuan ve her ne kadar bunu sormamam gerektiğini bilsem de kendimi tutamıyordum. "Seni benim canımla tehdit etmelerinin sebebi...acaba...bana karşı-"

K.O. OKULUBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin