4.7

1.6K 148 81
                                        

Yorumlarımızı ve oylarımızı unutmayalım

Keyifli Okumalar

|∘◦☘◦∘|


"Sıla. Hava almaya çıkalım mı bi' beş dakika?" Doruk'un yanıma gelmesiyle birlikte Poyraz'a yazmayı bırakıp ona dönmüştüm. Pek iyi durmuyordu, sanırım yanında ayık birini istemişti.

"Olur." dedim ayağa kalkarken. Montumla birlikte çantamı da aldım. "Gidelim." dediğimde gülümseyip ceketini eline aldı o da. Alp'e 'geliyorum birazdan' der gibi bir işaret verdikten sonra Doruk'la beraber restoranın dışına çıktık.

Ana caddede bir restorandaydık. Haliyle cadde kalabalık olduğundan hemen köşedeki ara sokağa girdik insanların yolunu kesmemek için. Yine de caddeye yakın duruyorduk. Ayak altında değildik sadece. Cebinden bir dal çıkarıp dudaklarının arasına yerleştirdikten sonra kutuyu bana uzattı. Elimi hayır anlamında salladım. Kutuyu tekrar cebine yerleştirip çakmağını çıkardı ve sigarasını yakıp derin bir nefes çekti.

O sırada gökyüzüne bakıyordum. Yıldızlar görünmüyordu. Ay güzeldi ama.

Gözüm aya ve gelip geçen insanlarına takılmıştı. İşlek bir caddeyi sanki dışarıdan bir gözmüş gibi izliyor olmak gerçeklikle olan bağlantımı koparmıştı. Keşke defterim yanımda olsaydı diye geçirdim içimden. İnsanları izleyen zihnim çoktan her biri hakkında ayrı hikayeler uydurmaya başlamıştı ki ikinci olduğunu düşündüğüm bir çakmak sesi duyduğumda irkildim. Ne kadardır buradaydık? 

Kafamdaki sorular Doruk'un "Kafam karışık." demesiyle kesildi. Başımı yavaşça ona çevirdim yüzünü görebilmek için.

"Oyundan mı memnun değilsin?" diye sorduğumda ufak bir kahkaha attı. İçten değildi, yorgun görünüyordu. Bir terslik olduğunu hissedince biraz daha odaklandım ona ve hareketlerine.

"Hayır, alakası yok." dedikten sonra az önce yaptığım gibi gözlerini göğe çevirdi. "Kullanılmış hissediyorum. Oynanmış ve alay edilmiş." Kaşlarım çatıldı anlattıklarını dinlerken.

"Neden?"

Omuzlarını silkti. "Yanlış insanlara güvenmişim. Öfkeliyim. Ayrıca kırgınım sanırım." Ne demem gerektiğini bilemediğim için sustum. Sanırım sadece içini dökmeye ihtiyacı vardı. "Cesaretsizliğimin bedeli bu kadar ağır olmamalıydı ama." Kelimelerinden sızan acı tonu hissedebiliyordum, afallamıştım.

"Ne... oldu?"

Ufak, buruk bir tebessüm yerleşti yüzüne. Tekrar bir nefes çektikten sonra bana dönüp baktı. Şimdiye kadar hiç bakmamıştı yüzüme. "Anlamazsın. Çevrende olup bitenlere çok kapalısın."

Hakkımda bu söyledikleri hoşuma gitmemişti. "Bilmece gibi konuşuyorsun."

Derin bir nefesle dumanı bıraktı. "Sanırım." Net bir şekilde gözlerime baktı. "Sana bir şey soracağım."

"Sor."

"Poyraz olmasaydı bana bir şans verir miydin?"

"Ne?"

"Eğer Poyraz'la hiç tanışmış olmasaydın bana bir şans verir miydin? Hatta ondan önce ben gelip sana karşı hislerim olduğunu söyleseydim bir şansım olur muydu?"

Bu soru ve Doruk'un bakışlarının üstümde bıraktığı ağırlıkla beraber başımdan bir kova kaynar suyun döküldüğünü hissettim. Böyle bir ihtimali hiçbir zaman düşünmemiştim. Bunu onu kırmadan nasıl söyleyebileceğimi bilmiyordum. Ancak net olmalıydım, açık kapı asla bırakmak istemiyordum.

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin