YANGINLARDA FERMAN

579 42 6
                                        

YILLAR YILLAR ÖNCE.

acımasız geçmişin lanetli toprakları. bozkır. onlara yazılan kader eski bir inanışa ve aptal bir sözlü şeref meselesinden başka bir şey değildi.

halbuki hiç bir tarihin ve medeniyetin kitabında uğruna kan dökülecek  bir değerli olgu yoktur.

bu yüzden onlara insanlığını yitirmişler denirdi bu davayı bu uğurda töre adı altında canice katleden ve bunu teşvik eden insanlara.

orta yaşlardaki adam karşısındaki adama bakarken yutkundu. "devran döndü ha mustafa "diye konuşan bervan ağaya baktı  orta yaşlardaki adam.

"madem o kadar heveslisin vur beni bervan vur sen de kurtul ben de" diye kaşlarını çatan adama sakince baktı bervan ağa.

"seni öldürmeyeceğim "dedi bervan ağa elindeki tespihi çevirmeye devam etti.

"o zaman niye beni çağırdın ne istiyorsun "dedi orta yaşlardaki adam. buraya geldiğinde öldürüleceğini bile bile gelmişti. bundan yirmi yıl önce babasının  aklına girmesi ile kan davası olan ağaoğlu ailesinden bir adam öldürmüştü. hapse girmiş ve kısa bir süre içinde af sayesinden çıkmıştı fakat şuan anlıyordu ki o ne kadar kafasında bitirmiş olsa da ağaoğlu ailesi onlara yapılan bu davayı almadan durmayacaklardı.

"evladını istiyorum mustafa "dediğinde ona bakan adamın gözleri donuklaştı. 

GÜNÜMÜZ.

Öyle bir an gelmişti ki kendimi yok etmek istedim. hiç var olmamayı o kadar çok  istedim ki nefesiz kalan bu ruhumun içinde etrafımı saran yangınlar bedenime sıçramıştı.

Yaşamak istemiyordu. evet ben bunu söylüyordum o güçlü yıkılmaz herkese kafa tutan asi hazan artık pes ediyordu. ben  töre denen bu saçma döngü ile uğraşmak istemiyordum.

kalbim çok acıyordu. o kadar çok acıyordu ki gözlerimdeki yaşlar artık akmıyordu. yüreğimi bin parçaya bölsem içinde acı değil feryadım, suskunluğum çığlıkları çıkardı.

halsiz bir şekilde gözlerimi pencereden dışarı çevirdiğimde atların  olduğu pistin yanında konuşan ikiliye çevirdim bakışlarımı.

azat ve behram. behram kaşlarını çatmış azatla konuşuyordu. mimiklerinden anlaşılacağı üzere sert şeyler söylüyordu. azat ise ona karşılık veriyordu. ruhsuz bakışlarımı pencereden çevirdim.

boğazımdaki düğüm kalbime baskı yapıyordu. içinde boğulduğum kaçıncı acıydı bu. ya da yaşayacağım kaçıncı ölüm.

acı bana ölüm gibi geliyordu. çünkü insanların tarif ettiği acı ile benim yaşadığım acı aynı değildi. benim ki ölümdü.

meğersem ben ölmüşüm de haberim yokmuş. sadece nefes alıyormuşum.

biraz sonra dışardan gelen silah sesi ile bakışlarımı pencereye çevirdim. behram elinde bir silah vardı.  azatta bir şeyler söyledikten sonra eve doğru gelirken başımı önüme çevirdim.

HAZAN-MPREGxBBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin