Eline vurulunca tırnaklarını yemeyi bıraktı ve kafasını desenlerini ezberlediği halıdan kaldırdı. Yanıbaşında oturan Bilge'nin hayran olduğu gözlerine baktı sonra, daha doğrusu bakmaya çalıştı. O gözlerde sinir, öfke görmeyi bekliyordu ama yaş görmeyi beklemiyordu.
"Bilge..."
Kadın elini kaldırınca sustu tekrar. Defalarca kez özür dilemişti ama Bilge duymazlıktan geliyordu her seferinde. Neden böyle bir şey yapmıştı onu bile bilmiyordu, sadece içinde aniden oluşan öfkeyi dışa yansıtmak istemişti. Ama pişmandı.
Gökçe elindeki buzu tamamen kadına bıraktı ve çatık kaşlarıyla Damla'ya baktı.
"Çocuğum. Ne diye yumruk atıyorsun kadına?"
Ayça'nın ağzından bir kıkırtı kaçınca hepsi ona döndü. Evet dışarıdan bakınca komikti. O da haliyle kendini tutamamıştı.
"Aman, sanki onlar gidince siz gülmeyeceksiniz." diye sitem edip arkasına yaslandı sahte bir kızgınlıkla.
"İstemeden oldu Gökçe teyze. Bilge özür dilerim valla. Sen öyle söyleyince elimden kaçtı."
"Yumruğundan." Dedi Ayça, öksürüğü ile kamufle etmeye çalışarak. Damla ağlamak istiyordu. Ayça'nın ve diğerlerinin diline düşmüştü ya ölene kadar kurtulamazdı artık. Hele Eylül, bugünü not edip her sene-i devriyesinde Damla'nın Bilge'ye yumruk attığı gün olarak kutlama bile yapardı.
"İyi misin?"
Bilge cevap vermeden sadece başparmağını kaldırmıştı çünkü konuşunca burnu ağırıyordu. Evet çünkü Damla o cümleden sonra kendini tutamayıp Bilge'ye yumruk atmıştı.
"Görünürde bir şey yok belki de sadece damar çatlamıştır, ama yine de hastanede baksak iyi olacak."
Bilge yavaşça kafasını sallamıştı, hasteneye falan gitmeyecekti.
"Eve gidelim." Deyip Damla'ya baktı. Cidden hâlâ onunla eve mi gitmek istiyordu, kocasıyla tanışması için?
Yumrukladım seni be kadın hâlâ mı?
Şimdi arkadaşının annesi ve teyzeleri buradayken bir şey demeyecekti kadına, diyemezdi daha doğrusu.
"Şuna bak yumruk yemiş hâlâ kızı eve atmaya çalışıyor."
Bu sefer ortama ölüm sessizliği çökmüştü Ayça'nın cümlesiyle. Ve o da Gökçe'nin öfkeli bakışlarını fark edip, sessizce salonu terk etmişti.
Ama bu sefer Damla kadına hak vermişti. Tek derdi eve gitmekti, burnuna baksınlar diye buraya çıkmayı bile kabul etmemişti başta.
"Bilge bu halde araba kullanmasın. Sen sürebilir misin Damla, yoksa ben mi götüreyim?"
"Ben götürürüm."
Bilge de zaten itiraz etmemişti. Kan akışı durmuştu ama deli gibi sızlıyordu burnu, neyse ki Gökçe Ayça ile birlikte evdeydi.
Hastaneye gidersek şiddet sayıldığı için Damla'yı sorgularlar gerek yok, demişti Bilge. Belki de kimse bir şey sormayacaktı bile. Ne olurdu gidip gösterselerdi sanki?
Sorsalar bile şikayetçi olup bu hayatın ızdırabından kurtarabilirdi Damla'yı. Hapisten mektup atardı artık.
"Size de zahmet oldu kusura bakmayın."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASİ (GxG)
Romance'İlk görüşte aşk mı yoksa bu bir kolaya kaçış mı? Takıntılarımız mıdır unutamadıklarımız yoksa en büyük aşkımız mı?' ~ Uyarı: Hikayede cinsel içerik, psikolojik travmalar, şiddet ögeleri bulunmaktadır.
