6

6.4K 207 67
                                        

Bilge elindeki sütyeni sallayarak kahkaha atıyordu. Üzerindeki düğmeleri kapanmamış siyah gömleği, güzel bacaklarını tam olarak gözlerinin önüne sermişti.

Zıplayıp eliyle uzanmaya çalıştığında daha da yukarı kaldırmıştı kolunu kadın. Kahkahasını durdurup yandan sırıttı manalı manalı.

"Sıkıyorsa al bakalım."

Kadının dibine girip kollarıyla belini sardı ve güldüğü zaman dudaklarının kenarında beliren çukura dudaklarını dokundurdu. Bir yandan da belinin iki yanına koyduğu ellerini çaktırmadan okşuyormuş gibi yaparak yukarı çıkarıyordu.

Bilge kafasını birazcık çevirdiğinde dudakları geldi ağzına ve gülümsedi. En sevdiği şey bu kadını gülümserken öpmekti. Öyle güzel gülüyordu ki kendini tutamıyordu.

Kollarının üzerine geldiğinde Damla'nın elleri yetişememişti.

"Hadi ama Bilge geç kalacağız."

Dudaklarına bir öpücük bırakıp geri çekildiğinde Bilge sırıtıyordu, daha çok alay eder gibiydi.

"Boyun mu yetmedi sevgilim?"

Bilge ona sevgilim dediğinde neredeyse eriyecekti. Bir dakika...

Onlar sevgili değildi ki. Bilge de asla kendine böyle cilveyle gülmezdi. Ancak rüyalarında iki sevgili gibi birbirlerine kur yaparlardı.

Evet, yine rüya görüyordu ne yazık ki ama bu Bilge öyle tatlıydı ki uyanmak istemedi. Hatta sonsuza kadar bu rüyanın içinde hapsolmak istedi.

Ama hayatın gerçeklerine dönmesi gerekiyordu artık. Hiçbir şey rüyalardaki gibi kusursuz olmuyordu ne yazık ki.

Yavaşça gözlerini araladı. O kadar geç uyumuştu ki açılmamak için direnmişlerdi adeta. Gitmesi gereken bir okul olmasaydı eğer bir kaç saat daha uyuyabilirdi. Gerinerek etrafına bakındı ve aklına dolan görüntülerle aniden yatakta diklendi.

Dün olanlar gerçekti değil mi? Bilge ile neredeyse sevişiyorlardı? Yine öpmüştü, öpülmüştü. Ve Bilge'nin parmakları bedeninde ufak çaplı bir gezintiye çıkmıştı.

Kalbi hızla atmaya başlarken panik atağın geldiğini hissetti. Her bir saniyesini Bilge'nin her bir dokunuşunu hatırlıyordu. Çığlık atmak istedi ama sesini bulamadı. Yaparken aklı neredeydi, bilmiyordu. Hangi cesaretle bunu başlatmıştı, omu hiç bilmiyordu.

Bilge'nin söylemek istediğini anlamıştı ama bunu biraz geç fark etmişti. Kaldıramayacağın yük derken kendini kastetmişti Bilge. Daha önce uyarmasına rağmen zaten nasıl nefsine yenik düşmüştü hayret ediyordu.

Öpüşürken durması için bile defalarca uyarması gerekmişti. Ya ileri gitselerdi hangi gücüyle durdurabilecekti ki Bilge'yi?

Aklından çıkan şey ise, kadına istemediğini söyleyene kadar asla dur demediğiydi. İstemiyorum demesiyle de Bilge'nin çekilmesi arasında yalnızca iki-üç saniye vardı.

Telefonundan hemen saati kontrol etti, bir kaç dakika sonra okula gitmek üzere kurduğu alarmı çalacaktı.

Kendini yatağa geri bıraktı ve elini uzatıp boş olan yan tarafında gezdirdi. Herhangi bir sıcaklık yoktu. Ne sanmıştı ki? İki öpüştüler diye üstelik onca sözün üzerine gelip yanında mı yatacaktı?

İçini acıtan bir gerçek vardı ki, bu yaşadıkları Bilge için hiçbir şeydi. Hiçti.

Ne bekliyordu ki zaten? Elimde kalırsın demişti Bilge. Ben acı vermekten başka bir şey bilmem demişti. Gerçekten de öyle olmuştu, fiziksel olarak acı vermese de Damla'da acı hissi yaratmıştı kadın.

ASİ (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin