0.9

3.1K 190 48
                                        

Yorumlarımızı ve oylarımızı unutmayalım

Keyifli Okumalar

Atmaya kıyamadığınız bir eşya varsa nedir?


|∘◦☘◦∘|

Gökay beni Alp ve Poyraz'la tanıştırdığında tekrar görüşmeyeceğimize emindim, beni ve Selin'i bu kadar aralarında isteyeceklerini düşünmemiştim. Hele bir daha karşılaşmayacağıma emin olduğum Poyraz'ı neredeyse her gün göreceğimi de hiç düşünmemiştim ancak Gökay her Allah'ın günü yanlarına kahve içmeye çağırıyordu.

Ama asıl beklemediğim şey, bir süre sonra bunun aramızda gelenek haline gelmesiydi. Biraz zorlayarak aralarımızı denk getirebildiğimiz boşluklarımız vardı, bu boşlukları kullanarak her fırsatta buluşmaya başladık. Ve bugün yine aynı yerde oturup kahve içiyorduk. Kimimizin dersi yeni bitmişti, kimimiz sırf bunun için dersi ekmişti.

"Nasıl koydum ama?" diye sordu Gökay otuz iki diş sırıtarak. Yüzmede birinci olmuştu ve onu da izlemeye beraber gitmiştik. Selin gaza gelip haddinden fazla tezahürat yapınca zor susturmuştuk hatta. Yarışırken çektiğim fotoğraflarını benden alıp bastırmıştı, sonra da imzalayıp bize dağıtmıştı, aptal.

"Durup durup bunu soruyorsun. Evet koydun." dedi Poyraz. Sesinden sıkılmış gibi hissedilse de gülümsüyordu. Gökay cevap vermek yerine sırıtmaya devam etti.

Alp'in bir anda kafasını masaya gömmesiyle hepimiz ona döndük. "Ya o değil de..." diye sızlanmaya başladı. "Güneş'i şimdi göremeyecek miyim ben?"  Haftalar hızlı geçmişti ve vize dönemine maalesef çok yaklaşmıştık.

"Beraber çalışın." dedim omuzlarımı silkip. Bu fikri hiç akıl edememiş gibi birden bana döndü parlayan gözlerle.

"Çok mantıklı!" Elimdeki kalemi çevirirken ofladım bu haline. Alp bazen çok aptal olabiliyor. "O zaman ben tam şimdi çalışmaya gidiyorum." dedi birden ayaklanıp. Poyraz'ın ters bakışlarının hedefi oldu.

"Dalga mı geçiyorsun?" 

"Hayır. Programı bende var, birazdan dersten çıkacağını biliyorum." Masadan cüzdanını ve anahtarını alıp cebine yerleştirdi. "Hadi görüşürüz."

"Görüşürüz." diye mırıldandığımızda göz kırpıp ortamdan kayboldu. Alp biraz... böyleydi işte.

Gökay'a çevirdim başımı. "Vay be. Aşk böyle bir şey demek ki. Örnek al belki işine yarar." Yüzünü buruşturdu.

"Saçmalama oradan oraya koşamam. Poyraz'ı örnek alıyorum ben." Sesindeki imayla Poyraz önündeki kağıtla ilgilenirken gözlerini devirdi. Bunu aynı anda başını hafifçe yuvarlamasından anladım.

"Neyini örnek alıyorsun?" diye sordum merakla. Örnek alınacak bir şey görememiştim. Hatta genel olarak hiçbir şey görememiştim. Sevgilisinin olduğunu bile laf arasında Gökay'dan duymuştum, henüz yeni bir ilişkiydi zaten.

"Hiç efor harcamıyor. Muhteşem." Sesinde hala ince bir ima sezer gibi oldum. Kalemimi ona doğru salladım.

"Bilemezsin. Dışarıya göstermeyi sevmiyor olabilir."

"Hala buradayım."

"Bir problem göremedim." dediğimde kıstığı gözleriyle bir anlığına bana bakıp bir şey demeden önüne döndü. Gökay da onu hiç umursamadan kollarını başının arkasında birleştirip devam etti.

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin