Portre için son kez... oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın...
Keyifli Okumalar
|∘◦☘◦∘|
İki Sene Sonra...
Karşımdaki kapının aralık olduğunu fark edince yine de üç kez vurup aralıktan başımı uzattım. "Hocam, girebilir miyim?"
Başını sabır diler gibi geriye attıktan sonra tekrar dikkatini çantaya yerleştirmeye çalıştığı laptopa verdi. "Girebilirsin." İznimi aldığım gibi kendimi içeri atıp kapıyı ardımdan kapattım ve yanına ilerledim. Başımı yana eğip yüzüne baktığımda sırıtıyordu. "Sana kaç kere benim öğrencim değilsin demem gerek?"
Ne yapayım, uğraşması çok zevkliydi. Kıkırdadıktan sonra masaya yaslandım. "Boşa gitmesin, zaten kimse sana hocam demiyor."
Gözlerini devirip çantanın fermuarını kapattı ve masanın ucuna doğru ittirdi, ardından kolumu kavrayıp karşısına yerleştirdi bedenimi. "Adamlar üç ay önce benimle beraber büte hazırlanıyordu çünkü. Saçma sapan bir şey oldu şimdi."
Karşımdaki işsiz overachiever, yaz okuluydu, üstten dersiydi, ALES'iydi, YDS'siydi derken ciddi ciddi okulu erken bitirmiş, üstüne dönem arasında yükseğine başlayıp anında başımıza asistan kesilmişti. Cin falandı herhalde başka açıklamam yoktu çünkü.
Somurtan yüzüne bakarken uzanıp gömleğinin yakasını düzelttim yavaşça. "Dersin mi var, derse mi gireceksin?" diye sorduğumda minik bir nefes bıraktı.
"Bölüm dışı olan ikinci dönemlerin dersine girmem lazım." Gözleriyle kapıyı işaret etti. "Toplantısı varmış."
Ellerimi omuzlarında gezdirip gömleğinin ütüsünü de düzelttikten sonra çenemi kaldırıp yüzüne baktım. "Dışarıdan öğrenci alıyor musun-uz?" Dudağının bir kenarı kıvrılırken iki elini yanımdan masaya yasladı, yüzüme eğildi.
"İstisna yapabilirim."
Kalbim yine yerini şaşırıp ağzıma doğru ilerlerken geriye yaslanmaya çalıştım. Boğazımı temizledim uyarır gibi ancak oralı olmadı, biraz daha eğildi üzerime. Yavaşça burnunu burnuma sürttüğünde derin bir nefes çektim ve kokusunun ciğerlerimi doldurmasına izin verdim. Eskiden heyecanımı kat kat artıran bu koku o özelliğinden bir şey kaybetmemiş olsa da artık sakinleşmemi de sağlıyordu.
Resmen bu düşüncelerimin içinde kaybolduğumda dudaklarımda hissettiğim ıslak baskıyla sıçradım. Bir elim öğrenilmiş refleks olarak ensesine yerleşirken diğeri az önce düzeltmeye çalıştığım yakasını kavradı. Ardından dudaklarımı aralayıp küçük kaçamağına zevkle izin verdim. İsyan etmek yerine teslim olduğumu hissettiğinde dudaklarına bir gülümseme yayıldı, ardından ise yine kendi bildiğini okudu. Sol eli belimi kavradığı gibi bedenimi masanın üzerine oturttu, bacaklarımın arasına yerleşti ve öpücüğümüzü derinleştirdi.
Ancak bu hamlesiyle ve basılma ihtimalimizin olduğunu hatırlamamla birlikte panik olup çırpınmaya başladım kollarının arasında. Geri çekilip dudağını büktü huysuz huysuz. "Ne var?"
"Birisi gelebilir." diye tısladım dişlerimin arasından. Omuzlarını silkti. Yeniden bir hamlede bulunmuştu ki hızla kolunun altından kaçıp ondan uzaklaştım. İşaret parmağımı tehdit eder gibi salladım yüzüne doğru. "Bak şikayet ederim seni."
Ufak bir kahkahayla doğruldu. "Çok da umurumdaydı." Az önce benim olduğum yere kalçasını yasladı. "Gel hadi, üzerim bozuldu."
"Salak..." diye mırıldanıp yeniden ona ilerledim. Karşısında durup az önce bozduğum yakasını düzelttim önce, sonra dağıttığım saçlarını, en son olarak da baş parmağımla ağzının çevresine bulaştırdığım rujumu temizledim. "Bunu silmese miydim ya?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
PORTRE ✔
RomanceYarı Texting ❝Yüzünü çok sevdim, ödünç alabilir miyim?❞ dedim birden gözlerimi gözlerine dikip. Nasıl olsa bir daha karşılaşmamız pek mümkün değildi, hem bu fırsatı kaçıramazdım hem de bu cesareti bir daha bulamazdım. Ağzımdan çıkan kelimelerin anla...
