23

52 14 66
                                    

"Jake. Uyan." Jay Jake'i hafifçe dürterken uyandırmaya çalışıyordu.

"Yol boyu uyudu, ne tatlı." Sunoo uyuyan Jake'in fotoğrafını çekmek için telefonunu çıkardı.

"Çok stres oldu. Düşüncelerinde boğulmuştur. Uyanmazsa ben taşırım." Heeseung konuştuğunda herkes şaşırmıştı.

"Oda arkadaşına verdiğin değer gözümüzü yaşarttı." Jungwon gülerek konuşmuştu, o da Heeseung'un söylediğine şaşkındı.

"Beni neden taşımadın?" Sunghoon tripli tripli konuşup güldüğünde Heeseung ona ölümcül bakışlarını gönderiyordu.

"Seni taşırsam ezilirim. Jake küçük en azından. "

"Bana hakaret mi ettin sen?"

"Ne istiyorsan onu anla."

"Kavga yok beyler. Tom ve Jerry 'den hallicesiniz." Jay araya girmiş ve birbirlerine adeta savaş açmak üzere olan ikiliyi ayırmıştı.

"Jake uyan sen de artık." Sunghoon Jake'i hızla sarstığında Heeseung deliye dönmüştü.

"Ne yapıyorsun sen? Kafasını falan koparmayı mı amaçlıyorsun?" Sinirlendiği hem sesinden hem de yüzünden okunurken kendisinden beklenmeyen bir hamle yaparak herkesi şaşırtmıştı.

Jay ve Sunghoon'un arasından geçerek Jake'i kucaklamış ve yurda doğru yürümeye başlamıştı. Kendisine ağzı açık bakanlara cevap vermek için konuşmuştu.

"Uykusu derin onun. Uyanmaması bu yüzden." hızla cevap vermiş ve koşar adımlarla yurda girmişti, geriye de ona ağzı açık bakan üyeleri kalmıştı.

Sunghoon sinsice sırıtırken Jay'i dürtmüştü.

"Benim de uykum çok derindir, uyursam kucağına alır mısın?"

"İğne atsam uyanırsın lan, ne kucağı?"

"Zorbalığı Heeseung'tan öğreniyorsun herhalde." Sunghoon göz devirmiş ve yurda doğru yürümeye başlamıştı.

Heeseung kucağında Jaeyun'un olmasının verdiği mutluluk ve gerginlikle odaya doğru hızla gidiyordu.

Jake bunu beklemediği için şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmış haldeydi. Bir şeyler dinlemek için yaptığı uyuyor numarasının sonucunda hala sırılsıklam aşık olduğu eski sevgilisinin kucağında "odalarına" gidiyordu. Kafasının içinde dönen binbir türlü düşünceden kurtulmak için kendini zorlarken bir anda gözünü açmış ve Heeseung'la bakışmıştı. Anında gözlerini geri kapatmış ve uyuma numarasına devam etmişti. Batırdığının farkında olsa da yakalanmış olmayı kesinlikle reddediyordu.

Heeseung Jake ile göz göze gelmenin mutluluğuyla sırıtmış ve gözlerini genç adamın yüzünden çekmişti. Herhangi bir şey derse Jake'in inmek isteyeceğinden korktuğu için bunu fark etmemiş gibi yapmaya ve susmaya karar verdi.

Kapılarının açık olmasıyla rahatladı ve ayağıyla iterek içeriye girdi. Jake'i yatağa yatırıp üzerini örttükten sonra yanına uzandı.

Jake'in uyuyor numarası yaptığının farkına varmışken biraz tadını çıkarmak istiyordu.

Elini Jake'in yanağına koydu ve konuştu.

"Jake...ah hayır, Jaeyun."

Kendisine böyle seslendiğini duyar duymaz Jake karnının kelebeklendiğini hissetmişti.

"Bunu yapmam doğru mu bilmiyorum." Jake'in yanağındaki elini çekmeden konuştu.

"Uyuyor olduğun için bana engel olamazsın." sırıtmıştı.

"Yanağını okşamayı ne kadar özlediğimi tahmin bile edemezsin. Aslında yanağını değil, direkt seni çok özledim. Biriktirdiğim çok şey var, uyuyor olduğun için rahatça konuşacağım."

Jake gözlerini açmak istiyordu ama merakı ağır bastığı için kendini tutuyordu, uyanırsa Heeseung konuşmayabilirdi. Dayanmalıydı.

"Yıllar önce seni koruyacak gücüm yoktu. Çevremdeki insanlara duyduğum korku ve itaat yüzünden değerini bilemedim. Aileme karşı bile gelemedim, ayrılmamızı istediklerinde elini tutup hepsine kafa tutmak istedim, yapamadım. Sana zarar vereceklerini duyduğumda aklım gitti, mantıklı kararlar veremedim. O gün seni orada bıraktığımda benden nefret etmeni amaçladım ama bu ihtimali her düşündüğümde ağladım. Benden nefret edeceğin düşüncesi bile öyle canımı yaktı ki." duraksamıştı, bu şeyleri itiraf etmekte zorlanıyor gibiydi.

"Buraya geldiğin gün, kapıyı açtığımda kelimenin tam anlamıyla şok oldum. Bir süreye kadar senden haber alamamıştım, bunun sebebinin stajyer oluşun olduğunu düşünememiştim. Çokça şey söylemek istesem de hiçbirini söylemeye yüz bulamadım. Sunghoon bir şeylerin ters gittiğini fark etti, saatlerce ağladım yanında. Ağlamaya devam ederek hiçbir şeyi değiştirmeyeceğimin farkına vardığımda bir şeyler için çabalamaya karar verdim. Sana hala aşığım. En azından aramız düzelsin istedim. Aynı odaya düşmemiz hesabımda yoktu ama mükemmel bir hamle oldu. Bu sayede şu anda burada bu konuşmayı yapabiliyorum."

Jake'in alnına düşen tutamları eliyle kaldırdıktan sonra devam etti.

"Her zerreni öyle özlemişim ki. Layla'yı bile deli gibi özledim. Sana dair her şeye aç hale geldim. Karşında yatıyor olmama bile şaşkınım hala. Kaderin bir oyunu olmalı bu da."

Heeseung yavaşça yüzünü Jake'in yüzüne doğru yaklaştırdı. Dudaklarını birleştirecekken vazgeçti ve geri uzaklaştı.

Kafasını yastığına geri koyduğunda Jake gözlerini açtı.

Heeseung sahte bir şaşkınlıkla konuştu.

"Uyumuyor muydun sen?"

"Layla da seni özledi."


























_________________________________________

sen ozlemedin mi oc

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 07 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

no more, heejake Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin