Kaderimizi kendimiz mi yazarız yoksa zaten yazılı olanı fark etmeden mi yaşarız? Keşkelerimizde mi kalırız yoksa iyikilerimizde mi?
~
Bilge'nin alaylı bir ifadeyle bakan gözlerinde takılı kalmıştı. Kulaklarında ise verdiği cevap, sanki nabzıyla birlikte yankılanıp duruyordu.
"Nasıl?"
Bir fısıltıdan farksızdı sesi. Hatta kadının duyup duymadığından bile emin değildi.
"Kendini o kadar belli ediyorsun ki Damla. Geçen dönemden beri bakışlarının farkındayım. Diğer öğrencilerim gibi sıradan bir hayranlık sandım başta ama daha farklı olduğunu şaheserin sayesinde fark ettim."
Biraz eğilip çekmeceden bir rulo çıkardı ve Damla'nın gözleri önünde masaya açtı. Gözlerine inanamıyordu, bu kendi çizdiği resimdi!
"Ama nasıl olur siz onu yırtmıştınız?"
"Fotokopiydi o, böyle bir şaheseri nasıl yırtabilirim ki? Çerçeveletip odama asacağım, hatta belki okulun girişine. Altına imza atmak ister misin?"
Bu sözünden sonra anlamıştı ki kadın alenen kendisiyle dalga geçiyordu. Yüz ifadesi ve küçümseyici bakışları da eklenince Damla, Bilge'nin bunun altında kalmayacağından emin olmuştu.
Kendini açığa çıkarmaktan başka şansı yoktu zaten. Sınıftakiler umurunda değildi ama en yakın arkadaşlarının başının belaya girmesini istemezdi, üstelik böyle bir konuda.
Yapmaması gereken bir şey yaptığının farkındaydı ve Bilge'nin vereceği her türlü cezaya kabuldü. Ama böyle alay edip küçümseyici konuştuğu zaman öğrenci kimliğine değil de ona hayran olan kalbine hitap ediyordu daha çok. Ve yıllardır Bilge'nin adıyla çırpınan kalbi çoktan paramparça olmuştu.
"Hocam ben... Ben gerçekten çok özür dilerim. İstediğiniz çizimi yaptıktan sonra canım sıkıldı ve önümde siz olduğunuz için öylesine karaladım." dediğinde, kadının bu bahaneyi kabul etmesini diledi.
Bilge ayağa kalkıp resmi gözünün önüne getirince, sinirli yüz ifadesine de bakılacak olursa bu bahaneyi yememişti. Akıllı kadındı, tescillenmişti artık.
"Öylesine, öyle mi Damla? Üzerindeki notu da 'öylesine' yazdın o zaman." derken işaret parmağını belirli bir noktaya sertçe vurup durmuştu.
Üzerinde nal gibi 'asla gerçek olamayacak hayalim' yazıyordu. Bunu yazdığını nasıl da unutmuştu?
Hadi ama Damla, bu kadar da salak değilsindir umarım.
Ne sonuna kadar haklı olan iç sesine, ne de kadına verebileceği bir cevap yoktu. Başı dönmeye başladı ve gözleri kararır gibi oluyordu. Bu işten sıyrılamayacağını ve başının fena derse gireceğini kabullenmişti artık. Sadece bedeni stresi ve korkuyu henüz yeni idrak edebilmişti.
"Beni okuldan attıracak mısınız?" Diye mırıldandı.
Okuldan atılırsa hayatı biterdi. En azından mezun olunca tutunacak tek bir dalı olacaktı. Ne vardı bir kaç ay daha sabretseydi? Bilge onu disiplin kuruluna sevk ederse ve okulundan atılırsa, ne yapacaktı? Üstelik gidecek bir yeri bile yoktu. Hiçbir şeyi olmadığı gibi kimsesi de yoktu ki.
Her şey çok normalmiş gibi bir de kokusu ciğerlerine işliyordu ve bu hiç de yardımcı olmuyordu. Her an düşüp bayılabilirdi zaten korkudan, üstüne Bilge böyle yakınına geldikçe ayakta duracak gücü bulamıyordu neredeyse. Sevdiği kadına da rezil olmuştu ve bu öyle mide bulandırıcı bir histi ki...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASİ (GxG)
Romance'İlk görüşte aşk mı yoksa bu bir kolaya kaçış mı? Takıntılarımız mıdır unutamadıklarımız yoksa en büyük aşkımız mı?' ~ Uyarı: Hikayede cinsel içerik, psikolojik travmalar, şiddet ögeleri bulunmaktadır.
