28

2.2K 133 45
                                        


Bilge ne saçmaladığının farkında mıydı yoksa kafasını bir yere mi çarpmıştı? Dalga geçmeye cesareti olabilir miydi bunca şeyden sonra o da merak konusuydu.

"Ne evliliğinden, ne birlikte yaşamasından bahsediyorsun Bilge?" Diye mırıldandı ve mantıklı bir açıklama için bekledi.

"İmkansız değil Damla, sadece bana evet demen yeterli."

"İmkansız olmadığını ben de biliyorum Bilge, sadece neden bunu istediğini anlayamadım. Sen daha bir kaç ay önce aşka inanmayan, sevgili kelimesine inanmayan bir insandın. Şimdi gelmiş bana evlilik muhabbeti yapıyorsun. O kadar eminsin yani seni affedeceğime?"

"İnsanlar değişebilir Damla, fikirleri de değişebilir. Ben senin için değiştim, ama bunu isteyerek yaptım. Seni tanımadan önce aşkın gerçekliğini sorguluyordum evet ama sen hayatıma girdikten sonra öyle işledin ki içime, aşkın ne demek olduğunu anladım."

Böyle güzel şeyler söylemesi için neden illa ayrılmaları gerekiyordu? Böyle gözlerinin içine aşkla bakması, yalvarması neredeyse eritecekti kalbini. Biraz daha maruz kalırsa kollarına atlayacaktı bu yüzden bir an önce kurtulması gerekiyordu kadından. Çünkü en ufak bir yumuşaklık gösterirse Bilge'nin bunu kullanacağını çok iyi biliyordu.

"Sen barışabilmek için bence düşünmeden konuşuyorsun. Gözümü boyuyorsun. Böyle bir şey olmayacak Bilge."

Ama Bilge'nin ısrarcı bakan gözleri çoktan bunun gerçekleşmiş olduğunu bile görüyordu sanki. O da biliyordu biraz daha uğraşması gerektiğini, yaptığının farkındaydı. Tek istediği şey Damla idi. Ve o nasıl istiyorsa öyle yapacaktı. Sürünmesini istiyorsa sürünecekti elbette.

"Bence sen de bir arada olmamız gerektiğini biliyorsun Damla. Ben seni bıktırana kadar bunlara devam edeceğim ve abinin dediği gibi, o kapıya geleceğim."

"Yok artık Bilge saçmalama!"

"Şimdiden para biriktirsem iyi olacak, çünkü yüzük takarken Eylül makas kesmiyor ayağına canımı bile isteyebilir emin değilim."

Kendi kendine mırıldanıp düşündüğünde neredeyse gülecekti Damla, nasıl da inanarak saçmalıyordu Bilge? Elbette böyle bir sahne yaşanmayacaktı ama kadın nereden vurması gerektiğini iyi biliyordu. Aklını çelmişti işte, girmişti zihnine Damla'nın.

Ama bugün bu kadar mutluluk yeterdi değil mi?

"Bilge, sen hayal kurmaya devam et. Bak yaz bunları hatta güzel film olur. Ben abimin yanına gideceğim."

"Beni dinleyecek misin?"

Neyden bahsettiğini biliyordu, aslında en başından niyeti oydu zaten.

"Seni sadece bir kere dinleyeceğim Bilge. Ama şu an değil. Kendimi hazır hissettiğimde kapına not bırakırım."

Cebinden ufak bir kağıt çıkarıp Damla'ya uzattı.

"Yeni numaram."

Ama kağıdı almamıştı Damla.

"Gerek olduğunu sanmıyorum, sadece seni dinleyip kalkacağım ve bir daha görüşmeyeceğiz Bilge. Ciddiyim, sana şaka geliyor olabilir ama sana dönmeyeceğim. Şimdi git lütfen."

Bilge'nin biraz da olsa umutla parlayan gözlerinin ışığı sönmüştü yine. Onun bu halini görmemek için cevap bile vermesini beklemeden ayrıldı yanından.

"Ya, büyük lokma ye büyük laf etme Bilge hanım. Bak neler yapıyorum ben sana şimdi."deyip kendi kendine gülümsedi.

~

ASİ (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin