Damla o telefon görüşmesinden sonra aklını bir türlü toparlayamadığı için arkadaşlarına çok yardımcı olamamıştı. Normalde hayal gücü yüksekti ve çizim konusunda da yetenekliydi Damla. Ama Bilge öyle laflar etmişti ki beynini kilitlemişti resmen.
Eylül'ü geçiştirmişti ama attığı bakışlardan kurtulabilmiş değildi. En sonunda kahve yapma bahanesiyle mutfakta sıkıştırılmıştı.
"Damla kafanı bize ne zaman vereceksin? Çocukların işi gücü var karar vermemizi bekliyorlar." Demişti kızgınca.
"Özür dilerim Eylül. Aklım biraz dağınık."
Eylül elini arkadaşının omzuna attı ve gözlerine bakmasını sağladı. Kesinlikle Bilge ile bir şeyler çeviriyordu ve her ne ise bu ruh haline sebep oluyordu.
"Damla artık beni yemesen mi? Bilge hocaya asistan olduğun günden beri garipsin. Az önceki telefon görüşmesinden bahsetmiyorum bile. Artık bana neler döndüğünü anlatacak mısın?"
Damla en yakın arkadaşından bir şeyler saklamaktan nefret ediyordu ama aralarındaki sırrı da söyleyemezdi. Çünkü Eylül'ün bunu hoş karşılamayacağını biliyordu. Yine de temaslarını atlayarak, fikir alabilmek adına bazı şeyleri anlatabilirdi.
"Kafamı karıştırıyor Eylül. Sanki bana bir şeyler hissediyormuş gibi yakın davranıyor."
Bu yalan değildi. Az önceki lafları hiç de öylesine kurduğunu düşünmüyordu Damla. Hiçbir şey yoksa bile Bilge'de kesinlikle bir şey vardı.
"Sonuçta sana ceza olsun diye asistanı yaptı bu kadın ve eşek gibi çalıştırıyor. Bence sen yanlış anlıyorsundur."
"Öyle olmalı. Yoksa o kim ben kim değil mi?"
"Damla gidip de dünyada karşılık vermesi en zor insana aşık oldun. Ama biraz etrafına bakmayı dene, mezun olduktan sonra ne yapacaksın? Bilge'yi bir daha görmeyeceksin bile."
Bu konuda Eylül haklı olabilirdi. Bilge'yi okula devam ettiği sürece görecekti ve evinde kalacaktı. Peki ya sonra? Ondan ayrı ya da uzak kalmaya dayanabilecek miydi? Ne yaparsa yapsın sonuçta aşıktı kadına.
Yaptığı plan mezun olana kadar işe yaramazsa ne olacaktı? Yüksek lisansını onunla yapmak istiyordu belki bu şekilde devam edebilirlerdi. Ama bunun için de belirli bir maddiyata sahip olması gerekiyordu.
Her türlü iki ucu boklu değnekti yani.
"Bilmiyorum Eylül ya. Onu kaybetmek istemiyorum, başkasını da istemiyorum."
"O zaman onu kazanmaya çalış. Artık en yakınındasın, neyi sever neyi sevmez ona göre hamleni yap."
Neyi sevdiğini gayet iyi biliyordu Bilge'nin, neyi sevmediğini de. Ama taktik değiştirmişti Damla. Bilge'ye muhtaç bir öğrenci gibi davranmayacaktı, onun sabrının sınırları ile oynayıp kadını delirtecekti.
Masaya geri döndüklerinde biraz daha kendini çalışmaya verebilmişti. Artık işin gırgır kısmına geçmişlerdi. Samet'i zaten tanıyordu ama Eylül'ün aralarına aldığı kızı ilk defa görüyordu.
"Sen alt dönemden misin, ilk defa görüyorum?" Diye sorduğunda kız telefonundan kafasını kaldırıp Damla'ya genişçe gülümsedi.
"Hayır, ben sizden 1 dönem üstteydim. Sadece bu ders için geliyorum okula."
"Bizden daha genç görünüyorsun." Dediğinde Samet, kızın zorla gülümsemeye çalıştığını fark etti. Geldiğinden beri yazılıyordu kıza. Fark ettirmediğini sanıyordu ama o kadar belli oluyordu ki.
"İşimiz bittiyse ben artık gidebilir miyim? "demişti kız en sonunda, Samet'in boş boğazlık edip sormaya devam ettiği soruyu cevapsız bırakarak.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASİ (GxG)
Romance'İlk görüşte aşk mı yoksa bu bir kolaya kaçış mı? Takıntılarımız mıdır unutamadıklarımız yoksa en büyük aşkımız mı?' ~ Uyarı: Hikayede cinsel içerik, psikolojik travmalar, şiddet ögeleri bulunmaktadır.
