Ve evet, şimdi ne mi yapıyordum? Sınıfta sıramda ve yanımda Kayra yerine Ayaz Efe'yle oturuyordum. Evet, kesinlikle böyle bir şey yaşanmıştı. Ben şu an ne yaşıyorum Allah'ım, her şey beni buluyordu.
Ayaz Efe ve Tolga birbirine çok kötü bir şekilde bakıyorlardı. İster istemez gerilmiştim. Ben olayı Ayaz Efe'ye anlattıktan sonra yanıma gelip oturmuş ve bakışlarını Tolga'ya dikmişti. Bu gerilimi kesmek için Ayaz Efe'ye alttan alttan tatlı bir gülümsemeyle bakıyordum ve Ayaz Efe bu halime en sonunda dayanamamıştı ve gülümsemişti, hem de büyükçe bir gülümseme. Bunu sık sık yapmalıydım çünkü gülünce çok tatlı görünüyordu.
"Kız, ne oluyor? Yetişemiyoruz sana," dedi Büyühan.
"He ya," diye katıldı Afacan.
Keşke ben de bana ne olduğunu anlayabilseydim. Saçma bir şekilde Ayaz Efe'nin yanında çocuklaşıyor, Ayaz Efe gülümsediği zaman hoşuma gidiyordu. Karnımda kelebekler uçuyordu, hem de mavi mavi. İnanamıyorum, bana ne oluyor? Tam olarak Ayaz Efe'ye hâlâ alttan bakmaya devam ediyordum.
Ayaz Efe
Bana alttan alttan gülümseyen ve göz kırpıştıran Göksel'i gördüğümde mutlu oldum ister istemez. Çünkü şu an bana iyi gelecek olan oydu. Nedeni ise o Tolga denen piç yüzünden sinirlerim bozulmuştu.
Göksel bana olanları anlattıktan sonra sakin kalmamış, Kayra'yı hemen Emir Ege'nin yanına oturtmuş, Göksel'in yanına oturmuştum. O an o kadar sinirliydim ki Göksel ne diyorsa duymuyordum, sadece Tolga denen pisliğe bakıyordum. Kavga edecektim ama dersteydik; derste hocaya saygı duymalıydım.
Göksel eli koluma değince bakışlarımı ona çevirdim ve yüzüne odaklandım. Hâlâ o gülümsemeyi sunuyordu bana. Sadece gülümsemesine odaklandım. Bana ne oluyordu bilmiyorum ama bu gülümsemeye fena tutulmuştum. Acaba Göksel tam olarak neydi? Kimdi? Ve ne düşünüyordu benim hakkımda? Bu düşüncelerimi Göksel konuştuğu için kenara attım ve sesine odaklandım bu sefer.
"Ayaz Efe, bak, lütfen tatsızlık çıkarma. O pes edip gider zaten," dedi. Gitmek zorundaydı zaten; çok bile kalmıştı.
"Gitmek zorunda, gitmezse olacaklara katlanır," dedim. Şu an sinirli olmama rağmen Göksel'e karşı aşırı sakin konuşuyordum, bu da yeni bir şeydi.
"Ders boyunca bakışlarınla yeterince gömdün zaten, anlamıştır o ne istediğini," dedi yine, müptelası olduğum ses. İçimdeki dürtüye engel olamadım ama ilk defa içimden geleni yaptım. Göksel'in elini tuttum. Bu belki küçük bir şeydi ama benim için büyük bir şeydi. Göksel'in kızmasını, elini çekmesini bekledim fakat hiçbirini yapmadı. Aksine eli elime daha çok tutundu ve gülümsedi. Belki konuşmadı ama ben gözlerinden anlamıştım her şeyi.
Göksel
Şu an sadece kızardığımı biliyordum ama neden bilmiyordum. Onu işte bilemiyordum. İnşallah beklediğim bir şey değildir.
"Kızım, manyak mısın sen?" dedi Büyühan.
"Niye?" dedi Afacan.
"Bence de niye?" diye katıldım.
"Sen sevilecek birisin, aynı zamanda sevemeyecek birisin. Ona göre ilerle," dedi Büyühan.
Büyühan'ın dedikleriyle kendimi toparladım. Haklıydı. Ben sevmeyi beceremezdim, haklıydı. Yine ve yine...
Elimi çektim ve derse odaklandım. O da konuşmaya kalkışmadı zaten ama bakışlarının üzerimde olduğunu biliyordum. Bu sefer ben ona bakmadım.
🐥🐥🐥
Teneffüs zili çaldığında bir besmele çektim hadi bakalım beni neler bekliyor diye düşünmeden Tolga masama doğru sıçrayarak geldi yanlış görmedim bildiğin sıçrayarak irkildim korktum çünkü aynı zaanda masaya yumruk atıyordu Ayaz Efe'ye baktım ve oldukça rahattı benim ona baktığımı fark ettiği için hemen bana baktı ve gözlerimdeki korkuyu gördü çünkü ani şeylerden korkardım ve bunun nedenini kimse bilmezdi yine küçüklüğüme geçmişime gittim yine ve yine...
