Şaka yaptığını söylemesini istiyordu. Daha doğrusu buna ihtiyacı vardı. Ama Bilge normal bir şey söylemiş gibi yüzüne bakıyordu.
Onca sene kadının peşindeydi nasıl öğrenememişti evli olduğunu? Öyle olduğunu bilseydi kendini çoktan geri çekerdi. Şaka yapma ihtimaline tutunmak istedi ama Bilge hiç olmadığı kadar ciddi duruyordu.
"Neden... Neden söylemedin?" Diye fısıldarken gözleri bulanıklaşmıştı.
"Hakkımda bilmediğin çok şey var Damla, bu da onlardan biriydi. Daha fazla saklamak istemedim çünkü-"
"Çünkü istediğini elde ettin değil mi!? Sakladın, duygularımı kullandın ve sonunda beni yatağa attın. Kocana da anlatırsın, birlikte gülersiniz artık!"
Bilge sadece gülmüştü acı bir şekilde. Damla'nın en azından dinleyeceğini umut etmişti. Ama anlaşılan Bilge'yi suçlamak daha kolay gelmişti. Zaten bunu yapabilecek potansiyelde biriydi değil mi?
Sözlerinin ne kadar canını yaktığından habersiz ağzına geleni söylüyordu Damla. Madem can yakmak bu kadar kolaydı, en iyi bildiği şeyi yapardı Bilge de.
"Abartma, iki seviştik diye sevgilim gibi davranmana gerek yok Damla." derken kendine küfür etmişti. Bu, Damla'nın ona söylediklerinden daha acı vericiydi ama başka çaresi yoktu. Damla Bilge'yi yargısız infaz etmişti madem, neden kendini yoracaktı ki?
Gözlerini kapattı Damla bu sözle ama ağlamamak için. Ve tabi ki dilinin ucuna gelen küfürü yutmak için. Her şeyi beklerdi Bilge'den ama bunu beklemezdi. Oysa dün dokunurken, gözlerine bakarken nasıl da şey gibi hissetmişti... Seviyor gibi.
Nasıl anlamamıştı en başından beri bunun için kullanıldığını? Ne demişti Bilge hem? Bana hayran olan öğrenci çok, demişti. Onlara da aynısını yapmadığı ne malumdu?
Gözlerini açtığında Bilge odada değildi. Hemen banyoya gidip kısa bir duş aldı. Üzerinde kadına ait bir kalmasın istiyordu ama bunun için derisini soyması gerekiyordu.
Eşyalarını toparladı kısa sürede. Madem kocacığı geliyordu evde durmasının bir anlamı yoktu değil mi? Zaten amacına da ulaşmıştı Bilge, daha fazla küçük düşmenin bir manası yoktu.
O kadar da aptal değilim, demişti kendine. Ama hayır, aptaldı.
Valiziyle birlikte aşağı indiğinde Bilge'yi elinde kahveyle mutfaktan çıkarken görmüştü. Bu kadar rahattı demek? Doğru ya, vicdansızın tekiydi o.
"Sana hemen git demedim."
"Eylül geliyor almaya. Zaten aklı kalmıştı ne kadar erken gidersem o kadar iyi bu evden."
Bilge omuzlarını silkip kahvesini yudumladı ve yanından gitti. Damla arkasına döndü ve güzelce hareket çekti, keşke görseydi dedi içinden.
Bahçe kapısının dışına çıktı ve evin biraz aşağısında kaldırıma oturup ağlamaya başladı. Bilge'nin yaptığına değil bu zamana kadar nasıl anlamadığına öfkeliydi, kendine kızıyordu.
Etrafında o kadar kadın varken neden Damla'yı seçecekti ki zaten? Bir oyuncaktan başka bir şey değildi Damla.
Üşümeye başlayınca Eylül'ü aramıştı ve neyse ki açmıştı kız. Haftasonları geç uyanırdı ve saate bakarsak henüz güzellik uykusunda olmalıydı.
"Efendim Damla?"diyen uykulu sesini duyunca bir an için vicdanı sızladı. Ama başka çaresi yoktu. Arayabileceği kimse yoktu.
"Eylül beni alır mısın?"
"Alırım tabi ki." dediğinde duyduğu hışırtılardan kızın kalktığı anlaşılıyordu.
"Her şey yolunda mı?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ASİ (GxG)
Romance'İlk görüşte aşk mı yoksa bu bir kolaya kaçış mı? Takıntılarımız mıdır unutamadıklarımız yoksa en büyük aşkımız mı?' ~ Uyarı: Hikayede cinsel içerik, psikolojik travmalar, şiddet ögeleri bulunmaktadır.
