3.8

2.1K 175 55
                                        

❗❗(Smut bir sahne yok, yine de geçmek isteyenler için sahnede uyarı bırakacağım. Okumak sizin tercihiniz <3)❗❗

Yorumlarımızı ve oylarımızı unutmayalım

Keyifli Okumalar

|∘◦☘◦∘|

Nasıl bekleyeceğimi şaşırınca, biraz da heyecan yapınca elim ayağıma dolandı. İşin en sinir bozucu kısmı ise saatin gece bire gelmiş olmasıydı. Artık 'oyalayın' lafımı nereleriyle anladılarsa, bayıltana kadar oyalayacaklardı sanırım. Ya da bayıltmışlardır belki, bilmiyorum.

Dudaklarımı büküp son kez telefonuma gelmeyen bildirime baktıktan sonra yatağın üzerine fırlatıp banyoya girdim. Aynadaki yansımamı şöyle bir süzerken de düşünmeden edemedim. 'Özel bir şeyler yapmaya çalışmalı mıydım kendime?' Kötü ya da özensiz gözüktüğümü düşünmüyordum, sadece dahasına ihtiyacım var mıydı emin olamamıştım. Lavabonun kenarına koyduğum makyaj çantamı açıp içine bakındım.

'Bozacak zaten neden uğraşasın ki?'

İçimden geçirdiğim o cümleyle birlikte hızla çantanın fermuarını geri kapattım. Neden bunu düşünmüştüm bilmiyordum... aslında biliyordum. Gözlerim kendiliğinden Poyraz'ın valizinin olduğu yöne doğru kayarken düşündüğüm şey çok açıktı zaten. Şunu da biliyordum, onun da bildiğini biliyordum, benim için 'sorun değildi'.

Bir şey olmayacağını da biliyordum ama.

Kapının açıldığını duyduğumda irkildim düşüncelerimden sıyrılıp. Gelmişti ve haber vermemişti. Neden haber vermemişti ki bu aptallar?

"Sıla?" Banyonun ışığının ve kapısının açık olduğunu fark edince buraya yöneldi. "Ne yapıyorsun?" Bir şey yapmalıydım.

"Ellerimi yıkayacaktı-" Cümlemi bitirmeden en gerçekçi çığlıklarımdan birini atıp geriye kaçtım dehşete düşmüş bir ifadeyle. Aynı anda tiksintiyle de kollarımı vücuduma siper etmiştim. Anında içeri daldı.

"Ne oldu?"

"Böcek-" dedim rolüme devam ederken. "Ben uyuyamam da buraya da giremem böcek varsa!" Ciddi miyim emin olmak için yüzüme çevirdi endişeyle bakan gözlerini. Böceklerden korkmaktan ziyade tiksindiğimi biliyordu, pek şahit olmamıştı sadece. Ancak rolüm yeterince gerçekçiydi, ne diyebilirdim ki? Bu konuda kendimi fazla iyi geliştirmiştim.

"Dışarı çık sen." dedi etrafına bakınırken. "Nerede gördün?"

"Şurada." dedim tezgahların altını işaret ederken. "Şu hamamböceğine benzeyen küçük böcekler var ya, onlardandı." Tezgahları sökemeyeceğine göre yeterince zaman kazanırdım o 'böceğin ortaya çıkmasını' beklerken. Dışarı attım kendimi hemen, gözlerimi ona çevirip titrettim. "Kapıyı kapatayım mı? Dışarı kaçmasın."

Gördüğü manzara karşısında dudakları şaşkınlıkla aralandı. Bu kadar korkmamı gerçekten beklemiyordu. Başını sallamakla yetindiğinde hızlıca kapıyı kapatıp arkamı döndüm. Aynı hızlı, ancak sessiz adımlarla mutfağa benzeyen köşeye yöneldim.

Minik buzdolabına koyduğum bir kişilik pastayı çıkardım dikkatlice. Tezgahın üzerine yerleştirdikten sonra yine saklamış olduğum iki mumu da üzerine yerleştirdim. Işıkların ayarını loş hale getirdikten sonra iki mumu da yakıp odanın ortasına ilerledim elimde tuttuğum pastayla.

"Poyraz, bir gelsene." diye seslendim sakince. Birkaç hışırtının ardından banyonun kapısı açıldı. Gözlerini kırpıştırdı pastaya bakarken. "Şakaydı." dedim alaycı bir tavırla. Dudakları kıvrılırken yavaşça gözlerini devirdi. Üç büyük adımla gelip tam karşımda durdu. "Oyalanma bak pastanın üstüne eriyecek."

PORTRE ✔Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin