5.0

1.7K 150 136
                                        

Yorumlarımızı ve oylarımızı unutmayalım

Keyifli Okumalar

|∘◦☘◦∘|


-Selin

Bir şeyler yiyip sonra da belki filme gideriz diye aldığımız toplanma kararımızın sonucunu şu an Sıla'nın lavabodan çıkmasını bir ayağımı hızlı hızlı sallayarak oturan ben görüyordum. Bok varmış gibi 'Bir şeylere bakmam lazım' diyerek erkenden getirmişti ikimizi buraya. On dakikadır ise dışarı çıkmasını bekliyordum.

Tekrar sesli ve bıkkın bir nefes verdiğimde yanımdaki sandalye çekildi. "Sonunda geldin be!"

"Bu kadar şevkle beni beklediğini bilseydim erken gelirdim." Sıla'nın sesi mi kalınlaşmıştı? Ayrıca neden Gökay'a benziyordu.

"Su yok mu?" diye sordum yalnız olduğunu fark edince gözlerimi kırpıştırıp.

"Almadım, alayım mı?" demişti ki neyden bahsettiğimi anladı. "Ha, o yok ben varım. Beğenemedin mi?" Beğendim de sana söylemem.

"Neden yok, hani gelecekti?" diye sordum bu yüzden meraklı gözlerle ona bakıp.

Omuzlarını silkti. "Son saniye işi çıktı. Bolca da özür diledi."

"Anlıyorum..." diye mırıldandıktan sonra sessizleştim.

"Diğerleri nerede?" diye sordu bu kez.

"Sıla lavaboda."

O da sessizce mırıldandıktan sonra telefonuyla ilgilenmeye başladı. Genel olarak sessizdik evet. Ancak dakikalar birbirini kovalamaya başlayınca bir terslik olduğunu da anlamakta gecikmedik zaten. Durumu ilk belirten kişi ise Gökay oldu. "Gelmeyecekler." dedi sadece.

"Çok çocukça ama bu." diye fısıldadım kendi kendime. Ciddi ciddi böyle bir plan mı kurmuşlardı yani? Ne diye hiçbir şeyi akışına bırakmamıza izin vermiyorlardı ki? "Geri mi dönüyoruz o zaman?" diye sorup gözlerimi ona çevirdiğimde yeniden omuzlarını silkti.

"İstediklerini verelim." Gözlerimi kırpıştırdım. "Kalk hadi, ilk ne yapmak istersin?"

Bir dakika bu bir randevuya mı dönüşmüştü şimdi ben mi yanlış anlıyordum? "Nasıl yani?"

"Buraya kadar geldik madem bir işe yarasın. Seni bilmiyorum ama ben açım, yemek yiyelim mi?"

Hala şaşkın şaşkın ona bakmaya devam ederken 'Olur' diye mırıldanıp sandalyeye bıraktığım çantamı aldım ve ayağa kalktım. Gökay da yanımda durup ilerlememi bekledi. Yönümü yemekçilerin olduğu tarafa çevirdiğimdeyse adımlarını bana uydurarak küçültüp ilerlemeye başladı. Arada kollarımız birbirine sürtünüyordu ve ben buna bile dikkat kesilir olmuştum. Ergenliğimdeydim sanki, basit bir arkadaşça randevuyu bu kadar büyütmemeliydim.

İkimiz de uzun bir kararsızlık sonucunda ne yiyeceğimize karar verip oturmuştuk sonunda. Ancak gerilmiştim. Hani ilk randevuda yemek yemeye utanırsınız ya, hah işte ondan olmuştu ve ben hamburger almıştım. Kendi kendimi baltalama konusunda hakikaten bir numaraydım.

"Selin, gözlerinle sindirebileceğini düşünmüyorum." dedikten sonra benim aksime çekinmeden büyük bir ısırık aldı kendi burgerinden, doymayacağından da iki menü söylemişti. Bir ısırığı zaten burgerin yarısına eşit olduğundan şaşırmamalıydım.

Kağıttan paketi biraz daha ayırdıktan sonra tutup ısırmak için ağzıma götürdüğümde göz ucuyla ona bakmaktan alıkoyamadım kendimi, ve bir şey fark ettim. Bana bakmamak için özen gösteriyordu şu an, çekindiğimi fark etmişti. Bu küçük jesti çoğu kişi için anlamsız olsa bile ben büyük bir anlam yüklemiştim. Dudaklarım kıvrılırken güldüğümü belli etmemek amacıyla bir ısırık aldım hemen.

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin