22

3.7K 126 63
                                        

Damla sabahları evden çıkmaya korkar olmuştu. Sebebi de abisinin ta kendisiydi! İşi gücü yokmuş gibi her gün kapısında beklemeye başlamıştı. Ve gerçekten Damla evden ayrılana kadar gitmiyordu. Kendi kendine her gün farklı bir şey söylüyordu ama Damla henüz bir tepki vermemişti. Daha doğrusu yüzüne bile bakmıyordu.

"Onun şirketine gidip de çalışmam." dediğinde Bilge'den sağlam bir azar yemişti, o zaman abarttığının farkına varmıştı.

"Ne demek çalışmam Damla? Orada çalışmak için can atan kaç kişi var biliyor musun? Sen bu zamanda iş kolay bulunuyor mu sanıyorsun, ayağına gelen fırsatı inadın yüzünden kaçırma. Mezun olmadan işin oldu daha ne istiyorsun ki?"

Ne mi istiyordu? Mesela ailesinin yok olmasını, sadece kendilerini düşünen o bencil insanlarla bir daha karşılaşmamayı. Ama Bilge haklıydı. İşini, ailesinden ayırabilmeliydi çünkü bu fırsat eline bir daha geçmezdi.

Yine adamı arabasına yaslanmış halde evin önünde görünce sinirle soluk alıp verdi. Yanına hızlı adımlarla giderken gözlerine dik dik bakmasıyla Mustafa hareketlenmişti.

"Bıkmayacaksın değil mi?"

"Sana da günaydın abisinin kıymetlisi. Bu sabah nasılsın? Sinirli mi daha az sinirli mi?"

Kusar gibi yaptığında Bilge'nin uyarısıyla normale döndürdü yüzünü.

"Ne istiyorsun?" dedi bıkkınca.

"Sadece konuşmak. Kendimi anlatmama izin vermeni istiyorum Damla. Bana acı diye söylemiyorum ama ben de hiç kolay yollardan gelmiyorum emin olabilirsin. Sadece, beni ailenin geri kalanıyla aynı kefeye koymana biraz kırıldım ama abi kardeş arasında olur öyle şeyler."

"Tamam, konuş dinliyorum." dediğinde adam etrafına baktı.

"Burada mı? Eve geçseydik en azından biraz uzun da."

Damla kollarını bağladı ve ayağını yere vurmaya başladı. O zaman acele etmesi gerektiğini anlamıştı adam.

"Tamam tamam. Sen sinirlenme yeterki, anlatıyorum. Bildiğin gibi babam evden kovdu, ama o kovduğunda asıl ben gidiyorum, soranlara öldü dersiniz demiştim. "

"Neden peki?"

"Uzatmayacağım, birine aşık olmuştum Damla ve  o da bana. Kısa sürede evlenmek istedik. Bunu aileme söylediğimde babam beni resmen bayıltana kadar dövdü. Neymiş, elin gavurunu gelin mi edecekmiş, kim bilir kaç kişinin altına yatmıştır bilmem ne. Zaten aramız pek iyi değildi, hiçbir zaman sevememiştim onları. Ama babam bana eve getirdiğim, sevdiğim kadının önünde vurunca işler değişti. Kavga ettik ve o günden sonra eve bir daha girmedim. Birlikte Rusya'ya gittik ve orada yaşamaya başladık. Bitti mi? Hayır tabiki. Bu sefer Alexandra'nın bir problemi vardı. Babası Rus mafyasıydı ve benim gibi biriyle evlenmesini istemiyordu."

Bu yaşına kadar hep neden terk edip gittiğini düşünürdü. Abisi de kendisi gibi aşkı için, daha rahat yaşayabilmek için terk etmişti o evi. Ailenin en büyük oğluna, varisine el kaldırıp babasının ve annesinin kendini öldüresiye dövmesi gayet beklenilecek bir şeydi. Gidip de Rus mafyasının kızına aşık olması da kaderin bir tekmesiydi.

"İş yok güç yok, gemilerde çalışıyorum sezonluk ve bir mesleğim yok. Üstelik kendi ırklarından değilim. Beni ölümle tehdit ettiler ve Alexandra'nın yardımıyla uzun yıllar kaçtık onlardan. En sonunda bizi buldular ve bir dayak da onlardan yedim. Kavga sırasında adamlarından birinin belindeki silahı alıp sıktım ve... sağ kolunu yaraladım. Beni polise teslim etmediler ama keşke etselerdi. Uzun yıllar onların hapishanesinde kaldım."

ASİ (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin