Bazı anlar vardır, seni hayattan kopartıp bütün gerçeklik algını yıkabilecek düzeyde. İnsan beklemediği bir anda öyle bir şey ile karşılaşır ki sanki o an yaşamıyormuş gibidir. Bir oyunun içinde veya bir dizinin başrolünde hisseder kendini. Çünkü karşılaştığı manzara onun için olabilecek bir olasılık değildir. Belki de olasılıktır ancak içten içe olmamasını istediği bir şeydir. Şuanda tam da ikinci seçenekteydim...
Derin derin nefesler almaya çalışıyordum. O olmamalıydı, o olamazdı. Evet içten içe onun olduğunu zaten düşünüyordum ama bu...bu olamazdı işte...
İçimde bir yerlerde sürekli olmamasına dair neden arayan bir düşünce vardı ancak o sesi susturacak bir şey yoktu elimde. En sonunda gözümü maskeden ayırıp etrafa bakmaya başladığımda tek tek her şeye bakıyordum. Bir buzdolabı, kıyafet dolabı, bir sürü iğne ve ilaçlar, içi silahlar ile dolu bir dolap, dosyalar, kağıtlar ve bir kapı. Odanın içerisinde dönüp dolaşırken masanın üstünde ki bir albüm dikkatimi çekti. Hemen elime alıp ilk sayfasını açtığımda küçük bir çocuğun yetimhanedeki fotoğrafları vardı karşımda. Bu çocuğun Bora olduğunu düşünerek sayfaları çevirmeye devam ettim. Kenarı yırtılmış bir resim dikkatimi çekince durup içinden resmi çıkardım. Bu resimde çok güzel bir kadın vardı. Yanında ise yine aynı çocuk, Bora... Kadın ile birbirlerine o kadar benziyordular ki. Onun annesi olmalıydı. Resmin yırtık olan tarafının aslında katlanmış olduğunu fark edince hemen resmi açtım. Bir adam vardı. Bu adam babası mıydı ?
Kafamda ki düşüncelerle boğuşurken arkamdan gelen bir ses ile aniden irkilip arkamı döndüm ve onunla göz göze geldim. İkimizde öylece durmuş birbirimize bakıyorduk. Anlık bir şüphe ile bakışlarımı masada ki maskeye çevirince geriye doğru bir adım attım. Bora bunu fark etmiş olmalıydı ki hemen ellerini iki yana açmıştı. "Tamam. Sakin ol bak düşündüğün gibi bir şey yok ortada"Onun bu cümleleri beni ikna edemezdi, etmemeliydi.
Hemen silahların olduğu yerden bir tanesini aldım ve tetiği çekip ona doğru döndürdüm. Bu hareketimi görünce donakalmıştı resmen. Şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. "Gerçekten bunu yapmayacaksın değil mi ?"
"Belki de yapacağım. Korkuyorsun değil mi ?" Söylediğimi dinliyor muydu bilmiyorum ama yüzünde ki ifadeyi çözemiyordum. Korku ?
"Sahra bunu yapmayacağını ikimizde biliyoruz. Şuanda kafanda sadece bir ihtimal söz konusu" Korku değildi. Peki ya pişmanlık ?
"Henüz kafanda ki düşünce kesin bile değilken bana haksız yere zarar vermezsin" Pişmanlıkta değildi. Bakışları çok farklıydı. Sanki içindekileri anlatmaya hatta haykırmaya çalışıyordu.
"Vermezsin değil mi?" Hayal kırıklığı... Tam anlamıyla evet. Şuan karşımda ki insanın bakışları tam olarak bunu gösteriyordu.
"O zaman açıkla. Bana neden sun. Bir anda sana ait olan tuhaf bir oda buluyorum. İçine giriyorum masada maske var. Hem de o pisliklerin taktıklarından. Bu ne anlama geliyor ?" Derin bir nefes vererek başını iki yana sallamıştı. "O halde söyleyeyim sana ne anlama geldiğini. Burada dahil olmak istemediğim berbat bir iş dönüyor ve maalesef ki bunu yapanların başında ki biriyle kan bağım var. Tabi planlarında karşılarına beklenmedik bir şekilde ben çıkınca bana sevimli bir teklifte pardon tehditte bulunmak istediler. Ve şuanda, beni canı ile tehdit ettikleri kişinin ta kendisi benim canımı almak için bana bir silah uzatıyor. Yeterince anlaşılır mı?!!! "
Duyduklarım karşısında yalnızca yutkunmuştum. İçinde tuttuğu ne varsa hepsini dökmüştü bir anda. Söylediklerinde tam olarak hangi noktaya odaklanmalıydım şuan çözemiyordum. Açık açık burada bir şeyler döndüğünü söylemişti, bunu yapan kişinin bir yakını olduğunu söylemişti, onların planlarında olmadığını, bu nedenle de tehdit edildiğini söylemişti üstüne üstlük... onu benimle tehdit ettiklerini söylemişti...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
K.O. OKULU
Teen FictionHer şeyin normal olduğu bir okulda bir anda işler çığırından çıkar. Her şey bir cinayet ile başlamıştır. Öldürülen bir öğrenci... Okulda ki katil kim ? Katil mi ya da katiller mi demeliyim ? Akılların alamayacağı bu ortama girince sizde kaybolacaksı...
