4.3

2K 165 178
                                        

Smut sahne yok ama biraz şey... yine uyarı var isterseniz geçebilirsiniz <3

Yorumlarımızı ve oylarımızı unutmayalım

Keyifli Okumalar

|∘◦☘◦∘|


Poyraz: Kapının önünde bekliyorum

Mesajını okuduktan sonra son kez aynadaki görüntüme baktım. Takvimin yaprakları 10 Şubat'ı gösteriyordu. Poyraz o gün kazandığı o küçük iddiayı bugüne kadar saklamış ve şimdi kullanmıştı. Şapşaldı cidden. Üzerimdeki 'annesinin hediyesi' olan elbiseyi son kez düzelttim ve üstüne dikkatlice ceketimi giydim. Farklılık olmasını istediğimden düz saçlarımı dalgalandırmıştım ve makyajıma daha da bir özenmiştim.

"Çıkıyor musun?" diye sordu Selin odanın diğer ucundan yanıma koşup. Elimi tutup beni etrafımda bir tur döndürdü önce. Daha sonra da bir İtalyan edasıyla parmaklarını birleştirip nefis göründüğüme dair bir şeyler zırvaladı. "Bayıldım!"

"Teşekkürler..." dediğimde sesim çekingen çıkmıştı. Kıkırdayıp omzuma vurdu yavaşça.

"Hadi hadi bekletme daha fazla oyalanıp. Sonra benden bilecek."

"Of be tamam." Bu kez gerçekten son kez kendime bakıp çizmelerimi de giydim ve evden çıktım. Fazlasıyla heyecanlanmıştım ama nedenini de bulamamıştım. İlk kez yemeğe çıkmıyorduk, ilk kez doğum günü kutlamıyorduk ama ne bileyim. Fazla mı süslenmiştim acaba? Rujum fazla kırmızıydı sanki, silse miydim?

Asansörün kapısının zemin kata inmesiyle birlikte açılması bir oldu. Dışarı çıkmaya yeltenmiştim ki dışarıdaki kişi de içeri girmeye yeltendi. Haliyle çarpıştık. "Neyin bu kadar uzun sürdüğünü sormaya geliyordum ama..." İki adım uzaklaşıp baştan aşağıya süzdü bedenimi. "...kesinlikle beklediğime değiyormuş."

Hafifçe omzuna çarparak kabinden çıktım. "Salak..." Kolumu yakalayıp tekrar kendine çevirdi çekici bir gülümsemeyle.

"Nereye? Bakmaya doydum dediğimi hatırlamıyorum." İltifatları yavaşça yüzümü ısıtmaya başlamıştı. Montumun önünü biraz daha açıp beni incelemeye devam etmesine izin verdim. O sırada da başımı yana çevirmiştim utançla. Daha sonra ise o utanç dolu bakışlarımın hedefi oldu. Giydiği yarım balıkçı yaka kazağı, siyah paltosu ve yine altındaki siyah kumaş pantolonuyla fazla iyi görünüyordu. Bir bakıma uyumlu giyinmiştik ve bu çok hoşuma gitmişti.

Parmakları nazikçe çenemi kavrayıp kendine doğru çekti. Baş parmağı yavaşça dudaklarımın kıyılarında gezerken gözleri de oradaydı. "Bunu daha önce sürdüğünü hatırlamıyorum."

"Yeni aldım." diye mırıldandığımda gözleri gözlerime çıktı. Gülümsedi.

"Yakışmış." dedikten sonra çenemdeki eli kolumun üzerinden inip elimi kavradı. "Gidelim mi?" Başımı sallamamla birlikte eli biraz daha kavradı elimi. Küçük adımlarla -çizmelerimin topuğunu çok yüksek bulduğundan zorlandığımı düşündü sanırsam- merdivenleri indik ve dışarı çıktık. Akşamları dışarı çıkmayı her zaman daha çok sevmişimdir. Hissettirdiği hava bir farklı oluyordu.

Arabaya bindiğimizde -tabii ki kapımı kapatıp kendi bindikten sonra- vakit kaybetmeden çalıştırıp yola koyuldu. Birkaç kez nereye gideceğimizi sormuştum ancak yanıt alamamıştım. O yüzden tekrar denemeye karar verdim şansımı. "Söyleyecek misin artık?"

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin