3.7

2.2K 195 105
                                        

Yeni yıl hepimize sağlık, mutluluk, para (ltfn) ve iyi olan her şeyi getirsin. Yeni yılınız şimdiden kutlu olsun!🎄

Keyifli Okumalar
❤️

Poyraz doğum gününde hediye kabul etmeyeceğini fazla açık bir dille bildirince biz de çözümü hepimize hediye, ufak bir kaçamak ayarlamakta bulmuştuk.

"O piti piti mi yapalım ne bekliyorsunuz amına koyayım?!" Gökay'ın haklı isyanıyla derin bir nefes verdim. İki araba gitmeye karar vermiştik ve arabaların ikisi de bagajları açık bir şekilde karşımızda duruyordu. Problem şuradaydı. Gökay ve Alp'in arabasını almıştık ve yedi kişiydik.

Poyraz bir eliyle yüzünü sıvazlayıp sitenin girişine doğru bir adım attığında bileğini yakalayıp geri çektim. "Hayır, alma anahtarı."

"Bırak hepimizi kurtarayım."

"Kendini feda etme."

"Çüş amına koyayım!" Gökay minik dramamızı noktaladığında Selin derin bir of çekti.

"Yeter ya! Çiftler birlikte gitsin ben Göksu'yla bu malın arabasına binerim." Selin'in seçtiği kelimelerden anlaşıldığı üzere aslında kavga tam olarak bu yüzden çıkmıştı.

"İkiniz yan yana gelince çeneniz durmuyor, kaza yaptırırsınız bana."

Göksu yüzünü buruşturdu abisinin sözleriyle. "Ay sanki çok meraklıydık senin arabana. Bu ayrı arabaya binsin bizimkini Poyraz sürsün."

"Babamızın arabası bu Göksu."

"Ben süreyim?"

"Ehliyetin mi var mal?"

Tartışmayı aslında arka koltuk ekibini takaslayarak sonlandırabilirdik ancak onu da biz istemiyorduk. Gökay'ın arabasına binsek tonla laf yerdik, diğer arabada da Güneş fazla çekinirdi.

Poyraz kulağıma eğildi "Emin misin bak?" diye fısıldarken.

"Dur dur çözeceğim şimdi."

Gerçekten bir şekilde çözmeyi başarmıştım. Daha doğrusu bu soğukta kavga etmeye daha fazla katlanamayacağımı, çocukluk yapıp bizi burada bekletmeye hakları olmadığına dair uzun bir azar çekmem sonucunda herkes uslu uslu arabalarına yerleşmişti. Navigasyonun sesi, şarkılar ve daldan dala atladığımız konular eşliğinde saatler süren yolculuğumuz keyifli geçmiş ve otele varmamızla sona ermişti.

Kendimi odaya attığım gibi sesli bir nefes verdim. Valizimi de çekmeye devam edip odanın bir köşesine fırlattım, Poyraz da arkamdan gelip kapıyı kapattıktan sonra elindeki kartı yuvasına takıp aynısını yaptı. Gidip kendini çift kişilik yatağa bıraktı sırtüstü.

Oda ortalama boyutta, ayrı bir banyosu ve mutfak demeye bin şahit isteyen üç tezgah bir mini buzdolabı ve kettle'dan oluşan köşeye sahipti. Yatağın tam karşısındaki duvara televizyon monte edilmiş, sol tarafta ise uzun camlı kapıları olan bir balkon vardı. Giriş tarafında ise gardıroplar mevcuttu.

"Yoruldun mu?" diye sordum yavaşça yanına otururken. Alp'le yol sırasında değişerek kullanmışlardı fazla yorulmamak adına. Tabii Gökay'ın böyle bir seçeneği olmamıştı, istememişti de.

"Evet." Uzanıp saçlarıyla oynamaya başladım, gözleri kapanmıştı hemen.

"Yemeğe kadar dinlen istersen." Saçlarındaki elimi tutup dudaklarına götürdü. Ufak bir öpücük bıraktıktan sonra doğruldu yattığı yerden.

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin