Merhaba, nasılsınız cimcimelerim? Bölüm atmayı ve sizi özlemişim! Sizi bölümle baş başa bırakıyorum. 🤍🐥🩵🫶🏼
Sabah uyandığımda, evde sesler duyduğum için korkmuştum. Fakat Gökçe'nin eve geldiğini anlayınca rahatladım. Hemen okul için hazırlanmaya başladım. Gökçe'yi öptükten sonra bisikletimi alıp okula doğru sürdüm.
Okulun kantinine su almak için girdiğimde, Ayaz Efe ve Emir Ege'yi gördüm. Masada oturmuş konuşuyorlardı ve Ayaz Efe'nin yanında bir kız vardı. Bu, Eylem değildi; başkasıydı ve çok yakınlardı. Rahatsız hissettim ama bananeydi. Beni çağırdıkları zaman ise hiç oralı olmadım. Hem zaten sınıfa Kayra'nın yanına gidecektim. Evet, evet.
Sınıfa girdiğimde Kayram her zamanki gibi ışıl ışıldı.
"Ooo, bu ne güzellik hanımefendi?" diye giriş yaptım.
"Ben her zaman güzelim." dedi Kayra.
"Kendini de beğenirmişş." diyerek göz kırptım.
"Tabii, beğenirim. Kendimi seviyorum." dedi Kayra.
Hemen bir kahkaha attım ve yanına gidip sarıldım. Alemdi bu kız. Biraz konuştuktan sonra, sınıfa Ayaz Efe ve Emir Ege geldi. Hiç Ayaz Efe'ye bakmadım, hemen telefonumla uğraştım. Ayaz Efe'nin gözlerinin üzerimde olduğunu biliyordum. Bilerek ona hiç bakmadım. Niye bakmadığımı ben bile bilmiyordum.
Ayaz Efe başını telefonumun üzerine getirerek bana bakmaya başladı. Bu hareketi nedense içimi ısıttı.
"Eee, sarı civciv, niye trip atıyorsun?" dedi hâlâ başı telefonumun üzerindeyken.
"Trip atmıyorum bir kere! Niye atayım ki?" dedim.
Gerçekten biz şu an ne yaşıyorduk? Ama her ne yaşıyorsak, güzeldi.
"Ben biliyorum da... Neyse." diyerek göz kırptı.
Göz kırpması yok mu? Ölünür...
Oyy kız, sen birinin göz kırpmasına mı öldün? Hem de bu bir erkek! dedi Büyühan.
Evet, ölüyormuş. dedi Afacan.
"Hadi, zil çaldı! Gidelim de bir şeyler yiyelim." dedi Emir Ege.
Hemen onayladık.
Emir Ege ile Kayra önde yürürken, ben ve Ayaz Efe arkada yürüyorduk.
"Bu nereye kadar gidecek? Neden konuşmuyorsun benimle, Göksel?" dedi Ayaz Efe.
Çünkü ders boyunca onunla konuşmamıştım ve o da her seferinde konuşuyordu. Cevap olarak sadece sustum.
Ayaz Efe önüme diz çöktüğünde, ayakkabılarımın bağcıklarının açıldığını gördüm. Ayaz Efe eğilmiş bir şekilde bağcıklarımı bağlıyordu. Tabii bir yandan da homurdanıyordu.
"Bağcıklarının açıldığını neden fark etmiyorsun? Ya düşersen? Bir şey olursa bir yerine, haa?"
Başımı eğerek "Ben ayakkabı bağcığımı bağlamayı bilmiyorum." dedim.
O ise "Biliyorum. Ben bağcıkların her açıldığında hep bağlarım." dedi.
Çok iyi hissettiriyordu Ayaz Efe'nin cümleleri.
Kantine geldiğimizde Kayra ve Emir Ege masaya oturmuş sohbet ediyorlardı. Biz de yanlarına gidip oturduk. Bir şeyler istedikten sonra birlikte sohbet etmeye başladık. Her şey çok güzeldi. Ta ki sabah Ayaz'ın yanında gördüğüm kız gelene kadar...
İzinsiz sandalyeye oturup Ayaz Efe'ye sırnaştı. Hemen konuşmaya başladım, çünkü hepimiz rahatsız olmuştuk.
"Öncelikle izinsiz buraya oturma haddini kim sana veriyor? Ve Ayaz Efe'ye az daha yapışırsan yere düşeceksin!" dedim.
