"Ben tepkisizdim. Yağan yağmurun altında bana yalvarıyordu. Neyi yanlış yaptığını soruyor, neden onu sevmediğimi söylediğimi anlamadığını söylüyordu. Bunca zamandır rol yaptığımı soruyordu. Hiçbir şeye cevap veremiyordum. Hıçkırıklarının arasında konuşmaya çalışıyordu, içimden ona sarılmak geliyordu ama yapamıyordum."
"Neden?"
"İzlendiğimi gördüm, ailem beni izliyordu. Jaeyun'a daha fazla uzatmaması gerektiğini ve evine gitmesini söyleyip arkama döndüm. Beklemediğim bir şey yaptı ve beni kolumdan tuttu."
Sunghoon duyduklarına inanamıyordu. İçerideki neşeli çocuğun bir zamanlar böyle bir şey yaşamış olmasını kabullenemiyordu. Ona bu acıyı yaşatanın yanındaki hyungu oluşu durumu daha da kötüleştiriyordu.
"Son bir kez yalvardı bana."
"Ne yaptın?"
"Onu ittim."
"Ne?"
"Onu o yağmurda o şekilde bırakarak eve döndüm. Yine de yılmadı, saatlerce sokakta ağladı. Onun sesini duydukça ben de ağlıyordum. Bunu yaptığım için kendimden nefret ettim. Jaeyun'a iyileşmeyecek bir yara bıraktım."
Heeseung konuşmasını bitirip tekrar ağlamaya başladığında Sunghoon ona sarıldı.
"Onu bir daha görmeyeceğimi sanıyordum. O kapıyı açtığımda bu yüzle karşılaşmayı beklemiyordum. Öyle büyük bir şok yaşadım ki, nefes alamaz hale geldim. Beynimin bana bir oyun oynadığını düşündüm. Ona olan özlemim yüzünden hayal gördüğümü sandım."
Heeseung öyle şiddetli ağlıyordu ki Sunghoon bunun dışarıdan duyulduğuna neredeyse emindi.
"Adını söylediğinde kalbim daha da ağrımaya başlamıştı. Jaeyun ismini çok severdi çünkü, ben kullandığım için daha çok sevdiğini söylerdi hep. Ona öyle büyük bir yara bırakmıştım ki kendi adını kullanmayı bırakmıştı."
"Bunları düzeltmek istiyor musun?"
"Hep istedim. Yaptığım her şeyden pişmanlık duydum. Ondan tek bir haber alabilmek için tüm ülkeyi aradım. Şu anda o oturma odamızda ve ben ona hiçbir şey yapamıyorum."
"Bunları bilmeye hakkı var."
"Beni affetmek isteyeceğini sanmıyorum, ben olsam beni affetmezdim. Beni artık sevdiğini bile sanmıyorum."
"Buna emin olamazsın."
"Ne demek istiyorsun?"
"Heeseung, şu anda önünde o engellerden var mı?"
"Hayır. O yönetici ortadan kayboldu ve ben ailemle olan tüm ilişkimi kestim."
"Öyleyse sevdiğini geri kazanacaksın. Artık bu ilişki için sen çabalayacaksın. Bence Jaeyun halen seni unutamadı, bu yüzden şansın var. Kendine gel ve her şeyi düzelt!"
"Beni unutamadığını nereden biliyorsun?"
"Sen kapıyı açtığında o gülümsemesi hüzünlü bir hal aldı. Sen ona seslendiğinde ağlamamak için kendini tuttu."
"Ona bunu yaşattığım için kendimden nefret ediyorum."
"Bunu isteyerek yapmamışsın ki. Ben sana her şeyi düzeltmen için yardımcı olacağım. Hyungumu böyle üzgün görmek hiç hoşuma gitmiyor çünkü."
Heeseung yeterince şiddetli değilmiş gibi daha sesli şekilde ağlamaya başladığında, Sunghoon etrafına sardığı kollarını daha da kenetleyerek Heeseung'u sarmalamıştı.
Bugün ikisi için de bir şeylerin daha farklı olacağı gündü, Heeseung kendini daha önce gruptan kimseye açmamıştı. Bunu yaptığı ilk kişi Sunghoon'du.
Heeseung her zaman onların mutlu olması için uğraşırdı, şimdi ise Sunghoon Heeseung'un mutlu olması için uğraşacaktı.
_________________________________________
umarim sacma olmuyodur aglixam
