"Denk değiliz. Sen dere kenarında açan çiçeksin, ben o gürül gürül akan derenin kendisiyim."
•
053***: Ders notu falan istiyorsun herhalde ama yanlış kişiye yazdın, not yok bende
Ada: Nasıl ya, sen moda tasarım dördüncü sınıflardan Efe değil misin...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
•
Dakikalardır giyinecek bir şeyler bulmak için dolaplarımı karıştırıyordum ama bu sefer, gerçekten de kelimenin tam anlamıyla giyinecek hiçbir şeyim yoktu.
Baver, birkaç dakika sonra burada olurdur. Hatta belki de çoktan gelmişti, çünkü attığım son mesajdan sonra dayanabilmesini de beklemiyordum doğrusu ama ben hâlâ hiçbir şekilde hazır değildim.
Bu bizim baş başa olacağımız ilk buluşmamızdı ve ben kesinlikle kusursuz görünmek istiyordum.
Resmen bütün moda bilgim, birkaç dakikada hafızamdan silinmişti.
Beyefendi, nereye gideceğimizi bile söylemeden sadece gözü dönmüş gibi beni almak istediğini söylediği için şık mı yoksa daha spor mu giyinmem gerektiğini de kestiremiyordum.
Derin bir nefes alıp hızla giyinme odama gittikten sona gözlerimi gardroplarımda gezdirdim.
Aklıma gelen şeyle hafifçe gülümsedim.
Bugün her zaman olduğumun aksine şık olup güzel görünmek için ekstra bir çaba harcamak istemiyordum niyeyse. Hatta daha rahat, daha günlük giyinmek istiyordum. Etrafımdakilere güzel görünme çabası içerisine girmeden yalnızca yanımdaki kişiye ve hissettiğim huzura odaklanmak istiyordum.
Daha fazla oyalanmadan beyaz bir büstiyer ve şortlu kot tulumumu hızla üzerime geçirdim. Beyaz spor ayakkabılarımı da giyinip kol çantamı aldıktan sonra tamamen hazırdım.
Ardından da makyaj masama geçip çillerime kapatmamaya özen göstererek hafif bir makyaj yaptım. Aklıma gelen şeyle glossumu elime alıp bolca sürdükten sonra çantama atmayı da ihmal etmemiştim.
Malum, tazelemem gerekebilirdi.
Baver'den gelen mesajı gördüğümde daha fazla oyalanmadan hızla merdivenlerden inip kapıya doğru ilerliyordum ki karşıma çıkan annemle durmak zorunda kalmıştım.
Beni baştan aşağı süzdükten sonra kaşlarını iyice çattı. "Ne bu hâl Ada, böyle dışarı mı çıkıyordun sen gerçekten? Belli ki aynaya bakmamışsın."
Derin bir nefes aldım. "Evet, izin verirsen dışarı çıkıyorum anne ve senin sandığının aksine aynaya gayet iyi baktım, hiç merak etme."
"Saçma sapan konuşma Ada. Cemiyetten birine bu halde yakalanırsan neler olabileceğini hiç düşünemiyor musun sen? Herkese rezil oluruz, 'İpekkaya' soyadını bu şekilde kirletmene izin vereceğimi düşünmüyorsun sanırım."
Alayla güldüm. "Meşhur 'İpekkaya' soyadınız benim giyindiğim bir kıyafetle kirlenecekse çok da sağlam değilmiş demek ki anneciğim. Şimdi izin verirsen çıkmam lazım, arkadaşım bekliyor."