Hafif acılar konuşulabilir ama derin acılar dilsizdir.
Umut, anne karnında iken yaşamamam gereken bir mucize olmalıydı. şayet ölümüm dirimden daha huzurlu olacağına yüzde yüz emindim.
içine düştüğüm bu çetrefili durumdan nasıl kurtulacağımı düşünüyordum şuan. bana bakan yabancı adamın gözlerine bakarken derin bir nefes aldım.
"hazan ses ver yoksa içeri gireceğim "dedi azat kapının arkasından. kalbim endişe ile kasıldı. eğer beni yabancı bir adam ile görürse burada fena halde olay çıkardı.
bana yapacaklarından korkmuyordum ama bir masum cana daha zarar vermesine izin veremezdim. hem de bunu benim üzerimden bahane ederek yapmasına dayanamazdım. bu onun ne kadar şerefsiz olduğu gerçeğinin kanıtıydı.
tam ağızını açıp konuşan yabancı adamın ağzını elim ile kapattığımda bana bakan şaşkın güzel gözlere bakıyordum.
"lütfen konuşma sadece şu kabine girip biz çıkana kadar ses çıkarmadan bekle "dediğimde "geliyorum "diye sinirli bir ses ile konuşan azatın sesini duyduğumda bana çatık kaşları ile bakan adama bakıyordum.
"lütfen "dediğimde adam halimde bu zor durum tavrımı görmüş ve bana acımış olacak ki başını sallayarak elimi ağzından çektiğinde bir kaç adım geriye gittim.
adam kabine girmeden önce "bu olanlar burada kalmadı "dediğinde ona bakıyordum. kabinin kapısını kapattığında hemen kapıya döndüm. kapıya vuran azatı daha fazla kızdırmadan lavaboya yaklaşıp elime biraz su doldurup ağzımın etrafını ıslattım. sonra da kapıya doğru giderek kapıyı açtığımda bana öfke ile bakan adam içeri girip kolumu tutup sıktı.
"niye açmıyorsun lan kapıyı ne yapıyordun içerde "diyerek içeriye baktığında ağzımı elimin tersi ile sildim.
"azat sesi ol kustum onun için kapıyı geç açtım."dediğimde gözlerime bakıyordu. belki onun kıskacından kurtulamıyordum ama onu çok iyi kandırabilirdim. bir canavar ile aynı evde yıllarca kalırsanız zayıf noktasını çok iyi bilirdiniz.
gözlerime yalan söyleyip söylemediğimi anlamak için baktıktan sonra inanmış olacak ki "niye kustun bir şeyin yoktu yemeler mi dokundu "dediğinde elimi karnıma götürerek yüzümü buruşturdum.
"bilmiyorum belki "dediğimde kolumu tutarak birlikte lavabodan çıktığımızda "hastaneye gidelim mi ağrın çoksa "dediğinde ona bakıyordum.
"yok sadece dinlenmek istiyorum eve gidelim "dediğimde başını salladı.
"tamam madem o kadar kötüsün "diyerek koridoru terk ettiğimizde bu belayı da atlattığıma şükür ediyordum.
otelden ayrılarak arabaya bindiğimizde başımı koltuğa yaslayarak camdan dışarı baktım.
acaba o yabancı adam kimdi? neden böyle bir şeye kalkıştı? kafamın içinde bir sürü soru ile eve vardığımızı anlamamıştım azat koluma dokunana kadar.
arabadan inerek konağa girdiğimizde direk yukarı çıkıp odaya girdim. üstümdeki ceketi çıkartım.
koltuğa geçip oturduğumda derin bir nefes aldım. kabus gibi bir gece yaşamıştım.
biraz sonra içeri siyah pijamaları ile giren azat yanıma geldiğinde elini omuzuma atarak diğer elini karnıma koyduğunda yan tarafa kaymak istedim bana dokunmasın istedim ama buna izin vermedi.
"daha iyi oldun mu sevgilim "dediğinde ona ifadesizce baktım." bana dokundukça midem bulanıyor bana dokunma bana yaklaşma "dediğimde bu onu sinir etmiş olacak ki birden kolumu tutup sıktı. sinir hastası herif.
"bana dikenlerini çıkartmaktan vazgeç artık anlamıyor musun lan senin benden başka kimsen yok senin için cehennemde bile yanarım neden bu kadar körsün "diyerek kolumu savurdu. bedenim koltuğa devrildiğimde başımı kaldırarak ona baktım hiddet ile.
"senden cehennemde yanmanı isteyen kim bırak beni diyorum sevme beni sevme senin bu sevgin yüzünden oldu işte "diye bağırdığımda yumruk yaptığı ellerini açarken kaşları çatılmıştı. boynundaki damarı öfke ile kabarmıştı.
köşedeki sehpanın üzerinde duran vazoyu öfke ile duvara atarak parçaladığında nefes nefese bana bakıyordu.
"seni sevmekten başka ne yaparım bilmiyorum seni sevmekten başka çarem yokmuş gibi hissediyorum bir kerecik beni sevseydin bir kere "diye bana yalvaran gözler ile bakarken dizlerinin üzerine çöktü.
"senin gibi bir adamı sevmem ben "dediğimde gözleri yine o öfkeli şeytani bakışlara ev sahipliği oldu.
"işte bu bak sen busun "diyerek ayağa kalktığında orta parmağı ile gözlerini işaret ediyordum.
"içindeki o canavarın kibrinin altında eziliyorsun "dediğimde ayağa kalkarak "sus "dedi ama ben susmadım.
"sana karşı çıkanı sana boyun eğmeni cezalandırıyorsun çünkü dünyaları sen yarattın tanrı sensin "dediğimde gözlerinde öfke ve kin büyüdü büyüdü koca bir yanar dağına dönüştü.
"sus "diye bağırarak ağız dolusu tükür etrafa saçtığında ona zavallıymış gibi bakıyordum.
"senin gibi bir evlat dünyaya getirdikleri için anne ve babana acıyorum"dediğimde bu bardağı taşıran son damlaydı. yüzümde hissettiğim yoğun acı ile yere düştüğümde kulaklarım çınlıyordu hiç bir şey duymuyordum.
üstüme gelen canavar durmadı bütün öfkesini benden çıkardı. bedenim acıdan uyuşana kadar beni dövdü.
ağzım burnum kanlar içinde yarı baygın gözler ile bana bakan adama bakarken önce bana sonra da ellerine bakıyordu. yüzünde endişe pişmanlık vardı.
"hazan "diye bana bakarken dudaklarımda yoğun bir acı olmasına rağmen gülümsedim.
nefesim gücüm yettiğince konuştum. "sen busun sen bir....canavarsın "dediğimde son sözlerim bu oldu.
gözlerimi karanlığa kapattığımda bayılmıştım.
BÖLÜM SONU.
******************************************************************************************
BU ÇOCUKTA ÇOK ÇEKİYOR BE DİYECEKSİNİZ AMA KURGUNUN GERÇEKLİĞİ AÇISINDA SİZE BUNLARI VERMEK ZORUNDAYIM. HAZAN BAYA DAYAK YEDİ LA. MERAK ETMEYİN ANA KAREKTERİMİZ ONUN HAKKINDAN GELECEK BEN YAPACAM SÖZ KJKJK ŞİMDİ BOL YORUM YAPIN LAN O KADAR YAZIYORUM.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAZAN-MPREGxB
Teen Fictionbenim adım hazan. uygarlıklara ve bir çok medeniyete ev sahipliği yapan güzel şehrim Mardinin bilinen ve saygı gösterilen viran aşiretinin tek ve yüz karası oğluyum. ben bir erkektim ama babama göre ben bir erkek değildim. ben onun için utanç kaynağ...
